Ostuni ve Lecce: Puglia’nın İki Büyüleyici Durağı
İtalya’nın güneyinde, Adriyatik ve İyon denizleri arasında uzanan Puglia, kendine özgü mimarisi, güçlü gastronomi kültürü ve yavaş akan yaşam ritmiyle ziyaretçisini hemen içine çeken bir bölge. Bu bölgenin iki büyüleyici durağı ise hiç şüphesiz Ostuni ve Lecce. Biri bembeyaz bir tepe şehri, diğeri barok mimarinin altın rengiyle parlayan bir sanat sahnesi.
Puglia’yı keşfederken Ostuni’de doğanın ortasında geçirdiğim birkaç gün ve Lecce’de şehrin ritmine karıştığım anlar, Güney İtalya’nın o kendine has atmosferini çok güçlü şekilde hissettirdi.
İncir Ağaçlarının Arasında Bir Puglia Rüyası: Ostuni
Ostuni’de kaldığım yer, doğanın ortasında saklanmış çok özel bir evdi. Meyve ağaçları arasında, geniş bir arazi ile çevrelenmiş, sizi başka bir boyuta taşıyan bir evdi adeta. Çevrede neredeyse hiçbir yapı yoktu. Tam anlamıyla doğayla baş başa kalabildiğiniz bir yer hayal edin. Ev mimari olarak da çok etkileyiciydi. Bir bölümü Alberobello’daki trulli evlerini hatırlatan konik çatılı taş bir oda şeklinde yapılmıştı. Bu yapı geleneksel mimariye sadık kalırken evin diğer bölümleri modern çizgilerle tasarlanmıştı. Tek katlı, geniş ve ferah bir evdi. Büyük bir havuzu ve uzun bir terası vardı.
Sabahları kahvaltıdan önce ağaçlardan meyve toplamak günlük bir ritüele dönüşmüştü. İncirleri dalından koparıp tatmak, günün en sade ama en keyifli anlarından biriydi. Çocuklar için arazide küçük bir ahşap kulübe yapılmıştı. Gün boyunca orada oynadılar, biz ise havuzda serinleyerek sadece sessizliği dinledik. Akşam olduğunda ise Puglia’nın o büyülü atmosferi ortaya çıkıyordu. Uzun terasta mum ışığında yemekler yedik ve ardından serinleyen havayla birlikte ateş yakıp yıldızların altında oturduk. Ateşin başında şaraplarımızı yudumlarken gökyüzü neredeyse bir planetarium kadar berraktı. Etraf tamamen sessizdi. Çıt çıkmıyordu. Sadece doğa vardı. Bu sade ama büyülü atmosfer, Puglia’nın ruhunu en saf haliyle hissettiren bir deneyimdi.
Beyaz Şehir: Ostuni
Kaldığımız yerden Ostuni’nin tarihi merkezine ulaşmak ise oldukça kolaydı. Kısa süre içinde bambaşka bir atmosfere geçiyorsunuz. Ostuni, İtalya’nın en etkileyici kasabalarından biri ve “La Città Bianca”, yani “Beyaz Şehir” olarak biliniyor. Bunun nedeni, eski şehrin neredeyse tamamen beyaza boyanmış evlerden oluşması. Dar sokaklar, merdivenler, küçük balkonlar ve çiçeklerle süslenmiş kapılar, güneş ışığıyla birlikte adeta bir Akdeniz tablosu yaratıyor.
Şehir merkezinde sabah kahvaltısı yapılabilecek en keyifli mekânlardan biri Burro Cafe. Günün her saati önünde sıra olabilen küçük ama çok şirin bir cafe ve mutfağı çok başarılı. Şehirde dolaşarak dar sokakların kaybolmak bence Ostuni’de yapılabilecek en keyifli aktivite. Sokaklar arasında geçiş yaparken karşınıza çıkacak minik sürprizler ve güzellikler sizi büyülüyor.
Akşam saatlerinde Ostuni çok daha canlı bir atmosfere bürünüyor. Küçük meydanlarda insanlar sohbet ediyor, restoranların terasları doluyor ve sokak müzisyenlerinin sesleri taş duvarlarda yankılanıyor. Deniz mahsulleri burada özellikle çok iyi. Taze balıklar ve deniz ürünleri Puglia mutfağının önemli bir parçası. ‘Al Solito Posto’ keyifle bu mutfağı deneyimleyebileceğiniz özel mekânlardan biri.
Ostuni, hem romantik hem de enerjik bir şehir. Gündüzleri beyaz duvarların arasındaki ışık oyunları, akşamları ise Akdeniz’in sıcak sosyal hayatı bu şehri unutulmaz kılıyor.
Güneyin Floransası: Lecce
Puglia’daki bir diğer büyüleyici şehir ise Lecce. Genellikle “Güneyin Floransası” olarak anılan Lecce, barok mimarinin en zarif örneklerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Şehrin neredeyse tüm tarihi yapıları, bölgede çıkarılan açık renkli Lecce taşı ile yapılmış. Bu taş güneş ışığında altın rengi bir parıltı veriyor ve şehrin atmosferini benzersiz kılıyor. Dar sokaklarda yürürken her köşede başka bir sanat eseriyle karşılaşıyorsunuz: Süslemelerle dolu kilise cepheleri, zarif balkonlar ve heykellerle bezeli saraylar. Ama Lecce’yi özel yapan sadece mimarisi değil. İnsanları da dikkat çekici derecede şık ve zarif.
Biz Lecce’nin sokaklarında dolaşırken küçük ama çok güzel bir ana denk geldik. Bir kilisede düğünü vardı. Birbirinden şık giyinmiş davetlileri izlemek, onları gözlemlemek çok keyifliydi. Tören bitip gelin ve damat kiliseden çıktığında meydandaki insanlar hep birlikte “Viva gli sposi!” (yaşasın gelin ve damat) diye bağırmaya başladı ve bir İtalyan geleneği olarak gelin ve damadın üzerine pirinç taneleri serpildi. İnsanlar alkışlıyor, gülümsüyor, kutluyordu. Şehrin barok mimarisiyle çevrili bir meydanda böyle bir ana tanık olmak, İtalya’nın o sıcak ve paylaşımcı kültürünü hissettiren çok güzel bir deneyimdi.
Bu bölge aynı zamanda temiz denizleriyle de öne çıkıyor. Bölgedeki plajlar bembeyaz kumları ve turkuaz rengi sularıyla Akdeniz’in en güzel kıyılarından bazılarına sahip. Adriyatik kıyılarındaki kayalık koylar ve İyon Denizi’ndeki uzun kum plajları, Puglia’yı bir deniz destinasyonu haline getiriyor. Özellikle deniz deneyimi yaşamanızı ve Caffè Leccese içmeden dönmemenizi öneririm. Caffè Leccese, buz, espresso ve badem sütüyle yapılan bir içecek ve yaz sıcağında gerçek bir kurtarıcı. ‘Caffè Alvino’ ise bu içeceği içebileceğiniz tarihi mekânlardan biri. Hatta barda hazırlanışını izleyerek tadımlamak bir başka keyifli oluyor.
Puglia’da hayat biraz daha yavaş akıyor. Sabahları kahve ve tatlı bir kruvasanla başlayan gün, uzun öğle yemekleri ve akşamüstü yapılan passeggiata ile devam ediyor.
Ostuni’de incir ağaçlarının altında geçirilen sessiz sabahlar ve Lecce’nin barok meydanlarında yürürken hissedilen şehir enerjisi, Puglia’nın iki farklı yüzünü gösteriyor.
Ama ikisinin de ortak bir noktası var: Hayatı acele etmeden, tadını çıkararak yaşamak. Ve belki de bu yüzden Puglia’dan ayrılırken insanın aklında tek bir düşünce kalıyor: Bir gün mutlaka geri gelmek.
Kapak Fotoğrafı: Damla Anol Erol
İlginizi çekebilir: Damla Anol Erol’dan Sorrento’dan Capri’ye

Damla Anol Erol 




















Aile Tadında
❤️ ❤️