Terakki Vakfı Sanat Galerisi, 25 Mart’ta kapılarını Selçuk Artut’un “Otonomi: Akışkan Geometri” adlı sergisine açtı. Nazlı Pektaş’ın küratörlüğünü üstlendiği sergi, teknolojik sanat ile kadim geometrik miras arasında derin ve özgün bir diyalog kuruyor.

terakki180326_00050
Terakki Vakfı Sanat Galerisi | Fotoğraf: Selçuk Artut

Sabancı Üniversitesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Programı’nda profesör olarak görev yapan Sanatçı Selçuk Artut, sanat, matematik ve teknolojiyi özgün bir dil içinde birleştiren disiplinlerarası bir sanatçı ve araştırmacı. European Graduate School’da Medya ve İletişim alanında doktora yapan Artut, on kitabın yazarı ya da editörü olarak aynı zamanda üretken bir akademisyen kimliği taşıyor.

i%cc%87cice-desenler-2025-video-4k-yaratici-kodlama-sure_-3-dakika
İçiçe Desenler | Fotoğraf: Selçuk Artut

Sergi bir eğitim kurumunda yer aldığı için izleyici kitlesinin merkezinde çocuklar da var. Artut’un bu süreçte atölyeler düzenleyeceğini de öğrendim. Atölyeler ekranla değil, pergel ve cetvelle başlıyor; çocuklar önce eliyle desen üretiyor, ardından aynı mantığı kodla dijital ortama taşıyor. Yaratıcı kodlamanın böylesine sezgisel ve kültürel bir zemine oturtulduğunu görmek, benim için serginin en etkileyici yanlarından biri oldu. Özellikle Üretken Yapay Zekâ’nın meslekleri elden alacağı endişesi yaşanan bu dönemde teknolojinin üretime katkılarından faydalandırmak öcüleştirmemek ve temel mantığı anlamak yerine dijitalden önce manuel çizim yapılması çocuklar ve ailelerde hiç şüphesiz teknolojiyle sağlıklı bir bağ kurmalarına yardımcı olacaktır.

terakki180326_00077
Terakki Vakfı Sanat Galerisi | Fotoğraf: Selçuk Artut

Eserlerin sergilendiği sanatı kurumsal bir sorumluluk ve eğitimsel bir gereklilik olarak gören Terakki Vakfı, toplumsal sorumluluk bilinciyle sanata ve sanatçıya bakışı; sanatı yaşatmanın, en az yaratmak kadar önemli ve ciddi bir uğraş olduğu yaklaşımını benimsiyor. Bu bağlamda oluşturulan ve 2000 yılında faaliyetlerine başlayan Terakki Vakfı Sanat Galerisi; sanat eserlerinin sergilenmesi, gelecek nesillere aktarılması, sanat ve sanatçı ile öğrencilerin, velilerin, sanat çevresinin ve sanatsever izleyicinin buluşturulmasını hedefleyen bir yaklaşımla hareket ediyor.

Artut, kendi sanatsal pratiğini “dijital sanat” ya da “yeni medya” gibi yerleşik kavramlarla değil, “teknolojik sanat” olarak tanımlamayı tercih ediyor. Serginin merkezinde, İslam aydınlanma döneminin matematiksel derinliği taşıyan geometrik desenleri ile çağdaş hesaplamalı sanat arasında kurulan köprü ile oluşturulan teknolojik eserler yer alıyor. Bu mirasa samimi bir yaklaşım sergileyebilmek için Artut, yıllar içinde hem geleneksel desen yapım tekniklerini bizzat öğreniyor hem de Özbekistan, Konya, Beyşehir ve Akşehir gibi merkezlerde kapsamlı alan araştırmaları yapıyor. Bu seyahatlerde derlenen fotoğraf ve motif örnekleri sergi mekânında izleyiciyle buluşuyor.

aksehir-seyh-haci-i%cc%87brahim-veli-turbesi-konya-1370-40-x-26-cm
Akşehir Şeyh Hacı Bayram Veli Türbesi | Fotoğraf: Selçuk Artut

Sergide yer alan eserlerin bir kısmı doğrudan tarihi kaynaklardan besleniyor: Karatay Medresesi’nden 14. yüzyıla ait bir desen, Niğde’deki bir medresenin mimarisinden alınan motifler ve Selçuklu dönemi desenleriyle Japonya’nın Asano desenlerini bir araya getiren bir video kompozisyonu bunların başında geliyor. Bu son video, Türkiye’de ilk kez bu sergide gösteriliyor; daha önce yalnızca Osaka’da sergilenmişti.

Artut’un üretim süreci, geleneksel ile hesaplamayı birbirine bağlayan katmanlı bir yöntem üzerine kuruludur. Tarihi bir deseni keşfeden sanatçı, önce onun yapısal mantığını çözümler; ardından bu yapıyı kod yazarak bilgisayar ortamında yeniden üretir. Kodun sağladığı dinamizm sayesinde desenler statik bir görüntünün ötesine geçerek hareketli, canlı birer anlatıya dönüşür.

terakki180326_00045
Terakki Vakfı Sanat Galerisi | Fotoğraf: Selçuk Artut

Sergideki heykeller paslanmaz çelik ve alüminyumdan üretilmiş olup CNC kesim tekniğiyle şekillendirilmiştir. Tasarım sürecinde olası kombinasyonları denemek için üç boyutlu yazıcıyla hazırlanmış küçük ölçekli modeller bir prova aracı olarak kullanılmıştır. Sergi, estetik bir deneyimin ötesinde güçlü bir tarih ve kültür tartışması da sunuyor. Artut ve küratör Pektaş’ın paylaştığı ortak kaygı şu: Batı merkezli sanat tarihi yazımı, Doğu’nun ürettiği matematiksel ve görsel mirası uzun süre göz ardı etmiştir. Yeni müzecilik anlayışlarının bu boşluğu gidermeye başladığı bugünde, sergi bu yeniden yazım sürecine somut bir katkı sunuyor.

terakki180326_00079
Terakki Vakfı Sanat Galerisi | Fotoğraf: Selçuk Artut

Bu perspektiften bakıldığında “Otonomi: Akışkan Geometri”, 13. yüzyıldan 21. yüzyıla uzanan geniş bir zaman diliminde Asya, Anadolu ve Uzakdoğu arasında görünmez bağlar kuruyor. Belirttiklerine göre, “Algoritma” sözcüğünün Arapça kökeni ve “cebir”in İslam matematikçilerinden dünyaya yayılışı gibi olgular, bu coğrafyaların bilim ve sanata yaptığı katkıların ne denli köklü olduğunu hatırlatıyor.

manifold-serisi-001-2025-hahnemuhle-matt-fine-art-kagit-uzerine-arsivsel-pigment-baski-3b-modelleme-2d-kolaj-goruntu-isleme-85-x-146-cm
Manifold | Fotoğraf: Selçuk Artut

Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nin bir eğitim kurumunun bünyesinde yer alması, sergi için anlamlı bir bağlam oluşturuyor. Artut, sergi sürecinde öğrencilere yönelik atölyeler de düzenleyecek. Bu atölyeler ekran ve klavye ile değil, pergel ve cetvelle başlıyor: çocuklar önce geleneksel yöntemlerle geometrik desen üretiyor, ardından aynı mantığı kod yazarak dijital ortamda deneyimliyor. Böylece soyut bir kavram olan “yaratıcı kodlama” elle tutulur, gözle görülür bir deneyime dönüşüyor.

alaaddin-cami-_kenar-bordur_-konya-1220-30-x-16-8-cm
Alaaddin Cami “Kenar Bordür” Konya | Fotoğraf: Selçuk Artut

Küratör Nazlı Pektaş’a göre bu seçim tesadüfi değil. Selçuk Artut’un matematik geçmişi, geometri sanatını teknolojiyle buluşturma biçimi ve disiplinlerarası bakışı onu bu sergi için biçilmiş kaftan yapıyor. Müzikle ritmi bir arada düşünen, kodu bir anlatı aracına dönüştüren, farklı kültürlerin görsel mirasını aynı çatı altında harmanlayan bir sanatçının işleri, çocukların hem kendi kültürlerini hem de dünya sanatını yeniden keşfetmeleri için güçlü bir zemin sunuyor.

Sergi 24 Nisan’a dek izleyici gösterimine açık. Bu keyifli sergiyi Üretken Yapay Zekâ dönemindeki kafa karışıklığı ve endişe yaratan bir dönemde faydalı ve yaratıcı bir şekilde kullanıldığını görmek beni umutlandırdı ve çok mutlu etti. Özellikle gençlerin bir çok araca çok erken yaşta verimli ve keyifli bir şekilde ulaşabildiğini görmek heyecan verici.

Kapak Fotoğrafı: Selçuk Artut

İlginizi çekebilir: Artsy Magger’dan İstanbul’un Sergi Takvimi