Mayıs ayını bitirdim ve bir sezonunun daha perdelerini kapattım. Hayal kırıklığı yaratan, beklentilerimi biraz sekteye uğratan birkaç oyunu saymazsam, dokuz ay boyuca keyifle “oyuna geldim”. Mayıs ayı da bu oyuna gelme eylemine dahil!

Mayısta günlerim, listemdekileri bitirmiş olmanın mutluluğunu yaşadığım, tekrar izlediğim ve yeni sezon öncesi onlar gibi benim de seyirci koltuğunda göz kırptığım oyunlarla geçti. İşte sezonun finaline yakışan oyunlardan kısa izlenimlerim:

 

Damdaki Kemancı, Zorlu PSM

Cüneyt Gökçer’in “ah bir zengin olmsam” şarkısıyla zihnimize yer eden Damdaki Kemancı, tıpkı yıllar öncesinde izlediğim gibi içimi ısıttı. Bu kez Mehmet Ali Kaptanlar, muhteşem oyunculuğunu konuşturdu. Binnur Kaya, Özgür Çevik’in yanı sıra 7’den 70’e deneyimli oyuncu kadrosu da, bu eşsiz klasiğe hakkını verdi. Müzikler, şarkılar, danslar, bizi de o mahalleye götüren dekor ve büyük bir emekle hazırlanmış kostümler de cabası. İki perde boyunca ailenin sahip olduğumuz en değerli zenginlik; komşularımız ve dostlarımızın da hayatta tutunacağımız en sağlam dal olduğunu hatırladık. Önemli olan para değil sevgidir, yanımızda götüreceğimiz… Büyük küçük herkesin izlemesi ve kendine göre dersler çıkarması gereken Damdaki Kemancı, yeni sezonda sahneye adımını atar atmaz, siz de karşısında mutlaka yerinizi alın.

 

Altar, Berika

Bu sezonun en beğendiğim farklı ve iyi işlerden biri olarak sahnedeydi, Altar. Can Bora, insanın şu dünyadaki doğum-yaşam-ölüm üçgenindeki var oluş yolculuğunu anlattı. Tiyatro ve dansla disiplinlerarası bir performans sunan Altar, sahnedeki başarısıyla kendini alkışlattı. İlk önce dansla sahneye geldi, bir hastane odasındaki endişeli bekleyişle bizi aldı götürdü. Çocukluğunda başlayan, büyürken daha da şiddetlenen var olma çabasını, farklı sahnelerle, ampül ve naylon pencerelerden ibaret dekorla bize sergiledi. İzlerken kendimizi de sahnede görmemiz kaçınılmazdı. Bizler de kendimizi anlatma cesaretini kaybettik, ‘gel beni gör’ diyemedik ve bir süre sonra benliğimiz, kapıların arkasında kaldı. Oyunun, sonunda sorduğu soruyu düşünür olduk: sahi, kendimize küsmeden önce “olduğumuz kişiyi” hatırlıyor muyuz? Oyun sonrasında Can Bora ile yazışmalarımda, sahnenin arkasındaki tüm hazırlık sürecinin ne kadar büyük bir emekle gerçekleştiğini ve ayaklarının yere ne kadar sağlam bastığını gördüm. Bu durumda yeni sezonda bir kez daha izleyip özümsemenin de şart olduğunu. Bence siz de listenize şimdiden alın derim.

 

Düşperest, Taşra Kabare

Bu sezon alkışlamaya doyamadıklarımın başında, bir Taşra Kabare güzelliği Düşperest geldi. Eğlencesi şahsına münhasır bu kabareyle, Nergis Öztürk, Şevki Çepa ve Cemal Toktaş, arkalarına Düş Bandosu’nu alarak, inatla peşinden gitmemiz gereken düşlerimizi hatırlattı. Oyunun alaturkadan, arabeske, pop ve günümüzün -henüz ne olduğunu anlayamadığımız- müzik tarzına uzanan yelpazesi, bizim de bazı gerçeklerin altını çizmemizi sağladı. Oyunda da belirtildiği gibi “mesele, her devrin adamı olmak değil, her devirde adam olmak.” Düşlere inanmak, düşleri gerçekleştirmek gerek.  Eğer içinden geçen aşksa, o düşlere daha da sarılmak gerek. Yeni sezonda da mutlaka’larınız arasında olmalı Düşperest. İzlediğinizde yeni düşler kuracağınıza ve içinizdeki düşperestlere selam duracağınıza eminim.

 

Alacakaranlık Kuşağı, Taşra Kabare

Sezonu başka bir Taşra Kabare güzeliyle, Alacakaranlık Kuşağı ile yapma şansına eriştim. Böyle verimli bir sezona böylesi bir final de çok yakıştı. Oğuz Utku Güneş’in uyarlayıp yönettiği oyun, bir zamanların çok sevilen Alacakaranlık Kuşağı serisinin dört bölümünden oluşuyor. Her biri, bir öncekinden heyecanlı ve yüksek tempolu bu oyun, insani tüm duygularla, zayıflıklarla, ikilemlerle ve tezat hislerle bizi, bize anlatıyor. Yönetmenin uyarısıyla tekinsiz bir coğrafyada geçen seksen dakika boyunca, Melina Özpromodos, Ayşegül Tekin, Cemal Toktaş, Çağdaş Tekin ve Oğuz Utku Güneş’in zirveden inmeyen enerjisine hayran olduk, izleyince sizde de aynı hayranlık söz konusu olacak. Bence hiç düşünmeden, hareketi bol bu oyunla yeni sezona harika bir başlangıç yapın, pişman olmayacaksınız.

Tiyatrolar şimdeden yeni sezon için hazırlıklara başladı. Kimisi provalara start verdi, kimisi hangi oyunu repartuarına alacağına. Onları takip etmekse biz tiyatroseverler için heyecan verici. Bakalım, yeni sezon bize neler getirecek? Bizlerde sabırsız bir bekleyiş, onlarda telaş hakim. O zaman, eylülde görüşmek, yeni oyunlar listesini paylaşmak dileğiyle…

Fotoğraflar: Taşra Kabare, Zorlu PSM

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?