Genel bir kavram olarak neopagan müzik, karşımıza post-punk, heavy metal, klasik müzik, halk müzik (folk) ya da ambient müzik gibi farklı formlarda veya bunların karışımı olarak çıkıyor. Bu yazıda yer vereceğim gruplar daha çok pagan folk müzik kültürüne yakınlar. Faun ve Omnia orta çağ atmosferini, premodern enstrümanlar yardımıyla elektronik ve halk müzikle birleştirip sunarken; Wardruna daha çok runik semboller üzerine kurduğu ambient müziğini en eski İskandinav enstrümanlarıyla ve doğanın sesleriyle harmanlayarak bizlere sunuyor.

Orta Çağ Dönemi Yaylı Çalgılarından, Rebec
Orta Çağ Dönemi Yaylı Çalgılarından, Rebec | Fotoğraf: vkngjewelry.com

Bahsettiğim üç grubun da kendilerine has, belirgin tarzları var. Ancak ortak bir noktaları var ki; her biri özenle tasarlayıp giydikleri kıyafetleri ve kullandıkları enstrümanlarla birlikte; görsel ve işitsel bir şölenin yanında büyüleyici de bir atmosfer yaratıyorlar. Şimdi gelin hepsini biraz daha yakından inceleyelim.

Pagan Folk Müzik Grupları

Faun

Faun, temelleri 1998’de atılan Alman pagan folk grubu. 2002 yılında ilk albümlerini çıkaran grubun Almanca, İngilizce, Latince, Yunanca ve İskandinav dilleri olmak üzere çeşitli dillerde şarkıları mevcut. Kelt ve İsveç arpı, gitar, mandora, buzuki ve flüt gibi çeşitli araçlarla; gelenekleri ve tarihi, modern müzik ile birleştirerek ortaya enfes ezgiler çıkarıyorlar. Kurulduğu zamandan bu yana grupta olan tek kişi Oliver S. Tyr. Diğer üyeler; gruba zamanla katılan Rüdiger Maul (2000), Niel Mitra (2002), Stephan Groth (2012), Laura Fella (2017) ve son olarak Adaya De Baïracli Levy’den (2020) oluşuyor.

Grubun adı eski Yunan-Roma mitolojisine dayanmakla birlikte, esasında doğanın kendisinden geliyor. Kendilerini tabiatın bir parçası olarak gören grup, ormanlardayken oldukça rahat ve evlerinde gibi hissediyorlar. Videolarının çoğu yeşilin içerisinde geçiyor ve Oliver’ın bir röportajında da etkilendiğinden bahsettiği fantastik edebiyatın etkileri de görülebiliyor. Kıyafetler olsun, enstrümanlar olsun, grubun üyeleri o kadar güzel bir uyum yakalıyor ve duygularını şarkılarla o kadar güzel aktarıyorlar ki; Faun’u dinlerken huzurun üst seviyelerine ulaşıp başka başka diyarlara gidiyorsunuz. Benim bazı zor zamanlarımın kurtarıcıları diyebilirim, tam bir antidepresan niteliğindeler. Bu zamana kadar 10 tane albüm 2 tane de DVD çalışmaları var. Severek dinlediğim çok fazla şarkıları olmakla birlikte buraya temsil için bir tanesini bırakıyorum.

youtube play youtube play

Omnia

Omnia, Steve Evans tarafından 1996’da kurulan Hollanda kökenli bir grup. Steve’in eşi aynı zamanda grubun bir diğer üyesi Jennifer Evans (Jenny), 2002 yılında gruba katılıyor. Omnia’nın da Faun gibi farklı dillerde şarkıları mevcut. Stenny (Steve-Jenny) yaptıkları pagan folk müziğin spesifik olarak herhangi bir müzik tipini yansıtmadığını; yaratıcılığın sınırlarının olmadığını ve çalışmalarında bolca müzikal çeşitliliğin hakim olduğunu belirtiyorlar. Grubun adı ise, Latince ‘her şey’ anlamına geliyor.

Sahnede el yapımı akustik geleneksel ve tarih öncesi enstrümanlar kullanıyorlar. Kendilerini doğaya ve onu korumaya adayan grup, herkesi de ‘Earth Warrior’ adlı şarkılarıyla içinde yaşadığımız dünyayı korumaya çağırıyor.

Omnia’nın sözlü şarkıları veya sözsüz şarkıları olsun, hatta sözlerinin hiç anlamı bile olmasın öyle güzel enerji veriyor ki; insanı dertten tasadan uzaklaştırıyor, üstüne insanın bir de dans edesi geliyor. Biraz kaybolmuş hissettiğimde kendimi bir anda içinde bulunduğum ve en favori şarkılarımdan biri olan ‘Fee Ra Huri’ enstrümantal olarak başlayıp aşağıdaki döngüyle devam ediyor;

Wack fol’a day diddle dee dye doe,

Je le len ‘o je le la le len ‘o,

Fiddle daddle day diddle dee dye doe,

Ho ri f dhe ra huri

Hiçbir şey ifade etmiyor değil mi? Aynen öyle!

youtube play youtube play

Wardruna

Wardruna, temelleri 2003’te atılan, kendilerini eski İskandinav ve İskandinav geleneklerini müziksel olarak yorumlamaya adayan Norveçli bir grup. Einer Selvik, Lindy-Fay Hella ve Gaahl’ın (Kristian Eivind Espedal) birlikte kurduğu grupta geleneksel İskandinav enstrümanların dışında; ağaçların, taşların, suyun ve ateşin sesleri de doğanın portresini yansıtmak için kullanılıyor. Zaman içerisinde Arne Sandvoll, Eilif Gundersen, HC Dalgaard ve John Stenersen’in katılımıyla grup bugünkü şeklini alıyor.

Wardruna’nın simgesi, içerisinde çok fazla runik sembol barındırdığı için birden fazla anlama geliyor. Ancak grubun genel olarak belirttiği anlamı şöyle: ‘Warden of runes/secrets/knowledge’. Yani; kendilerini X bir şeyin koruyucusu olarak tanımlıyorlar. Runik yazı ise; Latin alfabesinden önce çeşitli Cermen dillerinde kullanılan sembollerden oluşan bir alfabe.

Wardruna’nın Runaljod – gap var Ginnunga (2009), Runaljod – Yggdrasil (2013) ve Runaljod – Ragnarok’tan (2016) oluşan ilk üçleme albümü; ‘Elder Futhark’ olarak bilinen en eski Rune alfabesi üzerine. Burada şunu tekrar belirtmekte fayda var ki; bu gizemli sembollerin kesin bir anlamı yok, yorumlayan sanatçıya göre farklılıklar gösterebiliyor.

2018’de dördüncü albüm Skald; 2021 başlarında ise beşinci albüm olan ‘Kvitravn (White-Raven)’ dinleyicilerle buluşuyor. Bu albümde de doğayı, mitleri ve Kuzey’in gizemini sonuna kadar içimizde hissederek İskandinav ruhuna doyuyor ve bunların geleneksel enstrümanlarla uyumunu dolu dolu yaşıyoruz. Aynı zamanda ‘Vikingler’ dizisinde de esintileriyle karşılaştığımız Wardruna’nın, İskandinavya’nın mistik havasını sonuna kadar içinizde hissedebileceğiniz bir şarkıyı da şöylece bırakıyorum.

youtube play youtube play

Biraz daha detaylı olarak bahsetmeye çalıştığım bu üç pagan folk grup ve bu kültürün nice temsilcileri iyi ki varlar diyorum. Köklerini, tarihlerini, mitlerini o kadar güzel yaşatıyor ve yansıtıyorlar ki; hayran olmamak elde değil. Gergin zamanlarımda beni gevşeten, keyifli zamanlarıma daha çok keyif katan, çoğu zaman huzuru bulabildiğim, ucu bucağı olmayan bir tarz pagan folk. Her şeyin ve herkesin doğayla bir bütün oluşu, kullanılan sayısızca farklı enstrümanlar ve yaşatılan orta çağ havası, insanların enerjisi, ortaya çıkan harmoni, çok ama çok daha fazlası, tam anlamıyla anlatmaya kelimeleri yetiremediğim öyle samimi bir şey var ki.. Bu şarkılar, içimde çoğu şarkının ulaşmayı başaramadığı yere ulaşıyorlar, hissedebiliyorum. Sizin de buralardan biraz uzaklaşmaya ihtiyacınız varsa, hadi gelin Başka Diyarlar‘a gidelim ve rahat bir nefes alalım! 🚀

                                                     Kapak fotoğrafı: tunnel.ru

                                         İlginizi çekebilir: Yücel Babadağ’dan Vilnius