Son dönemde birçok farklı kişiden duymaya başlamamız üzerine biz de bir şans verelim dedik ve Netflix’ten de ulaşabilir olmasıyla hızlı bir şekilde hayatımıza girdi Peaky Blinders. BBC’nin ilk sezonunu 2014’te yayınladığı dizi, şu ana kadar 4 sezonunu tamamladı ve 2019 yılı içerisinde 5. sezonunu da izleyicilerle buluşturacak. Dizinin detaylarına girmeden önce direk son cümle ile başlayayım: Sherlock ve/veya Godfather sevdiyseniz, Peaky Blinders’ı da büyük ihtimalle çok seveceksiniz.

Dizinin senaryosu İngiltere Birmingham’da geçen gerçek bir hikayeden esinlenerek yazılmış. 1890’ların sonlarında ve 1900’lerin başlarında sokak çeteleri tarafından yönetilen Birmingham’da ortaya çıkan çetelerden biri olan Peaky Blinders, gerçek hayatta varlığını çok sürdürememiş ve yerini 1. Dünya Savaşı öncesinde The Brummagem Boys adındaki başka bir çeteye bırakmış. 1. Dünya Savaşı sonrasında ise bu çetenin bazı üyeleri, dizinin 1. sezonunda da gördüğümüz Billy Kimber tarafından yönetilen The Birmingham Gang isminde başka bir çeteye katılmışlar ve The Birmingham Gang ülkenin en çok korkulan çetelerinden biri haline gelmiş. Dizide Peaky Blinders olarak izlediğimiz Shelby ailesi ise tamamen kurgu. Aşağıda gerçek Peaky Blinders üyelerinin bir fotoğrafını görebilirsiniz: Soldan sağa Henry Fowler, Ernest Bayles, Stephen McHickie ve Thomas Gilbert.

Lafı çok uzatmadan diziye dönersek; 1. sezon, 1920’de 1. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında Peaky Blinders’ın yükselişini anlatarak başlıyor. İlk sezonda Shelby ailesinin ve aile çetesi Peaky Blinders’ın beyni ve lideri Thomas Shelby’ye (Cillian Murphy) odaklanarak aile üyelerinin karakterlerini ve birbirleriyle ilişkilerini yakından tanıyoruz ve Billy Kimber (Charlie Creed-Miles) ile olan çekişmelerini izliyoruz. Bu sezon genel olarak Birmingham’da geçerken, sonraki sezonlarda işlerin büyümesiyle Londra ve hatta biraz Amerika işin içine giriyor ve Yahudiler, İtalyanlar ve Ruslarla da karşılaşıyoruz.

Peaky Blinders’ı izlerken hoşumuza giden birçok farklı nokta oldu. Bunların başındaysa dizideki oyunculuk kalitesi geliyor. Cillian Murphy, Tom Hardy, Adrien Brody, Sam Neill, Helen McCrory gibi oldukça ünlü oyuncuların yer aldığı dizide, hemen hemen herkes rolünün hakkını fazlasıyla vermiş. Bunda kaliteli oyuncular dışında, karakterlerin iyi ve derin düşünülmüş olmasının rolü de çok büyük. Diziyi izlerken sahneler ve olaylardan bağımsız oyunculuklardan da keyif alıyorsunuz ve bazen kaliteli bir tiyatro izliyormuş gibi hissediyorsunuz. Özellikle çete lideri Thomas Shelby rolündeki Cillian Murphy tek kelimeyle inanılmaz bir iş çıkarmış.

Oyunculuk dışında görüntü yönetmenliği dikkatimizi çeken bir diğer nokta oldu. Çekimler için oldukça ince ve detaylı düşünüldüğünü henüz ilk bölümlerde fark ediyorsunuz ve bazı sahneler insanı gerçekten büyülüyor. Dönem dizisi olmasının hakkı da ayrıca verilmiş, mekan ve kostüm seçimleri de oldukça etkileyici.

Dizinin müzikleri de ayrıca muhteşem: Nick Cave, White Stripes, PJ Harvey, Tom Waits, Arctic Monkeys… Bunlar ilk aklıma gelenler. Şarkıların seçimi dışında çekimlerle uyumları da çok güzel ve bu sayede dizi sizi ilk andan itibaren içine alıyor. Soundtrack’i dinlemek isterseniz Spotify playlist’i bu linkte.

Bunu da söylemem gerekir; diziyi izlerken canımızı sıkan ufak detaylar da oldu (birçok dizide olduğu gibi). İzlerken senaryonun ilerleyişinde bazı olaylar için “ben böyle yapmazdım” diyebilirsiniz veya bazı konuların fazla uzadığını düşünebilirsiniz. Ama başta da dediğim gibi, özellikle Godfather ve/veya Sherlock sevdiyseniz Peaky Blinders’ı da sevmeniz çok muhtemel. İngiliz yapımı kaliteli oyunculuk, yönetmenlik ve müziklerle dolu sürükleyici bir gangster dizisi izleme fikri kulağınıza hoş geliyorsa Peaky Blinders tam size göre!

İzlemek için tıklayın.

IMDb Puanı: 8.8/ 10

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN