Pera Müzesi’nde devam etmekte olan “Bana Bak!” sergisini kapsamında görebileceğiniz tablo “Süt Orman” İspanyol sanatçı Curro Gonzalez’e ait. Pera Müzesi’nin bu resimden esinlenerek düzenlediği “Botanik Mono Baskı” atölyesi bana mono baskı tekniğini tanıma fırsatı verdi, ayrıca “kendimizi bir imge olarak nasıl yorumladığımız” üzerine düşünmemi sağladı.

Pera Müzesi’nde devam etmekte olan Bana Bak! ”la Caixa” Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan Portreler ve Diğer Kurmacalar”, bir süredir merak etmekte olduğum ancak bir türlü görme fırsatı bulamadığım bir sergiydi. Mono baskı atölyesine katıldığımda sergiyi de gezme şansım oldu. Sergi ve atölye deneyimimden önce kısaca sergi koleksiyonunun ait olduğu CaixaForum’dan bahsetmek istiyorum çünkü birkaç hafta önce Madrid’de gezme fırsatı bulduğum fotoğraf sergisi yine “la Caixa” tarafından bir araya gelmiş 10 farklı fotoğrafçıya ait eserlerden oluşuyordu. “FotoPres” isimli sergide çeşitli fotoğrafçıların belirli bir projesinden alıntılar yapılmıştı, hem kendi içinde hem de genel olarak güçlü bir dile sahip fotoğraflar bulunuyordu. Bu kolektif projede yer alan ve özellikle aklımda kalan iş Dani Pujalte ve Rita Puig-Serra Costa isimli iki fotoğrafçıya ait. “Good Luck with the Future” adını taşıyan proje iki sene süren poetik bir yolculuk sonunda ortaya çıkıyor. Projeye ait kitabı fırsat bulursanız mutlaka inceleyin. Hatta ilginiz varsa; gelecekten, bilinmezlikten, beklediğimizden çok daha farklı gelişen olaylar üzerinden ilerleyen bir hikâyeye sahip bu fotoğraf kitabına kütüphanenizde yer vermeniz gerektiğini düşünüyorum. (Bu kitabı İstanbul’da özenle seçilmiş kitaplara sahip FiLBooks’da bulabilirsiniz)

Curro González | Süt Orman, 1999

Sanat tarihinde ve günümüz sanatında da değerli bir ifade biçimi olan portreye “kişisel” sıfatını da eklediğimizde hem sanatçı, hem de izleyicisi için çok farklı bir boyut kazanıyor. Çeşitli ifade biçimlerine sahip sanatçılar, kendilerini tanımlayanı ortaya koyarken izleyicisinin de ister istemez kendini sorgulamasın, yorumlamasına sebep oluyor. Hem bulunan eserlerin çeşitiliği hem de içeriği ile “Bana Bak!” görülmesi gereken bir sergi. Beni ben yapanı, “tek” ve “özel” kılanı düşündüren, sonra “tek”, “özel” veya “eşsiz” olma düşüncesinin gereksiz olup olmadığını sorguladım bu sergiden sonra. Sonunda ne kadar küçük ve kendi halinde varlıklar olduğumuzu düşündüğüm, sınırlı görüş alanımız içinde kısılıp kaldığımızı bir kez daha farkına vardım. Daha unutulmaz bir deneyim için bu sergiye yanınızda biriyle gitmenizi tavsiye ediyorum; ayakları yere basmayan, akış halindeki düşüncelerle keyifli sohbetleriniz olacağını düşünüyorum. Resim, fotoğraf, heykel ve videodan oluşan seçkisiyle, sergi sayesinde kendinize yeniden, farklı bir açıyla bakacaksınız.

Yunancada “bir, tek, yalnız” anlamına gelen kelime “mono”, ingilizcede “bir, tek, yekpare” anlamında ön ek olarak kullanılıyor. Mono, Hint-Avrupa dil ailesinde ise “küçük ve izole” anlamına gelen kelimenin kökü. “Mono baskı”, bu kavramlara ve köklere bağlı bir teknik. Her sanatçının, mono baskı yapan her bireyin ortaya çıkardığı iş birbirinden farklı oluyor. Bunun yanı sıra, bireysel olarak yaptığınız her baskı, uğraşsanız bile öncekinin aynısı olmuyor. Bir yıl boyunca, hatta bir ay veya bir gün içinde yaşadığınız deneyimler sonucu geçirdiğiniz değişimler gibi düşünebilirsiniz bunu.

Biz, mono baskı atölyesinde bitkiler, yapraklar ve su bazlı linol boyalar kullanarak kendi uygulamalarımızı gerçekleştirdik. Atölye boyunca birkaç baskı yaptık ve her birinde mono baskıya dair ipuçları keşfettik. Boyanın ne kadar kullanılması gerektiğine dair, hangi yaprakları tercih etmemiz gerektiğine dair daha net bilgilerimiz oldu; atölyedeki diğer katılımcıların yaptığı baskılara bakınca renk tercihimizi değiştirdik, kullandığımız bitki çeşidini değiştirdik. Boyalar ve bitkilerle çalışmanın üzerimde rahatlatıcı bir etkisi oldu. Baskının nasıl yapıldığını izledikten sonra dilediğim gibi çalışırken ne zaman boyalarla başım derde girse veya soru sormaya ihtiyacım olsa çevremde yardımcı olacak birilerini bulabilmiş olmamın da bunda etkisi büyük. İstanbul’da bir cuma akşamımı böyle keyifli bir etkinlike değerlendirme imkanı bulduğum için mutluyum. Pera Müzesi’nin zaman zaman düzenlediği atölyeler hem sergiyi özümseme fırsatı veriyor, hem de farklı bir deneyim sahibi oluyorsunuz. Bu atölyeleri takip etmenizi öneriyorum!

Atölye sonunda evime götürebileceğim baskılarımın yanında, kendime dair yeni bakış açıları edindim. İnsanın her zaman değişim içinde olduğunu, ve bu değişimlerin pozitif olması için hep kısıtlı çevremizin, konforlu alanımızın dışına çıkmamız gerektiğini düşündüm tekrar. Geleceğe veya geçmiş takılarak, geniş açılardan bakmayı unutarak ilerlemeden değişmek sonunda bir yere varmanızı sağlamayacak. “Bana Bak!” ise 2018’in ilk ayında, çeşitlilik ve cesaret dolu bir başlangıç yapma motivasyonu ile gezilmesi ve üzerine düşünülmesi gereken bir sergi…

Bana Bak! sergisi Pera Müzesi’nde 4 Mart’a kadar sürerken, Pera Eğitim’in Botanik Mono Baskı Atölyesi 23 Şubat Cuma 19.30’da bir kez daha gerçekleşecek. Atölyeyle ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bana Bak! sergisiyle ilgili daha fazla bilgiye, theMagger Ajanda‘dan ulaşabilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN