Roma’nın küstah, ukala, ilk gördüğünüzde gözünüzü her ne kadar korkutsa da tanıdıkça daha çok sevip bağlandığınız, sizi sarıp sarmalayan serseri çocuğu ile tanıştırayım sizi: Pigneto!

Pigneto
Pigneto | Fotoğraf: Flickr / Davide Costanzo

Konum

Roma’da yaşadığım beş ay boyunca evim bildiğim; şehrin en renkli, en aktif, en aktivist bölgesi Pigneto, labirenti andıran sanat dolu bir Roma köyü adeta. Benim gibi kendisini “foodie, dreamer, music and street art lover” olarak tanıtan birisi için de ömürlük yaşanacak kadar özel ve güzel bir yer. Aradığı ilhamı sokaklarda kaybolarak bulmaya çalışan, iyi yemek seven, uzun sohbetli içki masalarından kalkıp sabahın ilk ışıklarına dek dans edebilen biriyseniz gerçek Roma’nın tadına varmak için Trastevere, İspanyol Merdivenleri, Pantheon gibi yerlerin hepsini geride bırakıyorsunuz ve “Eternal City”den uzaklaşarak şehrin banliyölerine yol alıp, Pigneto’yu deneyimlemeye geliyorsunuz! Antik su kemerlerini, Via Prenestina ve Via Casilina arasındaki görkemli antik kapı Porta Maggiore’yi geçtikten sonra eriştiğiniz bu renkli mahallenin, turistler tarafından az biliniyor olmasının yanı sıra bildiğiniz Roma’ya da hiç benzemeyen fakat en harbi Romano bölgelerinden olduğunu da söyleyebilirim.

Adını Villa Serventi’nin duvarları boyunca dikilen çam ağaçlarından alan, küçük çam ağacı anlamına gelen Pigneto, 1800’lerde demir yolu endüstrisinde çalışanların yaşadığı bir bölge olarak biliniyor ve şu anda bölgenin ana merkezi olan Via del Pigneto boyunca uzanan toplu konut kompleksi 1920’lerde demir yolu kooperatifleri tarafından inşa ediliyor. Bölgeye fabrikaların gelmesiyle de “işçi sınıfı karakteri” burada ortaya çıkmaya başlıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında komşu bölge San Lorenzo kötü bir şekilde bombalanıyor ve Pigneto hem Nazi Almanyası hem de Mussolini hükümetine karşı büyük bir direniş bölgesi halini alıyor ama iki tarafın da sıkıştırmasıyla savaştan haliyle olumsuz etkileniyor.

Bölgenin şansının dönmeye başladığı dönemse savaş sonrası cesur ve özgün hikayelerle topluma ayna tutarak, İkinci Dünya Savaşı sonrası verilen mücadeleyi tasvir etmek isteyen Neorealist yönetmen ve film yapımcılarının Pigneto ile ilgilenmesiyle başlıyor. Böylece bu bölge büyüyüp gelişmeye başlıyor. Roberto Rossellini’nin Pigneto’da geçen filmi Roma, Città Aperta, savaşın yıktığı kent portresini gözler önüne sererken, işçi sınıfının mücadelesini anlatıyor. 1960’larda İtalyan film yapımcısı Pier Paolo Pasolini’nin de etkisiyle Pigneto karşı kültürün hakim olduğu bir bölge haline geliyor ve bölgenin günümüzdeki kimliği o zamanların izlerini hala taşıyor. 

youtube play youtube play

2000’lere kadar popüler bir bölge olmayan Pigneto, üzerindeki pasaklı ceketi sallayarak Roma’nın alternatif akımın yükselişte olduğu, en sanatsal, en bohem, en funky ve en hipster bölgesi olmayı başarıyor. Her gün her köşesinde yeni bir ironik-politik mural keşfedebileceğiniz küçük sokaklarına dağılmış kafeleri ve barları, ikinci el mağazaları, plak dükkanları ve Roma’nın en hareketli gece hayatı ile bloggerlara, tasarımcılara, sanatçılara ve La Sapienza Üniversitesi öğrencilerine ev sahipliği yapıyor. Yaşadığı bu değişim ve dönüşüm ile bizdeki Karaköy’ü, Londra’daki Shoreditch bölgesini andıran Pigneto, biraz dağınık bir yapıya sahip olduğu için keşif gerektiriyor. Dinamik kültürlerin çarpışmasını ve eklektizmi seven birisi olarak burada yaşadıkça buraya daha da aşık olduğum gerçeğini asla inkar edemiyorum. 

Pigneto
Pigneto | Fotoğraf: Flickr / Luca Di Ciaccio

7/24 yapacak bir şeyler bulabileceğiniz bu güzel mahalleyi açıklamak gerçekten çok zor, çünkü Pigneto’nun her köşesinde her an farklı bir şeyler oluyor. Demir yolu rayları ile ortadan ikiye ayrılan mahalle gündüzleri “Romanesco mood” takılan, akşamları çatal bıçak ve bardak seslerine kahkahalarınızın eşlik ettiği şen şakrak bir yere dönüşüyor. İki yanı kafeler ve barlarla çevrilmiş kısmen trafiğe kapalı olan Via del Pigneto mahallenin merkezi diyebileceğimiz bir yer. Her gün çiçek pazarı ve rengarenk meyve sebze tezgahları kurulan bu caddede her ayın ilk pazar günü de antika pazarı kuruluyor.

Harıl harıl çalışan öğrenci grupları görebileceğiniz kitapçı-kafeler ve restoranlar akşamları tüm sokağı parti haline çeviren barlara dönüyor. Hipster gençleri takip ederek Via del Pigneto’dan demir yolu raylarının diğer tarafına doğru geçerseniz mahallenin diğer tarafına atlamış oluyorsunuz. Bu bölgede sokak aralarına dağılmış birçok farklı formatta restoran ve bar bulabilirsiniz. Pencere ve balkonlardan sarkan bitkiler, gerilmiş çamaşırlar, mahalleyi çevreleyen çam ağaçları arasında bir sokaktan diğerine yol alırken muralları inceleyebilir, ayak üstü espresso içebileceğiniz kahvecilerde mola verebilir, uzun takılmalık mekanlarda oturabilir, bahçe teraslarında aperitivoları tadabilirsiniz. Kısacası her ne istiyorsanız tam da o isteğinize uygun bir yer bulabilirsiniz. 

Pigneto, müzik alışverişi yapmak isteyenler için de gizli bir cennet! Vinly records son senelerde tekrar popüler hale gelmişken buradaki dükkanlarda plak avlayabilirsiniz. Pigneto’ya gelin ve Radiation Records, Ghost Record Store ve Bluetopia’nın derinliklerine inin!

Tüm bunlarla birlikte tam bir foodie cenneti olan Pigneto’da zevkiniz ve bütçeniz her ne olursa olsun oldukça lezzetli şeyler bulabilirsiniz. Roma’da carbonaranın ötesinde bir mutfağın olduğunu keşfetmek için tipik Romano restoran ve trattorialarını deneyebileceğiniz gibi farklı mutfakları da deneme şansınız var burada! 

Kapak fotoğrafı: Pinterest

İlginizi çekebilir: Selin Şen’den Roma’da Ne Yenir