Şehrin birçok yerinde yeni mekanlar açılırken bir yandan da kulaktan kulağa yayılan yeni bir trend var. Pop-up Dinner nedir, nasıl çıkmıştır? Bir akşam yemeği macerası için detaylar aşağıda!

İstanbul’da bir akşam saatinde bu engebeli şehrin en büyük yardımcısı ve tanığı merdiven basamaklarını tırmanırken uzun bir süredir Cihangir’e yolumun düşmediğine şaşırıyorum. Eski dost Beyoğlu ile çoğumuzun olduğu gibi aramız limoni, konuşmadığımız şeyler var diye düşünüyorum. Bu sırada Cihangir’in ara sokaklarına girince uzun uzun bakılası güzellikte binalar, sağdan soldan şehrin modern yüzleri cumartesi akşamına eşlik ediyor. Bu akşam yurt dışında ve ülkemizde bir süredir yapılan, şehirde de yayılmaya başlayan yeni trend pop-up dinner var.

Pop-Up Dinner Nedir?

Türkiye’de “geçici restoran” adı verilen bu konseptin çıkış noktasına bakıldığında belirli konseptte veya menüde yapılan yemeklerin farklı mekanda birbirini tanımayan insanlarla yenilmesi olarak tanımlanabilir. Yeni konsepti yeni insanlarla tanıdığınız, tamamen yeni bir deneyim sunması amaçlanıyor. Yurt dışındaki örneklere baktığımızda farklı aşçıların bir araya gelebildiğini görüyoruz veya örneğin, işlenmemiş gıdalardan oluşan bir menü hazırlanıp bir çiftlikte organik bir akşam yemeği organize edilebiliyor. Türkiye’de de düşünüldüğünde çok farklı mekanlarda, farklı aşçıların veya yemek yapmayı sevenlerin yaratıcılığını gösterebileceklerini düşünmek hiç de zor değil. İlk duyduğumda en çok sevilen aşçı Refika Birgül bu alanda bir çalışma yapabilir diye aklımdan geçiyor.

Benim gittiğim pop-up dinner’ın sahibi Türkiye’de yaşayan bir yabancı. Yabancı demek de bir yandan doğru değil, çünkü kendisi 20 seneden fazla burada yaşıyor. İsmi Kay, 6 senedir de pop-up dinner düzenliyor. Müdavimleri bol, gelenlerin bir kısmı etkinlikleri düzenli takip eden kişiler olmuş. Kay, Singapurlu birçok kültüre de tanıklık etmiş biri. Bir apartman dairesinin en üst katında büyük bir gülümseme ve ışıldayan gözlerle insanları karşılıyor. Burası komşulara rahatsızlık vermemek için ses geçirmeyen halıların alındığı, her yere ışıklandırmaların konulduğu, şehre/yaşanmışlığa ait parçaların olduğu bir apartman dairesi. Kısmen küçük bir Cihangir evi, şahsına münasır özellikleri mevcut. Hem eski hem farklı. O gecenin konseptine özel masalara süslemeler konulmuş, dilekler yerleştirilmiş.

Pop-up dinner’ın çıkış noktasını ve İstanbul’da yayılmasını Kay’den dinliyorum. Söylediğine göre, İstanbul’da farklı dünya mutfaklarının eksikliği 2013 yılında özellikle de şehirdeki yabancıların değişik lezzet arayışıyla doğuyor. Kay, bu açığı görüp evine tanıdıklarını davet etmeye başlıyor. Bu davetin beraber farklı yemekler yenmesi ve sosyal bir bağ kurulması açısından işe yaradığını gördükçe heveslenip devam ediyor. Burada birçok dostluk kuruluyor, hatta bir çift burada tanışıp evlenmeye bile karar veriyor. Dünyanın bütün önyargılarından, farklılaştırma ve ötekileştirmelerinden bağımsız mutlu vakit geçirmeye odaklanıyorlar. Yemeğin insanları bir masanın etrafına getirdiği, yeniliklere merhaba dediği bir ortam amaçlanıyor.

Tabii pop-up dinner’da iki önemli nokta var: biri çocukların pek rahat edeceği düşünülmüyor, bir de etkinliğin ortak dili İngilizce’yi belli seviyede bilmek önemli hale geliyor. Kay, kendisinin de keyif aldığı farklı yemekler ve farklı insanlarla sohbet etme ve tanışma için -bir anlamda dünyanın çeşitliliğini/zevkini yaşayabilmek için- insanların bu keyfi yaşarken de evinde hissetmelerini önemsiyor. Aynı zamanda hazırlaması, planlaması ve kullanacağı malzemeleri toparlaması haftalar süren bu etkinlikleri yemek yapmaktan ziyade bir deneyim olarak görüyor. Kendisinin de ilk defa yapacağı yemekler, soslar denerken farklı ülkeden insanların getirdiği malzemeleri de geceye dahil ediyor. Altı senedir zaman zaman oyun konseptleri (Katil Kim vb.) yapılmış, bazen bir sihirbaz gelip hünerlerini paylaşmış bazen de doğumgünleri kutlanmış. Hatta Mart (2019) sonunda Game of Thrones temasıyla bir pop-up dinner konsepti hazırlanıyor.

Pop-up dinner’da içmek istediğiniz içecekleri yanınızda getirebiliyorsunuz. Soğutmak isterseniz veya soğuk kalmasını isterseniz her köşe başında buz kaplı kovalar mevcut. Masanın üstünde daha önceden hazırlanmış tema ile uyumlu soslar, su sürahileri, mumlar, bardaklar ve menüler bulunuyor. Evde üç masa var; toplamda 25 kişi, üç masaya dağılıyor. İsim etiketleriniz masalarda servislerinizin yanına iliştiriliyor. O gece o kişilerle yiyorsunuz ve bu nokta biraz da şans meselesi. Bazen sadece tanıdığınızla veya gittiğiniz grupla sohbet ederken bazen de tüm masalardaki insanlarla tanışma ve sohbet etme fırsatı doğuyor. Her bir pop-up dinner’ın bir konsepti oluyor: Etiyopya gecesi, Hint yemekleri gecesi veya Çin yeni yılı gibi. Kay de o gece için Çin yeni yıl konseptinde bir gece hazırlamış. Etkinlik öncesi internetten gönderilen kurallar listesini hatırlıyorum: ev kuralları, eve nasıl ulaşılacağı, yönlendirmeler, yemekte dikkat edilmesi gerekenler, istenileni giyebileceğini ancak kırmızının Çin yeni yılına göre şans getirdiğini söylediği küçük not, masadaki yemek düzeninden bahsedilen bir liste bu.

Masalarda daha çok yabancı isimler mevcut. Herkes masanın etrafına hikayesi ile oturuyor, yeni bir hikaye ile kalkacağını bilmeden. Şehirde bu tarz yenilikleri genelde yabancılar deneyimliyor. Kay, mutfakta yemeklerin başında. Mutfakta hem kendine hem de yardımcı olanlara birçok not yazılmış, ocağın üzerindeki koca tencereler misafirlerin fazlalığını hatırlatıyor. Kendisi fırsatı oldukça gelip hikayeler anlatıyor, yemeklerden bahsediyor. Tabii aynı zamanda hem yemekleri hazırlayıp (25 kişiye) hem de gelip misafirlerle sohbet edebilmek kolay değil. Bir yandan tema ile ilgili birkaç kelam edip bir yandan organizasyonu bozmadan düzeni yönetiyor. Oğlu ve oğlunun kız arkadaşı yemeklerin masalara ulaşmasına yardım ediyor. Yemekler gelmeye başlıyor, menüde her detay mevcut. Her bir yemeğin Çin inanışına göre sembolleri yanına iliştirilmiş.

Yeni dünya düzeninin belki de en önemli fırsatlarından biri çağdaşlarımıza kalıplardan çıkma şansı vermesi. İyi bir yeteneğiniz varsa bunu her ortamda gösterme ve paylaşma olanağı sağlıyor. Bu anlamda pop-up dinner’ların şehirde çoğalacağını düşünmek heyecan verici. Bir yandan şehrin açığını da kapatacak gibi duruyor. Kay’in de dediği gibi İstanbul her ne kadar birçok çeşitliliği barındırsa da farklı dünya mutfakları konusunda hala gelişim ihtiyacı içerisinde olduğu açık. O sebeple pop-up dinner geceleri birçok anlamda şehre bir yenilik, çeşitlilik ve ferahlık sağlıyor. Bu şehri daha lezzetli yapan, daha değerli vakit geçirmemizi sağlayan her şeyin devam etmesi dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Zeynep Canaz’dan Zaaf Galata

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN