More: Pulp’dan 24 Sene Sonra Gelen Albüm
Doksanların özellikle ortalarından itibaren britpop en popüler müzik türlerinden biriydi. Gerek Mtv’de gerekse radyolarda Oasis’in “Wonderwall”u, Blur’un “Song 2”su sık sık çalınırdı. Oasis ve Blur dışında bu türün diğer ünlü grupları Pulp ve Suede oldu. “Common People”, Disco 2000” gibi parçalarıyla bahsettiğim dönemde ortalığı kasıp kavuran Pulp, tam 24 yıl aradan sonra More isimli yeni bir albümle karşımızda.

Albümde Jarvis Cocker, Nick Banks, Candida Doyle, Mark Webber yer alırken tek eksik, albümdeki iki parçanın söz yazarlığını yapan ve 2023 yılında hayatını kaybeden basçıları Steve Mackey. Albüme konuk olan isimler ise; Feist, Drake, Daft Punk gibi isimlerin albümlerine de katkıda bulunmuş Kanadalı müzisyen Chilly Gonzales (Daft Punk’ın “Within” parçasında piyanodaki isimdir), Brian Eno ve bir dönem konserlerde Pulp ile çalan, Coles Corner gibi harika bir albüme sahip, chamber pop’un önemli isimlerinden Richard Hawley. Albümün kapağı, bir yürüyüş sırasında Jarvis Cocker’ın İzlanda’da çektiği fotoğrafın üzerine Different Class dönemine ait grup üyelerinin figürleri kullanılarak oluşturulmuş.
Albümün açılış parçası, aynı zamanda single olarak yayınlanan “Spike Island”, içinde 80’ler disko öğelerini barındırıyor. Parça, 1990 tarihli Stone Roses’ın ünlü Spike Island konserinden ilham almış. Bu konser, ses sisteminin kötülüğünden, yanlış DJ getirilmesine kadar bir çok aksaklığa sahip olsa da 2024 tarihine kadar tam kaydı ortaya çıkmadığı ve dönemin önemli grubu Stone Roses’da çok sık konser vermediği için gizemli ve efsane konserler içinde gösterildi ve daha sonra çıkan birçok Britpop grubunu etkiledi.
Sonraki parça “Tina”da Emma Watson’ın kemanları öne çıkıyor. Sinematik bir havaya sahip barok pop parçası. Gerek isim gerekse başlangıç olarak bana Alain Barriere “Angela”, Hugues Aufray “Celine” gibi özellikle 60’lar ve 70’lerde sıkça görülen kadın isimli Fransız chanson’larını hatırlattı.
Üçüncü parça “Grown Ups” yaşlanma konusunu işleyen indie rock türünde bir şarkı. Dinlerken biraz The Strokes, biraz Iggy Pop “The Passenger”, biraz da The Turtles “Happy Together”ı hissediyorsunuz.
“Slow Jam”, hafif funky havada, basın yer yer öne çıktığı ve yaylıların da ayrı bir hava kattığı albümün öne çıkan parçalarından biri. Şarkı 2021 yılında Jarvis’in solo turnesi sırasında piyasaya çıkmış ve kendi solo grubu Jarv Is ile aynı yıl turnede çalınmış. “Farmers Market”, Jarvis’in eşi Kim Sion ile tanışma hikayesinden ilham alıyor. Candida Doyle’un klavyesi ve yaylılarla bir ‘ballad’ havasında.
Albümün ikinci yarısında favori dört parçam üst üste geliyor. Kasvetli, karanlık sound’u ile “My Sex” bunlardan ilki. Cinsellik temalı parçada Jarvis Cocker’ın boğuk ve fısıltılı vokali Leonard Cohen, Tom Waits gibi isimleri hatırlatıyor. Parça koro havasına sahip bir sonla bitiyor.
“Got To Have Love” albümden çıkan ikinci single. Albümde basıncın en yükseğe çıkıp adeta patladığı parça. Disko, hatta gece kulüplerinde çalınabilecek dans şarkısı. Back vokallerde kadın sesiyle tekrar eden “You got to have love” kısmı, İngiliz besteci Nick Ingman’ın Invention isimli eserinden alınan bir sample.
Sekizinci parça “Background Noise” yoğun synth’lerle başlıyor ve bunlar şarkı boyunca arkada devam ediyor. Ben başlangıçta synth’lerden çıkan bu sesi bir tren uğultusuna benzettim. Zaten orada geçen sözlerde de “I got an train, i got off the next staton” gibi trenle ilgili yerler var, ayrıca parçanın isminin Background Noise olması da bunun bilinçli yapılmış olabileceğini düşündürdü.
Albümün öne çıkan parçalarından bir başkası “Partial Eclipse”. Yaylılar ve vokalle başlayan parça, orkestral bir şekilde sona eriyor. Bazen aklınıza bir şarkı takılır fakat ne olduğu aklınıza bir türlü gelmez ya, işte bu parçanın “Sorry to insist on this partial eclipse” sözlerinin geçtiği nakarat kısmı bariz şekilde çok bilindik bir parçanın bir yerine benziyor ancak dilimin ucunda olan şarkının ismi bir türlü aklıma gelmedi. En sonunda arkadaşım cevabı buldu. Siz de dinleyin, bakalım aklınıza gelecek mi? Bulan cevabı yorum kısmına yazabilir.
Albümün son iki parçası ise, Chilly Gonzales’in piyanoda olduğu “The Hymn Of The North” ve Brian Eno’nun eşi ve çocuklarıyla back vokal yaptığı “A Sunset”. Bu iki parçayı ben çok sevemedim. Ancak albümün geneliyle ilgili konuşursam, 24 yıllık bir aradan sonra gelen ve tür olarak indie, alternatif, disko karışımı olan albüm beni oldukça tatmin etti.
Kapak Fotoğrafı: More, Pulp Albüm Kapağı
İlginizi çekebilir: Gürkan Sonat’tan Ayın Yeni Çıkan Albümleri

Gürkan Sonat







Aile Tadında
Sanırım 5 sene önceydi; ailecek Londra'da Nothing Hill'den çıkmış ağır ağır yürüyorduk. Bir anda karşımda çocukları ve ellerinde alışveriş poşetleriyle Brett Anderson'u gördüm. O gün bir Britpop yazısı yazmaya karar verdim ama sonrasında araya başka işler çalışmalar girdi ve o yazıyı bir türlü yazamadım. Benim İngiltere'de öğrenci olduğum yıllarda (90ların ortası) Britpop senin yazdığın gibi ortalığı kasıp kavuruyordu. Suede yeni The Smiths mi tartışmaları yapılıyordu. Hatta Yeni-Sol ve Blair İngilteresi'nin ekonomi-politiği ve sosyo-politik değişimiyle Britpop arasında ilişkiler kuran bilimsel makaleler yayınlanıyordu. Ben Oasis ve Blur'u hiç sevemedim ama Pulp'a karşı belirli bir sempatim vardı. Ara ara bazı parçalarını da dinlerim. Yeni albüme de bir kulak veriririm. Eline sağlık...
Teşekkür ederim, ben de o zamanlar Britpop'a özellikle de Oasis'e bir türlü alışamamıştım. Şimdi daha pozitifim ama gene de çok dinlediğim türlerden değil. Bu albümdeyse Britpop öğeleri oldukça az.