Günlük hayatın yoğunluğunda uzun süreler pürdikkat odaklı kalmak bu yüzyılda çok zor. Her birimiz etrafımızdaki dikkat dağıtıcılardan etkileniyoruz. Bu yazımda dikkatimizi nasıl doğru yerlere kanalize edeceğimizi konuşacağız ve bunu Nir Eyal’in “Pür-Dikkat” isimli kitabından hareketle inceleyeceğiz.

Fotoğraf: Tara Winstead – pexels.com

Öncelikle Nir Eyal hayatımızdaki bileşenleri “dikkat çekiciler” ve “dikkat dağıtıcılar” olmak üzere ikiye ayırıyor kitabında. Dikkat çekiciler, hayatımızı zenginleştirmek, iyi oluşumuzu desteklemek için yapmak istediğimiz şeyleri; dikkat dağıtıcılar ise bizi hedeflerimizden uzaklaştıran her türlü dışsal ve içsel tetikleyicileri kapsıyor. Kitap genel olarak bu iki konuya odaklanıyor. Dışsal tetikleyiciler zaten fark edilemeyecek gibi değiller ancak içsel süreçlerimizin ne kadar farkındayız? İşte burda önemli bir nokta var.

Dikkatimizi dağıtan birçok sebep olabilir ancak Nir Eyal bu yan sebepleri geçip ana sebebi bulmaya çalışmamızı öneriyor. Bizi çözülmemiş içsel karmaşalarımız, belki travmatik deneyimlerimiz, belki tıbbi bir dikkat sorunu (DEHB gibi) etkiliyor olabilir. Bunu derinlemesine araştırır ve ana sorunu tespit edebilirsek pürdikkat olma yolunda daha rahat ilerleriz.

Fotoğraf: Getty Images – unsplash.com

Evrimsel süreçte bizi bugün var eden, atalarımızın sürekli endişeli olmak üzere evrimleşip daha çok çalışıp çabalamaları. Sıkılmak olgusu dün de vardı, bugün de var. Can sıkıntısı, bunalım gibi durumlar genel memnuniyetimizi etkiliyor. Ben de hepimiz gibi bu durumdan muzdaribim. Böyle anlarda kendimi hobilerime yönlendirsem de bazen bu bile can sıkıntısını geçiremeyebiliyor. Review of General Psychology dergisine göre “Eğer tatmin ve zevk kalıcı olsaydı, daha fazla fayda ve gelişime ulaşmak için devam edecek çok az neden olurdu.” deniyor. Hayattan her an tatmin hissedememek bizi dikkat dağıtıcılara yönlendirebilir, bağımlılıklara sürükleyebilir. Ancak biz zaten böyle evrimleşmedik, yani her an mutlu olacak şekilde. Huzursuzluğumuzu ve can sıkıntımızı doğru yönetebilirsek hedeflediğimiz hayata daha yakın oluruz.

Fotoğraf: Lucas Rychvalsky – unsplash.com

Bizler kendimiz, işimiz ve ilişkilerimizin oluşturduğu bir sarmalda bulunuyoruz. Birinde yaşanan sorun diğerlerini etkiliyor. Örneğin sağlığımız ve zindeliğimizin bozulması işimizi ve ilişkilerimizi etkiliyebiliyor. Nir Eyal, sosyal etkileşim eksikliği ve yalnızlığın bir dizi fiziksel zararının olduğuna ve hatta sağlığınızı bile bozabileceğine dikkat çekiyor.

Bir diğer nokta da her gün etrafımızda bulunan dikkat dağıtıcılar… Örneğin e-postalar: Harvard Bussiness Review’deki bir araşıtırmada, işyerinde e-postaların şaşırtıcı bir çoğunluğunun zaman israfı olduğu belirtilmiş. Her mesaja daha az zaman harcamak için aciliyete göre e-postaları etiketlemek başvurulabilecek bir yöntem. Bir diğer dikkat dağıtıcı da masaüstü ekranımız. Nasıl mı? Düzensiz bir masaüstü bilişsel olarak kötü performans göstermemize neden olabilir. Genellikle dağınık bir ortam iyi bir performansa engeldir.

Fotoğraf: Miquel Perrera – unsplash.com

Dikkat dağıtıcılar ilişkilerimizi de bozabilir. Sosyal ortamlarda herkesin telefonuyla ilgilenmesi alışıldık bir durum artık ancak belki arkadaşlarımız arasındayken bunu dile getirerek bir fark yaratabiliriz. Yatak odamızdan telefonları uzak tutabilir, interneti belirli bir saatte kapanacak şekilde ayarlayabiliriz.

Nir Eyal’in kitapla ilgili çalışma taslaklarının, haftalık program yapmak isteyenler için planların, dikkat dağıtıcıları not etmek isteyenler için dikkat dağıtıcı takip tablosu gibi birçok faydalı içeriğin bulunduğu web sitesine buradan göz atmak isteyebilirsiniz.

Hayatımızı dikkatimizi yoğunlaştırmak istediğimiz alanlara doğru yönlendirebilmek bizim elimizde. Birkaç yazılı alıştırma alışkanlığı edinerek, daha planlı olarak, dikkat dağıtıcılar hakkında farkındalık kazanarak bu pekala mümkün.

Kapak Fotoğrafı: Sinem Kayur

İlginizi çekebilir: Aysu Altaş’tan Journaling: İyi Bir Yaşam İçin Yazma Yöntemleri