En son road trip rotamız Cote d’Azur oldu. Fransız Riviera’sı doğası ve medeni ortamıyla göz doldururken pahalılığıyla da can yakıyor!

İlk sinyali uçak bileti fiyatıyla veriyor Nice, daha ucuz bilet bulabileceğiniz Marsilya’dan araba kiralayıp Nice’e gitmeye karar vermek çok normal ama hesaba katmadığınız şey otopark ücretleri. Otoparklar gecelik 150-200 TL civarı, yani Marsilya’dan araba kiralayıp gelmektense pahalı Nice biletini almak daha mantıklı olabilir. Arabayı da Nice’den kiralayabilirsiniz.

Ama tabi yola Marsilya’dan çıkmanın da avantajları var, mesela Aix-en Provence’a uğramak gibi.

Çeşmeleriyle ünlü bu romantik Fransız kasabasında biz yarım gün geçirdik, siz Temmuz’da giderseniz bir-iki gece konaklayıp etraftaki lavanta tarlalarını gezebilir, akşamları daha da romantikleşen ara sokaklardaki şarap barlarını deneyebilirsiniz.

Öğleden sonraki durağımız jet sosyetenin yazlık mekanı Saint Tropez, minnacık bu sahil kasabasının marinasında kasaba ebatlarında gemicikler görürseniz şaşırmayın, dedik ya jet sosyete mekanı!

Denize girmek için St. Tropez’nin arkasında kalan Pampelonne Kumsalı’na gidebilirsiniz, Neptün Beach’teki çıplaklardan rahatsız olursanız yanındaki Tiki Beach’e de gidebilirsiniz, yalnız şezlong fiyatlarının kokteyllerden yüksek olduğunu söylemekte fayda var.

Akşam yemeği için Nice’e geçiyoruz. Bir ay önceden arayıp rezervasyon yaptırdığımız restoranların ilkinde Le Bistrot d’Antoine’da yerel kırmızı şarap eşliğinde antrikot ve bonfileleri mideye indirip, aldığımız kalorileri yakmak için Promenade des Anglais’e inip sahilde gruplar halinde içen, dans eden, paten yapan gençlerin arasında uzun uzun yürüyoruz.

Ertesi sabah Promenade du Paillon boyunca fıskiyelerin arasında çocuklaşıp Bagelstein’e gidip sandviç ve muffinli kahvaltımızı yapıyoruz. Çıkışta evimizin de baktığı Masena Meydanı’ndaki meşhur Güneş Çeşmesi’nin önündeki Jean Medecin Caddesi’nde yürüyerek Notre Dame Katedrali’ne sonra da Rus Ortodoks Kilisesi’ne gidiyoruz.

Dönüşte Uber’le Colline de Château’ya yani Nice Kalesi’ne gidip kuşbakışı Nice’i izliyoruz.

Yürüyerek eski şehre inip Fenoccio’dan lavantalı dondurma alıp sokak sanatçılarının performanslarına takılıp espressolarımızı yudumlayıp arabamıza doğru ilerliyoruz.

Öğleden sonramızı Monako yolunda küçük bir dağ kasabası olan Eze’de geçirmek istiyoruz. Daracık Arnavut kaldırımı sokaklar otel odası kapılarıyla ve minik dükkanlarla çevrili, tepede Egzotik Bahçeler’de çeşit çeşit kaktüsler ve harika bir falez manzarası var.

Yemek için çıkıştaki pizzacıya oturup yerel roze şarap eşliğinde karnımızı doyuruyoruz.

Akşam yemeği sonrası Monte Carlo’ya kumar oynamaya gideceğiz ama bu kadar yaklaşmışken gündüz gözüyle de görmek için Monako’ya gidiyoruz. Geçen haftadan kalan F-1 seyir tribünleri hala marinada. Gaza gelip bir iki tur atıyoruz pistte. Sonra Monte Carlo önündeki şık insanları ve lüks arabaları izleyerek geziniyoruz.

Akşam yemeği rezervasyonumuza yetişebilmek için Nice’e dönmek zorundayız, birkaç saat sonra tekrar gelmek üzere ayrılıyoruz Monako’dan.

Akşam yemeğimiz Comptoir du Marché’de, menü bir önceki akşamın menüsüyle çok benzer, o yüzden balık yemeye karar veriyoruz.

Ahtapot ızgara sonrasında deniz tarağı ve alabalık yanında yerel beyaz şarap içiyoruz. Tatlı olarak çikolatalı mus alıyoruz. Nice’in pahalı bir şehir olduğunu tekrarlamak için iyi bir nokta.

Şimdi sıra biraz eğlencede. Monte Carlo’nun bizim gibi sıradan turistlere ayrılmış kısmında hafif bir kıyafet kısıtlaması ve giriş ücretiyle casinoya giriyoruz, içkilerimizi ödemek de Kıbrıs’tan alışık olmadığımız bir durum. Menüde James Bond kokteylleri, “stirred but not shaken” ;) Tabi ki para kaybederek ayrılıyoruz Monte Carlo’dan. House always wins!

Ertesi sabah kahvaltı için St.Paul de Vence’a yöneliyoruz. Kasabanın girişinde Cafe de la Place’de kahvaltımızı edip tırmanışa geçiyoruz. Burası Eze’den daha şık sanat galeriyle dolu bir dağ kasabası.

Hayran kalıyoruz dükkanlara ve sokaklara. İçeride yemek yiyebileceğiniz birkaç restoran, bir tane de bar var.

Son durak Cannes, şehirde arabayla turlayıp sahilde O’key Beach’te roze şarap eşliğinde karides carpacciolarımızı yiyip Marsilya Havaalanı’na doğru yola çıkma vakti…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?