Uzun zamandır yapmak istediğim bir seyahatti Kuzey İspanya seyahati. Herkesin gidip, mutfağına, enerjisine, insanlarına bayıldığı San Sebastian’ı ben de yaşamak istiyordum. Geçen hafta ailecek yaptığımız gurme San Sebastian seyahatinin detaylarını sizinle paylaşmak istedim. 

Öncelikle San Sebastian müthiş güzel bir şehir onu söylemeliyim. La Concha Plajı, etrafındaki şık otelleri, sahil boyunca yürüyen güzel insanları, yemyeşil tarihi meydanı, alışveriş yapmak isteyenler için zevkli butikleri, pintxos barları ile oldukça yüksek, aynı zamanda çok klas bir enerjisi var bu şehrin.

Önemli caz ve film festivallerinin de yapıldığı San Sebastian’nın asıl ünü; Michelin yıldızlı restoranlarından ve pintxos barlarından geliyor. Seneler boyunca dünyanın en iyi restoranı seçilen Arzak da bu şehirde. Tadım menülerini, deneyimsel yemekleri sevenler için burası gerçekten bir hazine. Biz Arzak hayaliyle plan yaptığımız bu tatile, mekanın kapalı olmasından dolayı gidemedik. Üzüldüm mü? İlk başta evet, sonra hayır… Çünkü yine de çok güzel yemekler yedik. Haydi başlayalım!

San Sebastian Cheesecake, La Vina

San Sebastian deyince bu aralar ilk aklımıza gelen şey, Akaretler’deki B.Blok sayesinde ünü bir anda artan San Sebastian Cheesecake oluyor. İşte biz burada bu cheesecake’i, orijinalini yapan La Vina adlı tarihi mekanda tatma imkanı bulduk. La Vina, kapısında her daim kuyruk olan; yalnızca cheesecake değil, enfes İspanyol omleti tortilla ve pintxos satan tatlı bir yemek yeri. Cheesecake’e geçmeden önce mekanın tortillasıyla beraber bira içtik. Sonrasında sıra uzun zamandır hayalini kurduğumuz cheesecake’e geldi. Tahmin edebileceğiniz gibi müthişti! Ancak şunu söylemeliyim; B.Blok da %95 kadar aynısını yapmış. Kendilerini buradan yine tebrik ediyorum. İstanbul’da en az 10 farklı cafe-restoranda denediğim ve ne yazık ki her seferinde biraz hayal kırıklığına uğradığım “yanık cheesecake”i hakkıyla tutturmak belli ki hiç kolay değil. B.Blok, La Vina’nın gerçekten aynısını yapmış. Bu harika ötesi tatlıyı hala denemediyseniz en yakın zamanda ya B.Blok’un yolunu tutun ya da San Sebastian’a bir tatil ayarlayın. :)

San Sebastian’da Neler Yedik?

İlk gece gittiğimiz Narru, sahilde Niza Oteli’nin girişinde bulunan, fiyat-lezzet performasının oldukça iyi olduğu bir mekan. Mekanda yediklerimizi anlatmadan önce birkaç detay vereyim; Bask Bölgesi’nin deniz ürünleri, domatesleri ve biberleri gerçekten çok popüler. Her ay farklı biber türlerinin çıktığı bu bölgede, Temmuz-Ağustos aylarına özel, hayatımda yediğim en lezzetli biber türü olan Piparras de Ibarra yedim. Zeytinyağı ve deniz tuzu ile lezzetlendirilen bu biberi mutlaka San Sebastian tatilinde deneyin. “San Sebastian’a gidip biber mi yedin?” demeyin, tadınca ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Domatesi de ayrıca açıklayayım; bölgenin koskocaman domatesleri de gerçekten dillerde destan. Yoğun bir zeytinyağı ile hazırlanan, büyük dilimler halinde kesilen domatesler, üzerinde Bonito adı verilen enfes bir ton balığı eşliğinde masanıza geliyor. “Ne kadar güzel olabilir ki!” dediğimiz bu iki tabaktan abartmıyorum her restoranda sipariş ettik.

San Sebastian’da Narru’ya giderseniz, tercihinizi mekanın deniz ürünlerinden yana kullanmanızı tavsiye ederim. Yediğimiz Merlusa balığı harikaydı. Bir de ortaya istediğimiz balık yanağı diye geçen Cocochas yemeğini de mutlaka deneyin derim.

İlk gün yine bu mekanda yediğim, sonra her yemeğimizin vazgeçilmezi haline gelen Leche Frita tatlısı da buraların vazgeçilmez lezzetlerinden. Sütte bekletilen ekmeği şeker ile beraber kızartıyorlar, ortaya nefis bir bir şey çıkıyor! Leche Frita’yı genelde Bask Bölgesi’ne özel peynirli dondurma ile servis ediyorlar.

Getaria

Şimdi gelelim Türklerin “kalkan” dediği ama aslında kalkan gibi düğmeleri olmayan nefis Rodaballo balığını nerede yiyebileceğinize… Biz bu balığı yemek için San Sebastian’ın yarım saat uzaklığında yer alan Getaria Kasabası’na gittik. İyi ki de gittik! Getaria, restoranlarıyla ünlü küçücük bir sahil kasabası. Küçük butiklerin ve harika restoranların olduğu çok tatlı bir yer burası. Getaria’da Rodaballo balığımızı Michelin rehberinde de önerilen Kaia Kaipe’de yedik.

80 yaşındaki sahibesinin hala sipariş alıp, servis yaptığı bu güzel mekandaki yemeği uzun zaman unutamayacağım. Karamelize soğanlı kalamar, papates püresi üzerine yumurta sarısı, yanında mantarın geldiği bunların hepsini karıştırarak yediğimiz o harika tabak, önceki paragrafta bahsettiğim domates-ton ikilisi ve biberlerle başladığımız yemek Rodaballo ile en üst seviyeye çıktı.

Kaia Kaipe’den çıktıktan sonra ise Getaria’nın ara sokaklarında dolaşıp, kömürde balığının nasıl pişirildiği izledik, küçük alışverişler yaptık, bolca fotoğraf çekip, keyifle etrafı seyrettik. Sonra San Sebastian’a geri döndük.

San Sebastian Konaklama

Unutmadan San Sebastian’da otel önerisi de yapayım. Gönül La Concha plajının yanındaki Hotel Londres’te kalmak isterdi; ancak en kalabalık sezonlardan birinde gittiğimiz için fiyatların fazla yüksek olmasından dolayı sahilde değil şehrin biraz içerisinde kaldık. Kaldığımız Plaza Amara Hotel de gayet iyiydi bu arada. Zaten San Sebastian o kadar küçük bir şehir ki hiçbir yer birbirine uzak değil. Otelimizden sahile 15 dakikada keyifli bir şekilde yürüyorduk.

Eğer siz de burada kalırsanız, otelimizin 5 dakika ilerisindeki Botanika adlı şirin cafede bir kahve/çay molası vermenizi tavsiye ederim. Avlusundaki kaktüsler ve çeşit çeşit bitkilerlerle adeta bir botanik bahçeye çevirilmiş olan mekana biz bayıldık. Eminim sizin de çok hoşunuza gidecek. Burası kolay kolay karşınıza çıkacak, turistik bölgede olan bir yer değil. O yüzden adresini mutlaka not alın derim. (Gernikako Arbola Pasealekua, 8)

San Sebastian’da Pintxos Barları!

Şimdi gelelim San Sebastian’ın ünlü yemek kültürü Pintxos’a. Barselona’da Tapas neyse, San Sebastian’da da Pintxos o. Birçok kişiye sormuş olsam da aradaki farkı tam bulamadım. Babamın San Sebastian’da yaşayan arkadaşı Patchi, “tapas”ı, içkinin yanında ikram olarak verilen atıştırmalık olarak anlatıyor. Anladığım kadarıyla Bask bölgesinde Tapasla Pintxos anlamı burada değişiyor.

Pintxos kültürü tam bana göre diyebilirim! Karidesler, kalamarlar, küçük krusavanlar içine somonlar, milföy hamuru içerisinde ısıtılan sosisler, mayonezle lezzetlendirilmiş yengeçler… Pintxos restoranlarına girdiğiniz zaman, eğer deniz mahsulleriyle aranız iyiyse, gözünüz dönüyor.

Biz oranın en ünlü pintxos barlarından birine Ganbara’ya gittik ve tam anlamıyla kendimizi kaybettik! En az 15 tane farklı çeşit yediğimiz pintxoslarla beraber bolca beyaz şarap içtik. Sokaklara taşmış insanlar, pintxoslarını seçmekte zorlanan turistler, şarabıyla barın önünde saatlerce dikilen lokallerle beraber ortam gerçekten çok keyifliydi. San Sebastian’da yaşayan ve hangi barın hangi pintxosunun ünlü olduğunu bilen lokaller tüm gece bir bardan diğerine geçer, her birinde ayrı şarap içer, gecelerini öyle geçirirlermiş. Hayatı yaşamayı çok iyi biliyorlar, ben daha ne diyeyim!

Eğer öğlen vakti de pintxos yemek isterseniz size önerim Bergara Kalea 3’te bulunan Antonio’nun barı. Ben mekanın sahibiyle bizzat tanıştım. Antonio İspanyolca bilmese de, kendisinin sempatik tavırları sayesinde çok iyi anlaştık. Buranın soğuk domates çorbasını, ton balıklı-karidesli ve yengeçli-karides pintxoslarını kesinlikle deneyin.

Bolca yemekten bahsettim biliyorum ama San Sebastian deyince akla yalnızca yemek geliyor!

Buraya gidince, küçük butiklere gidip, indirimden 30-50 euroya alabileceğiniz güzel elbiselere de göz atın derim. Hiç aklımda yokken ben baya alışveriş yaptım. Pişman değilim çünkü İstanbul’da olmayan orijinal parçalar aldım. :)

Bir sonraki yazımda San Sebastian’dan sonraki rotamız olan Pamplona ve 9 gün süren (biz 2 gününe katıldık) San Fermin festivalini anlatacağım. San Fermin gerçekten inanılmaz bir deneyimdi; en yakın zamanda yazacağım festival deneyimi yazımı okumayı unutmayın! Herkese sevgiler xx

İlginizi çekebilir: Selin Tavaşi’den 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?