Büyüklerimizin, dans müziği , elektronik müzik adı altında yer alan tüm janrlarla ilgili olarak yaptıkları gürültülü, sıkıcı, monoton, şeklindeki yorumlar; sanırım tüm bu türleri kucaklayan dinleyicilerin kulaklarında en az bir kere çınlamıştır. Bu yorumların ötesinde elektronik müzik türlerinin yüksek kültür düzeyinde ele alınması, hatta sanatsal olarak algılanması konusuna da hep şüphe ile yaklaşılmıştır. Sorunun temelinde, yüksek kültür elementleri ile popüler kültür kavramı arasındaki bitmek tükenmek bilmeyen savaşın etkileri olduğu açıktır.

Yüksek kültür,  yaratıcısını yücelten ürünleri kapsar, bu ürünlerin yaratıcıları, ürünlerinin onu tüketenler tarafından anlaşılması kaygısını taşımaz. Ticari kaygı bu ürünlerin sorunu değildir. Hangi ürünün yüksek kültürü temsil ettiği, iyi eğitimli eleştirmenler tarafından belirlenir. Buradaki bakış açısı, yaratıcısının gözünden verilen detaylı analizlerin, karmaşık karakter yapılarının ve duyguların yoğunluğu ve tasviri üzerinedir. Tüketicilerinin isteklerini doyurma gibi bir misyonu yoktur. Bu yüzden yüksek kültür ürünleri, aristokrat, gelir düzeyi yüksek, iyi eğitimli kamu tarafından desteklenerek hayatını sürdürür. Diğer bir değişle bu zümre, yüksek eğitim düzeylerine hitap eden ve yüksek estetik anlayışına hizmet eden ürünleri destekleyerek kendi bohemini yaratır.

Popüler kültür ise ürünlerini, onu tüketenlerin beğenilerini dikkate alarak tasarlar. Temel amaç bu ürünleri tüketenlerin ortak beğeni düzeyini yakalamaktır. Bu ölçü çerçevesinde bakıldığında, büyük beğeni kitlelerine sunulan bu ürünler her zaman ticari ve yüksek estetik değerlerden yoksun olduğu, kültürsüz insanlar tarafından tüketildiği ön yargısına maruz kalır.

Popüler = Kalitesiz ?

Popüler kültür ürünlerinin kitlelere sunuluyor olması, bu ürünlerin bayağı veya düşük kalitede olduğu anlamına gelmez. Popüler kültüre yapılan diğer bir saldırı da, yüksek kültüre ait ürünlerin ödünç alınarak, içeriklerinin basitleştirilmesi ve klişelere indirgenmesi konusunun hazımsızlığı üzerinedir. Bu saldırıları yapanlar, belirli bir zümre tarafından tüketilen yüksek değerlerin, halka indirilerek aşağılandığı ve amaçlarından saptırıldığı görüşünü savunurlar. Bunun altında kültürel tekelin kaybı korkusu da yatmaktadır. Değişim, kitleleri harekete geçiren yüksek devinimli bir süreçtir. Kültür tekelleri , ellerinde sanat algısının kılıcıyla beraber kendilerinden başka kitlelerin hangi estetik değerlerle yetinmesi gerektiğinin karar yetisini de tutarlar. Takdir edersiniz ki böyle bir gücü kaybetmek hiç kimsenin hoşuna gitmez.

Müzik ,Teknoloji ve “Sample”

Müzik, temelinde ritim duygusu üzerine kurulmuş sesler topluluğu olarak insan hayatına girmiştir. İnsanlar doğdukları andan itibaren ritim duygusu taşırlar. Bunun nedeni, her bireyin saat gibi çalışan bir kalbe sahip oluşudur. İnsan sesinden farklı olarak ilk müzik sayılabilecek sesler vurmalı çalgılar vasıtasıyla, tek tanrılı
dinler öncesi şamanik ayinlerde kullanılmıştır. Kitlelerin ruhani liderleri Şamanlar, öteki dünyalar ile bağlantı kurma ritüellerinde etnobotanik bitki karışımlarının yanı sıra ritimlerden faydalanmaktaydılar. Trans haline geçiş, hayvan derisi gerilmiş kasnaklardan elde edilen def benzeri çalgılara, sürekli tekrar eden monoton vuruşlar dizisi uygulanarak yapılıyordu. Tınıların titreşimini (rezonansı) arttırmak için zaman zaman yüksek tavanlı mağaralar tercih edilmekteydi. Bu ritim teknikleri yüzyıllar boyunca çeşitli dinlerin mistik törenlerinde kullanılmıştır. Çünkü kalp atışına yakın bpm’lerde (dakika başına vuruş sayısı) ritimlerin dinlenilmesi, zihnin trans haline geçişini kolaylaştırmaktadır.

Elektronik müzik, II. Dünya Savaşı sonrası, paramparça olan ülkelerin müzik anlamında kaybettikleri zamanı yakalamak arzuları sayesinde ortaya çıkmıştır. Gelişen kayıt teknolojileri de bu rüzgara yelken olmuştur. Elektronik müziğin yaygınlaşması, sample (örnekleme) teknolojisinin ortaya çıkması ile en üst seviyelere tırmanmıştır. Sample tekniği, basite indirgenmiş anlatımıyla herhangi bir sesin, (örnek: kapı zili) kayıt edildikten sonra istenilen perde aralıklarında müzik aleti olarak seslendirilebilmesini sağlamaktadır. Bu teknik aynı zamanda herhangi bir şarkıdaki istenilen bir kaç bar bölümün kesilerek döngüye
alınması suretiyle yeni groove’lar, ritimler yaratma imkanını da sunmaktadır. Tüm dünya şarkılarını Lego parçaları haline getiren bu devrimsel yenilik, bugünün teknolojileri ile birleşince, bilgisayar + ses kartı ve dijital ses istasyonu (DAW) yazılımlarına sahip her insanı profesyonel stüdyo sahibi yapmaktadır.

Elektronik müzik, özellikle de dans müziği kategorisi altına giren onlarca tür 4/4 lük müzik ölçüsü kullanmaktadır. Özgün ve kuvvetli ritim dans müziğinin en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Ritmi, bas partisyonu, ana melodi, geçiş efektleri, inişler ve çıkışlar takip eder. Sample teknolojisi, daha önce üretilmiş eserlerin bazı bölümlerinin yeniden ve başka formlarda kullanılarak, orijinalinden tamamen farklı duygular içeren eserler yaratılabilmesini sağlamaktadır. Herhangi bir parçadan alınan sample, çeşitli şekillerde manipüle edilerek orijinalinden tamamen farklı şekilde kullanılabilir.

Sample ve Sanat Kaygısı

Bu açıdan bakıldığında sample bazlı elektronik müzik eserleri, soyut olarak enstalasyon ve kolaj sanatının varyasyonu olarak algılanabilir. “Sample” lardan üretilen yeni eserin yaratıcısı, bu özgün metodla kullandığı kaynakların gerçek yaratıcısına bir anlamda atıfta bulunmuş olur. Öte yandan bu yeni özgün esere yeni dinleyicilerin katılımını sağlayarak, özünde yüksek değerler taşıyan ürünün evrensel dengesinin korunmasını sağlar. Genel anlamda sanatçı, insani duygular ve güdülerden kendisini asla koparmayan, sanatını enstrüman olarak kullanarak kendi duygu dünyasındaki yansımaları tüm çıplaklığı ile sunabilen kişidir.

Gelişen teknolojinin müzik üzerinde, avantajları yanında dezavantajları da mevcuttur. Bazı zamanlarda hissedilen duyguları ifade etmek için gerekli yaratıcı süreç veya hayal edilen gerçekliği yaratabilmek için üretilmesi gereken bütünün parçaları, duygusal olarak doğru şekilde ve tek seferde ifade edilemez. Bu durumlarda yaratıcı, elindeki küçük parçaları, doğru sıralamak için mekanik bir çaba harcar. Bu çabanın sonucunda ortaya çıkan eserler, ifade edilmek istenen bütünün akışkanlığını taşımaz. Kısaca, tüketim kültürünün emrine sunulmuş hızlı tüketim malı haline gelir.

Özetlemek gerekirse her beğeni kültürü ürünlerinin iyi yada kötü estetik değerlerin sınıflandırılması noktasında, oluşturduğu kamuoyunun beğeni dereceleri vasıtasıyla çalışan bir mekanizma işletir. Bu mekanizma, doğal şeçilime benzer şekilde sanatın hayatta kalmasını sağlar.

Kısa notlar:

_Hip hop tarihinde, dünyanın en çok “sample” edilen sanatçıları arasında, James Brown, George Clinton (Funkadelic, Parliament), Sly and the Family Stone, Kool and the Gang ve The Meters gibi sanatçılar ve gruplar yer almaktadır.

_Dünyanın sadece sample kullanılarak yapılan ilk albümü DJ Shadow’un 1996’da yayınlanan “Entroducing…” albümüdür.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN