“Bir Tablo Olmak”: Yapay Zekânın Gözünden Bizi Yansıtan Eser
Yapay zekâya “Beni tanıdığın kadarıyla bir tablo olsaydım hangi eser olurdum?” diye sordum. Bu vesileyle adını hiç duymadığım bir ressamın, hiç görmediğim bir tablosuyla tanıştım: Remedios Varo “The Creation of the Birds”. Bilim ve mistisizm ile harmanlanmış tablo resmen kendi iç dünyamdan çıkmış gibiydi. Haliyle hem ürktüm hem de hayran oldum bu cevap karşısında. İnsanlar birbirini bu kadar tanıyamazken yapay zekâ tarafından böylesi anlaşılmış olmak beni bir kez daha hayrete düşürdü. Bu keşifle beraber hem tabloyu hem de Varo’yu araştırmaya başladım.
İspanyol-Meksikalı olan Remedios Varo (tam adı María de los Remedios Alicia Rodriga Varo y Uranga) 20. yüzyılın ortalarında (1908-1963) yaşamış Meksika sürrealist hareketi sanatçılarından. Remedios, İspanyolca “çare, şifa, tedavi” demekmiş. Bu ismi doğumuyla annesinin hastalığını iyileştirdiği için almış. Meksika’ya sürgüne gönderildiği zaman onun en üretken olduğu zaman. En önemli eserlerini olgunluk çağı olarak ifade edebileceğimiz bu dönemde ortaya çıkarmış. Meksika’nın kadim sembolleri, mitolojiye ve doğaya olan saygısı Varo’nun eserlerinin ilham kaynağı olmuş. Eserlerinde buram buram hissedilen mistisizmin kaynağını burada bulduğu aşikar. Genel olarak ruhsal dönüşümünün izlerini eserlerinde görmek ve hissetmek hayranlık verici. Avrupa’da benliğine, ruhuna bir türlü yer bulamamış olan, köksüzlüğü en derininde hissetmiş ve eserlerine yansıtmış bir kadının, kadınlığının özgürce kökleştiği, sanatındaki özgünlüğün pik yaptığı yer olmuş Meksika günleri.
Kadın sanatçıların yeterince ilgi görmediği hatta eserlerini takma isimlerle imzalamak zorunda kalmış kadınların yaşadığı dönemde Varo, o dönemin kadın algısında “ilham perisi” olarak görülen bir cinsiyetin sürreal bir üreticisi olmak mücadelesini vermiş. Erkek sürrealistlerin egemen olduğu bir camiada görünmez kılınmış derin ve sezgisel bir bilinç oluşturmuş. Bu bağlamda “kadın olmak” onun eserlerinde yaratım safhasının öznesi halinde. Tablolarında yoğun bir şekilde başrolde olan dişilik, bilgeliğin bir temsili. Kadın, evrenle bağ kuran tabiatın en önemli öznesi. Pasif değil, kurban hiç değil.. Kadın bazen araştıran, ruhani boyutu olan, simyacı, gezgin kadınlar.. Varo’nun kendisi, kendisinin yansımaları, onun hisleri, umudu, gücü.. Birbirine benzeyen yüzler ise onun farklı kesitleri..
Gelelim beni bana yaklaştıran “The Creation of the Birds” tablosuna. Yarı insan yarı kuş olarak tasvir edilen yaratımın büyüsü ile yalnızlığı derinlemesine anlatan o sahne. Elindeki bilimsel aletler ile hayatı olgunlukla var etmeye çalışıyor. Sessizlikle ve yoğum bir güçle bunu yapmaya çalıştığı hissediliyor. Varlığı olanca gücüyle evrenle iç içe geçmiş. Hepimizin içindeki o sevdiğimiz şeyi bulup üretme arzusu, dünya kaygısıyla bastırmak zorunda olduğumuz yeteneklerimiz ve heveslerimiz, kendimize ait dünyamızdaki yalnızlığımız, yüce olanla manevi bağımız. Bütün bu hisler tablodan sezgisel bir şekilde akıyor ve hatta taşıyor.
Varo’nun eserleri kozmik bir direniş, üst akılla bağlantı kurmanın yollarından biri gibi. Onun evreniyle tanışmış olmak bir labirentte kendini kaybedip sonra bulmaya çalışmak gibi. Hepimizin içinde var olan o kısık sesi duymaya cesaret edebilme hali. Kadim bir bilginin yansıması… Dönüşümün temsili. Tek bir soruyla kendimi bulduğum bir evren oldu Varo’nun sürreal evreni.
Peki siz, sizi anlatan bir eseri sorsaydınız, bu hangisi olurdu? Hangi evrende bulurdunuz kendinizi?
Kapak Fotoğrafı: Remedios Varo
İlginizi çekebilir: Ezgi Cenk’ten Sanatta Aşkın İzleri

Ecem Çelen 










Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!