Enerjisiyle ilham veren bir isim: Selin Kutucular. Hem lezzet dolu yemek tarifleriyle dikkat çeken bir yemek kitabı yazarı hem de sağlıklı yaşam tutkusunu sporla birleştiren bir motivasyon kaynağı. Aynı zamanda ekranlarda severek izlediğimiz yemek programlarıyla da mutfağa olan sevgisini izleyicilere aktarıyor. Onunla gerçekleştirdiğimiz bu samimi röportajda hem mutfak sırlarını hem de yaşam tarzına dair ilham verici detayları keşfedeceksiniz.

img_0010-2
Selin Kutucular

Sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz?

1972’de İstanbul’da ailesini epey bekleterek doğan bir bahar kızıyım. Aşkı aşk gibi yaşayan bir anne babanın üzerine titrediği iki evladından küçük olanım. Dedemin ailesi 1913 yılında Selanik’ten gelip Büyükada’ya yerleşince aşkın haricinde bir de adalı ruhla zenginlenmiş kişiliğim. Ne mutlu bana ki o ada hep mutlu anılarla dolu bir çocukluk yaşattı bana. Kurulan sofralar sanki sonsuza giderdi gözümde, dil, din, ırk ayrımı gözetmeden paylaşılan sofralar benim karakterimin temelini oluşturdu. Ben de hep paylaşmak istedim. Büyükada Yemekleri- Dedemin Sofrası isimli ilk kitabım bana iyi gelen bu duyguyu herkesin bilmesi ve sahip olduklarının farkında olmaları temennisiyle okuyucuyla 2004 yılında buluştu. Ve sonra mutfak sevdam benim elimi hiç bırakmadı. Kitaplarım, TV programlarım, ödüllerim ve bankacılıktan sonra ikinci mesleğim benim bu yolda hediyelerim oldu. 

Bize kendinizi 3 kelimeyle tanımlayacak olsanız, hangi kelimeleri seçerdiniz ve neden?

Özen- Bir bardak suyu sürahiden bardağa doldurmanın bile bir özeni vardır ve o özen aslında sizin hayat sevincinizi belirler.

Disiplin- Hayatı bırakmamak üzere yaşıyorum. İyi niyetle ve disiplinle her gün bıkmadan yaptığım işlerin ve tek bir bireyin bile toplumsal mutluluk için ne kadar kıymetli olduğunun farkındayım. Ben düşersem sevdiklerim de düşer. İyilik ancak toplu bilinçten geçer ve her birey disipliniyle büyük resme fayda sağlar. Disiplini sevdiklerime, ülkeme ve dünyaya sorumluluğum gibi görüyorum.

İnanç- Ben her günün yeni bir gün olduğunu biliyorum ve hayatın hep iyiye gideceğine dair inancımı hiç yitirmiyorum.

Size mutfağı sevdiren neydi? Yemek yapma tutkunuzun başlangıç noktası bir anı mı, bir kişi mi yoksa başka bir şey mi?

Çocukluğumun en güzel anılarını barındıran mutlu aile sofralarımıza baş olan dedem Sabahattin Bilgütay’ın kaybının yasını, onun anısına hazırladığım bir yemek kitabı yazarak yaşamak hayatıma çok farklı bir pencere açtı. Derin sevgilerinde mutfağın ne kadar önemli olduğunun altını çizerek yaşayan annem ve babam, ağabeyim ve beni sofraların büyüsüyle büyütmüştü zaten. Yemekle hep pozitif bir ilişkim oldu. Evlendikten sonra da ailemin hep mutlu sofralarda buluşması için çabaladım. Tutku doğal olarak gelişti.

img_0002-1-2
Selin Kutucular

Yemek tariflerinizi nasıl oluşturuyorsunuz? İlham kaynağınız ne oluyor?

En büyük ilhamım aile sofraları, annemin bitmez tükenmez bir sabırla bana bildiklerini aktarması ve sevdiklerimin ellerimle hazırladığım menülerle mutlu olması. Her gün o mutlu yüzlerin hayaliyle sanki mutfağa ilk defa girermişçesine heyecanla başlıyorum işe.

İki kitabınız da benim mutfağımın başköşesinde yer alıyor. İlk kitabınız “Büyükada Yemekleri”, 2005 yılında yayımlandı ve 2005 Gourmand World Cookbook Awards’da “En İyi Yerel Mutfak” ödülünü kazandı. Bilmeyenler için bu kitapta, Büyükada’nın geleneksel yemek kültürü ve tarifleri yer alıyor. İkinci kitabınız “İstanbul Sofraları” ise, İstanbul’un zengin mutfak kültürünü ve lezzetlerini kapsıyor. Bambaşka bir kariyer yolunda yürürken yemek kitabı yazma fikri nasıl ortaya çıktı?

Nasıl mutlu oluyorum Büyükada Yemekleri’nin kıymetini bilenlerle denk gelince. Nasıl bir destek bu size anlatamam. 11 Aralık 2004 yılında kitabım baskıdan çıkıp elime ulaştığında, kaybettiğim dedemin anısı için yazdığım kitap bir de onun doğum gününde elimde olunca, ilahi bir gücün yanımda olduğunu hissetmiştim. Bu güç hala benimle biliyorum. O sırada hâlâ bankada çalışıyordum, yolculuğa çıkmış ama yönünü bilemeyen bir yolcunun tedirginliğini de yaşıyordum. Kitabım kısa sürede “bestseller” oldu, bu sefer aslında mutfaklarında devleşen tüm Türk kadınları adına farklı bir gurur yaşamaya başladım. Üzerine üç de ödül geldi. İş hayatında olmak her zaman çok güzeldi ama bana olanca içtenliğiyle göz kırpan ikinci kariyer yolculuğumu da görmezden gelemezdim. İyi ki de öyle yapmışım. İnsanlara dokunabildiğimi ve günlük hayatları içinde bir etki bırakabildiğimi hissediyorum. Ve bu beni çok mutlu ediyor.

Kitabınıza dahil ettiğiniz tariflerin her biri, geçmişten gelen özel anılar ve hikâyeler barındırıyor. Tüm duyularınıza hitap eden, kokusu, tadı ve dokusuyla sizi en çok etkileyen yemekler hangileri oldu? Bu tariflerin sizin için taşıdığı anlamları ve unutulmaz anıları bizimle paylaşabilir misiniz?

Beni sanırım ayrıştıran bu oldu. Bir yemek sadece tatmak için yenmez, bir sofra sadece doymak için kurulmaz. Her tarifimle bunun altını çizmeye çalıştım. Mantı açıldığında ada evimizin balkonunda nasıl da herkesin sevgiyle o mantıları kapattığını (bir itiraf ben en az kapatmışlardan olabilirim, acısı dünyanın dört bir tarafında tek başıma binlerce mantı kapatarak çıktı ama bu durum çocuklar için göz görgüsünün ne denli önemli olduğunun da altını çiziyor bence), karidesli pilavın o yaz domatesiyle karışmış kokusunun nasıl tüm aileyi o sofraya topladığını, bahçemizin asma yaprağından yapılan yalancı dolmanın kadın emeğinin, kadın elinin hem gücünü hem de lezzetini o tencerede nasıl barındırdığını haykırarak anlatmak istedim herkese. Mutluluğun bu detaylarda saklı olduğunu herkes bilsin diye çabaladım. Babamın anneme yılbaşı günü demet demet ıspanak hediye etmesi ve annemin çok sevinip 42 katlı ıspanaklı börek yapmasını nasıl unuturum. Babamın lezzetli bir pilav için “Pirinç de iyiymiş” demesinin altında ne aramalı? Bence aşk aramalı, mutfak ve sofralar hep bu duygularla dolu benim için.

Yemek kitabı yazarları arasında sizin için en özel yere sahip olan yazar kim ve sebebi nedir?

Sevgili Refika Birgül’ün daha gencecikken bir arkadaşım aracılığıyla bana ulaşıp kitap çıkartmak istediğini içtenlikle anlatmasını ve bana heyecanla “Ne dersiniz sizce yapmalı mıyım?” diye sormasını unutamam. Kalbine düşen şeyin mutlaka peşinden gitmelisin demiştim. Refika’nın her yaptığı başarılı işte gözlerim dolar, çok mutlu olurum. Yolu hep açık olsun.

img_0021-3
Selin Kutucular

Günümüz mutfak kültürü, tariflerden sunuma kadar büyük bir değişim geçirdi. Sizce yemek ve mutfak anlayışı nasıl bir evrim geçirdi? Geleneksel tariflerin dönüşümü, tabaklamanın sanata dönüşmesi ve gastronomideki yeni trendler ışığında bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öz lezzetten uzaklaşılmayan bir süreçte değişim her zaman kabulüm. Türk mutfağının en büyük eksikliği yazılı belgelerin azlığı. Bu açığı kapatan çalışmaları çok değerli buluyorum. Teknik çok önemli. Doğru teknikle ve öz lezzetle çalışıldığı sürece günümüzün inanılmaz bir hızla değişen trendlerine mutfağımızın yenik düşmeyeceğine inancımı korumak istiyorum. Geleneksele sahip çıkıp mutfak kültürümüzü dünyaya tanıtmanın yolu çok çalışan, okuyan ve dünyayı gezen şeflerin elinde. Restoranların görünmek için gidilen mekânlar olmadığını, tabaklamanın da fotoğraflanmak üzere yapılmadığını unutmamamız gerekiyor. İyi malzeme ve doğru teknik oldukça gelenekselle trendler arasındaki denge eğitimli şeflerin elinde yakalanacaktır.

Bir yazar, mutfakta şef, programda sunucu, ve anne olarak birçok farklı role sahipsiniz. Bu kadar farklı rolü nasıl dengeliyorsunuz?

Çok sevdiğim bir kadın var sadece ona yetişmeye çalışıyorum! İsmi Selin. Selin zaman yönetimini iyi yapan, enerjisi yüksek bir kadın. Yoluna devam ederken başkalarıyla hiçbir derdi yok. Neye yetebiliyorsa gücünü ona göre dengeli kullanıyor. Gerçekten beğeniyorum o iyi niyetli Selin’i. Ve sıkı takipçisiyim. Ama durursam düşeceğimi söylüyor, birlikte el ele iyilik için yürüyoruz.

Eğer sizin hayatınızı anlatan bir yemek tarifi olsaydı, bu tarif nasıl bir yemek olurdu? İçinde hangi malzemeler olurdu?

Müthiş soru! Sanırım macaron olurdum. Rengine bakarak her zaman tadından tam olarak emin olmadığınız, tek bir tane ile bile bir hoşluk yaratabildiğiniz, çok farklı aromaları olan, doğru malzeme ve doğru ortam oluşmadığında sonuç çok değişeceği için itina isteyen, bir sofrada her zaman duruşuyla dikkat çeken, gülümseten, biraz kırılgan ama iyi korunduğunda dünyaları dolaşabilen o zarif tatlı… Bazen yaratıcı fikirlerle üç boyutlu tasarımlara dönüşen ve bazen de çok sade bir pastanın son dokunuşu için pasta şefinin elinde devleşen, bilge, zarif ve hafif bir lezzet…

img_0005-2
Selin Kutucular

Çok spor yapan ve sağlığına iyi bakan biri olarak çocuklarınızın sporla ilgilenmesini teşvik ediyor musunuz? Onlara nasıl bir örnek oluyorsunuz?

Çocuklara ne söylesek söyleyelim, onlara canlı canlı yaşattığımız tecrübelerden daha etkili olamayız. En büyük öğrenmeyi yaşayarak yapıyorlar. Küçük yaşlarından beri onlara sporla ilgilenmenin faydalarını anlattık pek tabii. Oğlum yıllarca sabah 5’te kalkıp yüzdü. Ama eşimle bunun sorumluluğunu birlikte üstlendik. Ben bıldırcın yumurtalı kahvaltısını hazırlardım, eşim her sabah havuza kendi bırakırdı. Annenin ve babanın sevgiyle bu işin bir parçası olması çocukların antrenmanları ve koçlarını sahiplenmelerinde çok önemli. Bu yolculukta yalnız değilim ve benim de iyiliğim için verilen bu emeğin karşılığında bir sorumluluğum var duygusu daha sonraki hayatlarında da çok etkili oluyor. Benim her koşulda disiplinli bir şekilde spor yapmamı izlemeleri Ece ve Mekin için yetişkin bir birey olduklarında bedene nasıl saygı gösterilir konusunda da çok etkili oldu pek tabii. Şimdi bakıyorum da rutinlerini aksattıklarında nasıl rahatsız oluyorlar. Disiplinlerini korumak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ben de çok mutlu oluyorum tabii.

Spor yapmayı bu kadar hayatınıza dahil etmenizin özel bir sebebi var mı? Spor, iş ve özel hayatınızda size nasıl katkı sağlıyor?

İçinde bulunduğumuz beden bize bir hediye. Sağlıklı olduğumuz her gün, akıl fikir ermeyen bu karmaşık sistemde bir mucize yaşıyoruz aslında. Ben bu duruma çok saygı duyuyorum. Bunun haricinde de evet bir hayalim var, mesela torunlarımla zıplayabilmek, ters duruşlar yapabilmek istiyorum. Bizden sonra gelecek nesillere her anlamda sorumluluğumuz var. Ben onlarla çok eğlenmek istiyorum, onları mutlu edecek aktiviteleri şimdiden bilemem ama dersime çalışıyorum. Soru nereden gelirse hazır olmak istiyorum.

Sosyal hayatınız da oldukça yoğun. Ailenizle geçirdiğiniz boş zamanlar nasıl geçiyor? Favori aile etkinliğiniz nedir?

Boş zaman kaldı mı artık bilmiyorum inanın ama biz ailecek müzik dinlemeyi çok seviyoruz. Eşim bizim DJ’imiz. O müzik çaldığında zaman duruyor. Ayrıca ortak aşkımız köpeklerimiz. Şans’ımızı 2,5 yıl önce kaybettik. Bonbon’umuz 4 yıldır bizimle. Bazen aramıza alıp kitap okuyoruz, bazen onunla yürüyüşlere çıkıyoruz. Her gün sofra keyfimiz ayrı, o ailemizin her zaman merkezinde.

Çocuklarınızın mutfakla arası nasıl? Onlarla birlikte mutfağa girdiğinizde neler yapıyorsunuz?

Çok şükür ikisi de iyi yemekten anlayan ve sofra adabı arayan çocuklar. Yıllar geçtikçe kendi mutfakları oldu ve ikisi de kendi mutfaklarından yaptıklarını paylaşmayı çok seviyor. Kızımın yemeğe dair bazı hassasiyetleri var. Onun işi daha karışık ama önemli olan çözüm bulabilmek. Ve bunu da başarıyor. Oğlum çok küçük yaşlarda girdi mutfağa, hatta görme engelliler için yaptığı projesi “49 Engelsiz Tarif” ismiyle kitaplaştı. Sağlam adımlarla ilerliyor, onu çocuklarına nefis bir “baba makarnası” yaparken hayal edebiliyorum.

Evinizde “en çok istek alan” yemek nedir? Çocuklarınızın en çok sevdiği yemeği yaparken bir ritüeliniz var mı?

En çok istek alanlar en çok özlenenler oluyor. Çocuklarla aramızda bir motto var, “Her ev kek kokmalı.” Bu kuralı yıllardır uygularım. New York ve Chicago’daki mutfaklarına misafir şef olarak girdiğimde mutlaka sevdikleri keki yaparım. Ama pek tabii ailemin çok geleneksel tatları ilk sıradadır, köfteli hamurlu çorbamız, etli yaprak dolmamız, enginarımız, muhallebimiz…

img_0007-3
Selin Kutucular

Sizi sosyal medyada veya ekranlarda gördüğümüzde hep güçlü ve enerjik birini görüyoruz. Peki, en çok zorlandığınız anlarda kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?

İkinci sorudaki üçüncü kelimem, “inanç” beni yaşadığım tüm zorluklardan iyiye olan inancımla çıkabileceğim konusunda motive ediyor. Gücümün yettiği kadar, döndürebildiğim çarkı hiç yılmadan döndürürsem sanki dünyayı bile kurtarabilirim gibi geliyor. Bir düşe inanmak böyle bir şey işte.

Sizi gerçekten mutlu eden, ruhunuzu besleyen şey nedir? Bu kadar yoğun bir temponun içinde kendinizi nasıl şarj ediyorsunuz?”

Dans etmek! Haftaya her pazartesi dans ederek başlıyorum. Bizim jenerasyon çok kalıplı ve kurallı büyüdük. Dans ederek biraz o kalıpların dışına çıktığımı düşünüyorum. Ve her bir dans stilinde sanki başka bir kadın olup aslında tanıma şansına ermediğim, belki de bana geçmişiyle hiç benzemeyen o kadını içimde hissedip, benimsiyorum. Bu beni daha insancıl yapıyor. Hemcinslerime karşı daha duyarlı oluyorum. Ve pek tabii dans ederken çok eğleniyorum, yüzümde kocaman bir gülümseme oluyor. Satın alamayacağınız, paha biçilmez bir mücevher!

img_0015-2
Selin Kutucular

Birçok alanda başarılı birisiniz. Peki, ‘Bu konuda daha iyi olabilirim’ dediğiniz bir yönünüz var mı?

Aklıma ilk gelen “network”! Tanıdığım, tanıştığım, denk geldiğim hiç kimsenin kim olduğunun farkında olmadığımı, onun sadece insan tarafıyla ilgilendiğimi bu yaşımda öğrendim. Avantajı; insani ilişkilerimde neredeyse hiç hayal kırıklığı yaşamadım, dezavantajı; bazen bir şeye danışmak için birilerine ihtiyacım oluyor, o kadar farkında değilim ki kimin ne gücü var, birileri ikaz etmeden kuramıyorum bağlantıyı. Sonra da “Aaa haklısın o yardımcı olabilir” diyorum. Aslında belki de eksiğimin altını şöyle çizmeliyim, istemeyi bilmiyorum. Almak ve vermek arasındaki dengeyi daha iyi kurabilmek isterdim. Ama kim bilir o zaman da ben, ben olmazdım belki.

Hayatta, ‘İyi ki yapmışım’ dediğiniz en önemli karar neydi?

Tüm farklılıklarımıza rağmen eşimle evlenmek! Ben ona ruhumun kalitesi diyorum.

img_0004
Selin Kutucular

Şu anda kariyerinizin bu noktasında, geçmişteki ‘kendinize’ bir tavsiye verecek olsaydınız, ona ne söylerdiniz?

Daha cesur olmak isterdim ama aile düzenim açısından ve çocuklarımın huzurla büyümesi açısından daha sakin ilerlemenin mutlaka bir faydası olduğunu da biliyorum. Bu nedenle bu çizgiyi korumamdaki hassasiyetim için kendime hak da veriyorum. Ama şunu yapmak isterdim, madem bu yol artık benim yeni yolum, akademik olarak elimde bir diploma için çalışabilirdim. Üstelik bunu yaparken gençlere de tecrübelerimi aktarabilirdim. Eğitim çok önemli, bu işin akademisinin bir parçası olmak isterdim. Ama hala vakit var değil mi?

Gelecekte bizi bekleyen sürpriz projeler var mı? Yeni bir kitap, TV ya da digital mecrada bir program veya başka bir hedefiniz var mı?

6 kitaptan sonra benim hayalim yine bir kitap! Matbaadan çıkan o sayfaların büyüsüne inanıyorum. Her girilen kütüphanenin yeni dünyalar açtığını biliyorum. Pek tabii kamera aşkım malum, TV için iyi bir proje kapımı çalarsa neden olmasın? Anlatacak çok hikâyem var… O zamana kadar sosyal medyadan seslenmeye, mutfaktan el vermeye, bağ kurmaya devam.

img_0017-2
Selin Kutucular

Sizi severek takip eden genç kadınlara ilham verecek bir mesajınız var mı? Onlara ne söylemek istersiniz?

Hepimizde var olan egoya yenik düşmemelerini, aksine egoyu doğru kullanarak güce çevirmeyi başarabilmek için çok çalışmalarını ama bunu yaparken da zarafetten uzaklaşmadan, dişil enerjilerine sahip çıkmalarını önermek isterim. Toplumun iyiliği için üretmelerini ve ailenin birliği için sevgi dilinden asla uzaklaşmamalarını da çok isterim.  

Kapak Fotoğrafı: Selin Kutucular

İlginizi çekebilir: Nuray İmre’den Elifcan Çebi ile Mon Rêve Üzerine Sohbet