Yaşamın kurulu düzeni ya da düzensizliği içindeki karşılaşmalar, çarpışmalar ve çatışmaların varlığı, bir oyunun zihnimizde yarattığı sarhoşlukla kendini en güçlü haliyle yeniden hatırlatabilir mi sizce? İBB Şehir Tiyatroları’nın yeni sezonda tiyatroseverlerle buluşturduğu ve Ali Gökmen Altuğ rejisiyle sahnelenen “Sivrisinekler” oyunu, tam da tarif ettiğim bu duygu eşliğinde usul usul bir zihin bulanıklığının perdesini aralıyor. Öyle ki salondan ayrılıp soğuk bir kış akşamına adımımı attığım o ilk andan itibaren etkisini daha da artıran Sivrisinekler, türlü sorgulamalar, irdelemeler ve düşünce yumağıyla beynimizdeki nöronları harekete geçiriyor. İsviçre’nin Cenevre şehrinde bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) etrafında şekillenen bir hikayeye sahip oyun, Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanı olan Alice, oğlu Luke, kız kardeşi Jenny ve anneleri Karen’ın da içinde bulunduğu bir aile içi hesaplaşmayı konu ediniyor. Oyunun oyuncu kadrosunda ise Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Volkan Öztürk, Ahhan Şener, Özgür Dereli, Pınar Demiral, Ümran İnceoğlu ve Pınar Pamuk yer alıyor. 

sivrisinekler-afis
Sivrisinekler (Afiş) | Fotoğraf Kaynağı: İBB Şehir Tiyatroları

Oyunu izledikten kısa bir süre sonra sıcağı sıcağına kaleme aldığım bu yazımın ilk satırlarının ardından gelelim Sivrisinekler’in seyircisine neler sunduğuna. Lucy Kirkwood’un 2017 yılında yazdığı, Ekin Tuncay Turan tarafından dilimize çevrilen ve ülkemizde ilk kez İBB Şehir Tiyatroları’nca sahnelenen oyun; makul derecede fiziği, biraz olsun matematiği ve çokça insani duyguyu aynı potada ustaca eriterek zihnimizin en derinlerine belki de istemsizce itilenleri bulundukları yerden çıkarıyor. “İki protonun çarpışması mı daha güçlüdür yoksa iki kız kardeşin çarpışması mı?” sorusuyla zor bir ikilem arasında bırakan Sivrisinekler’in başarısında hiç kuşku yok ki altı son derece dolu olan ve ince ince yaratılan karakterlerin varlığı büyük önem taşıyor. 

sivrisinekler-2
Sivrisinekler | Fotoğraf Kaynağı: İBB Şehir Tiyatroları

Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı projesinde çalışan ve hedefe ulaşmak adına 11 yıldır emeğini bunun için harcayan Alice ve İngiltere’de telefon üzerinden sağlık sigortası satarak hayatını kazanmaya çalışan kız kardeşi Jenny, oyunun tam merkezindeki iki ana karakterimiz. Dünyaya birbirlerinden çok farklı bakan bu kız kardeşlerden Alice zeki ve takıntılı bir kişiliğe sahipken kendini tamamen aptal olmaya adadığını söylediği kardeşini de devamlı küçümsemektedir. Buna karşın ise pratik algıya sahip olan da Jenny’dir. Öyle ki bunamaya başlayan anneleri uğraşan da, Alice’in oğlu Luke’u daha iyi anlayan da odur. Alice’in 17 yaşındaki oğlu Luke ise Cenevre’den ve okuduğu okuldan nefret etmektedir. Zeki olduğundan farklı bir bakış açısına sahiptir ve bu yüzden diğer çocuklarla problem yaşamakta, annesi ise bunu bir türlü anlamak istememektedir. Kız kardeşlerin eski bir fizik dehası olan ve alması gereken büyük ödülleri sadece “kadın” olduğu için alamadığına inanan anneleri Karen da artan hafıza problemiyle uğraşmaktadır. Ayrıca Alice’in zekâsını övüp, Jenny’nin kıt zekâlı olduğundan söz ederken bile kendi entelektüel üstünlüğünü onlara hatırlatmaktan hoşlanan bir kadındır. Bu dört ana karakterin Hadron Çarpıştırıcısı’nda deneyin yapılacağı süreçte bir araya gelmesi ise aile içi hesaplaşmaların, eski defterlere kayıtlı yaşanmışlıkların, pişmanlıkların, kırgınlıkların ve daha pek çoğunun ortaya saçılmasına yol açıyor.  

sivrisinekler-1
Sivrisinekler | Fotoğraf Kaynağı: İBB Şehir Tiyatroları

Bu karakterlerin etrafında oya gibi işlenen Sivrisinekler, çok boyutlu ve zengin yapısını güçlü bir anlatım eşliğinde birbirine bağlarken Kirkwood’un metnine olan hakimiyeti, her diyaloga kendisini açıkça gösteriyor. Üstelik bir yandan atom altı parçacıklar, CERN, Higgs Bozonu gibi fiziğin kavramsal çerçevesine dayanan oyun, diğer yandan da Alice, kız kardeşi, annesi ve oğlu ekseni etrafında kurulan kırılgan bir aile yapısı üzerinden iki paralel kurgu üzerinden ilerliyor. Yazarın birbirine zıt gibi görünen iki bağlamı aynı düzlemde buluşturma özverisi, bize makro kozmos ve mikro kozmos arasındaki büyük çatışmayı en sert ve ateşli haliyle estetik biçimde sunuyor. 135 dakika gibi hiç de hafife alınmayacak bir süre içinde içerisine fizik kavramlarının da girdiği oyun seyirci için bir ön yargı oluşturabilir belki fakat yaratılan o hikayenin içinde bunların hiçbir önemi kalmıyor.  

sivrisinekler-6
Sivrisinekler | Fotoğraf Kaynağı: İBB Şehir Tiyatroları

Oyunun sahneleme tekniği bu noktada metnin çağdaş yapısına eşlik edebilmek adına klasik bir yapıdan sıyrılarak seyirciyle buluşuyor. Bu yönüyle Sivrisinekler’in Müze Gazhane Meydan Sahne’nin özel atmosferiyle bütünleşmesi ve yuvarlak oturma düzeninin de getirdiği avantajla oyuncularla olabildiğince yakın bir mesafeden göz kontağı kurulması, seyirciyi de olayların en yakın gözlemcisi konumuna getiriyor. Sahnenin tam ortasında konumlandırılan ve üzerine yansıtılan görsel dille maddesel başka bir dünyanın kapısını aralayan platform, salona adım attığımız ilk andan itibaren etkilemeyi başarıyor.

sivrisinekler-3
Sivrisinekler | Fotoğraf Kaynağı: İBB Şehir Tiyatroları

Kendi içinde birçok güncel tartışmaya bilim insanlarının düştüğü ikilemleri, beklentilerimizi, yüzleşmeye korktuğumuz korkuları, ön yargılarımızı, kaybolan samimiyetimizi, aile kurumunun güçlü gibi görünen kırılgan yapısını ve en önemlisi insan doğasının saf yapısını da ekleyen oyunda reji dokunuşları kendisini açıkça kanıtlıyor. Bunun yanında oyunun görsel ve işitsel tasarımında da son derece üst düzey bir iş çıkarılırken asıl övgüyü oyunculuklar için yapmak gerekiyor. Kız kardeşlere hayat veren Yeliz Gerçek ve Senan Kara’nın uyumu kendilerine hayran bırakırken anne karakterine hayat veren Ayşin Atav ve genç karakter Volkan Öztürk’ün performansları da bu ikiliyi aratmayacak derecede parıldıyor. Özellikle Yeliz Gerçek’in idealist ve kendinden son derece emin oyunculuğu ile Senan Kara’nın hayata karşı öfkesi, üzüntüsü, hayal kırıklığı, gülüşü ve savruluşuyla duygusal olarak dolup taşması, seyirci için çok özel bir performansa eşlik etmenin haklı mutluluğunu en sahici haliyle yaşatıyor.

sivrisinekler-5
Sivrisinekler | Fotoğraf Kaynağı: İBB Şehir Tiyatroları

Şehir Tiyatroları’nda özellikle bu sezon izlediklerim arasında farkını her yönüyle ortaya koymayı başaran ve en nitelikli oyunlar arasında kişisel listemde en üst sıraya yerleşen Sivrisinekler, kesinlikle kaçırılmaması gereken modern bir iş. Özellikle ilk yarısının etkileyicilik hissinin daha yüksek olduğu oyunda ikinci perdenin ve özellikle finalin daha güçlü olmasını isterdim. İşlenen konunun küçük yaştaki seyirciler için algılama yönünden ağır gelme ihtimali yüksek seviyede. Bunun yanında metinden kaynaklı bazı sahnelerin de çocuklar için pek uygun olmadığını belirtmekte fayda var. Oyunun sahne tasarımı ve dekoru Müze Gazhane Meydan Sahne’ye uygun kurgulandığı için sonraki gösterimlerde başka mekanlarda yer alması çok düşük bir ihtimal gibi görünüyor. Bu yüzden salonun çok yüksek olmayan seyircisini de düşündüğümüzde bilet almak için bir hayli uğraş vermek gerekiyor. Ayrıca oyunun iki saati aşan süresini de dikkate alacak olursak sandalyede oturmak bir müddet sonra rahatsız edici bir durum haline dönüşebiliyor. En azından bu oyun özelinde sırt ve oturak kısmı daha yumuşak sandalyelerin olması seyirci açısından daha iyi bir seçenek olacaktır. Tekrar tekrar izlenecek kadar değerli bu oyuna dair değerlendirmemi Karen’ın sözleriyle bitirmek isterim: “Sevgi… Herkes evrendeki en büyük gücün sevgi olduğunu sanıyor ama değil. Evrendeki en büyük güç ‘Güçlü Nükleer Kuvvet’tir. Sevgi aslında güç bile sayılmaz. Bizim kaosta hayatta kalmamızı sağlamak için uydurduğumuz bir şey…”

sivrisinekler-4
Sivrisinekler | Fotoğraf Kaynağı: İBB Şehir Tiyatroları

NOT: Oyun metninin ve bağlamının daha iyi anlaşılması adına oyun öncesinde şu kavramlar hakkında bilgi sahibi olunması son derece önem arz ediyor:

Higgs Bozonu: Atom bir maddenin en küçük yapı taşıdır. Atomu oluşturan temel parçacıklar ise proton, nötron ve elektrondur. Maddenin temel parçacıklarını ve bunların etkileşmesini açıklayan kuram, fizikte standart model olarak tanımlanmaktadır. Fakat yapılan deneysel çalışmalar sonucunda, gerçeğin çok daha karmaşık olduğu anlaşılmıştır. Standart model, büyük patlamadan sonra, evrenin içinde bulunduğu enerjilere karşılık gelen aşamayı iyi tanımlar fakat astrofizik ve parçacık fiziğini tanımlamaya yeterli değildir. Parçacık fiziği proton ve nötronun içinde bulunan kuarkları, leptonları ve onların alt gruplarını inceler. Bu parçacıkların en son üyesi Higgs bozonudur. Gerald Guralnik, Richard Hagen, Tom Kibble, François Englert, Robert Brout, Peter Higgs parçacık fiziği üzerine çalışmışlardır. Brout, Englert, Higgs mekanizması olarak adlandıran çalışmanın içinde gelinen son noktada bulunan parçacığa Peter Higgs’in adından hareketle Higgs bozonu adı verilmiştir. Higgs bozonu, evrende ortaya çıkan uyarılmalar sonucunda bazı parçacıkların tek bir yerde yığılmış halini ifade eder. Ancak, Higgs bozonundan önce Higgs alanını tanımlamak daha doğru olacaktır. Higgs alanı, evrenin her yerini saran bir alandır. Higgs parçacığının bu alanda etkileşmesi sonucu kütle kazanır, parçacıkların alanına girip kendi enerjisini bu alana aktarması sonucunda da Higgs bozonu oluşur. Higgs parçacığı ve Higgs alanı Higgs mekanizmasını oluşturur. Temel parçacıklara, atoma, maddeye ve bize asıl kütlemizi kazandıran bu Higgs mekanizmasıdır. Higgs bozonu evrenin oluşmasında da önemli rol oynar ve bize onun büyük patlama öncesinde de var olduğunu açıklar. Yani evrenin başlangıcının başlangıcı olduğu ortaya çıkar. Bu sebeple adına tanrı parçacığı da denmektedir. Bu parçacık mikro ölçekli olduğu için, laboratuvar ortamında bu büyük patlamayı tekrar gerçekleştirebilmişlerdir. Higgs bozonunun net olarak varlığı ancak yapılan deneyler sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu deneyler üç kez gerçekleşmiştir. 2000, 2005 ve 2012 yıllarında CERN’de yapılan bu deneyler, gözlemler ve analizler sonucunda Higgs bozonunun varlığı ve oluşumu kesin olarak kabul edilmiştir.

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı: Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) yer alan dünyanın en büyük parçacık çarpıştırıcısıdır. İsviçre-Fransa sınırında, yerin 100 metre altında kurulan ve yaklaşık 27 km uzunluğunda olan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC), içinde süper iletken mıknatıslar bulunan halka şeklindeki tünellerden oluşur. Zıt yönlerden gelen ve ışık hızına yakın hızlarda hareket eden iki parçacık demetinin çarpışması sonucunda yeni parçacıklar ortaya çıkar ve bu parçacıklar detektörlerle incelenir. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü’ne (CERN) dayanan çok büyük, çok güçlü bir parçacık hızlandırıcısıdır. 22 üye devlet ile ortak bir proje, şimdiye kadar yapılmış en büyük ve en büyük bilim deneyidir. 10 Eylül 2008’de deneyine başlanmış olan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda altı önemli deney yer alır. Bu deneyler, Atlas deneyi, CMS deneyi, LHCb deneyi, LHCf deneyi, Alice deneyi ve Totem Deneyi şeklinde isimlendirilmiştir.

CERN: Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi veya Fransızca adı olan Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire’in kısaltmasıyla, İsviçre ve Fransa sınırında yer alan, dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarını yöneten araştırma kuruluşudur. CERN, araştırmalarında Büyük Hadron Çarpıştırıcısı dahil, dünyanın en gelişmiş ekipmanlarından bazılarını kullanarak, enerji ve maddenin temel biçimlerini inceler.

Kapak Fotoğrafı: İBB Şehir Tiyatroları

İlginizi çekebilir: Gizem Kalaç’tan On Yıl Sonra