Skansen; Stockholm’ün meşhur adacıklarından birisi olan Djurgarden’da kurulmuş dünyanın ilk açık hava müzesi. Müze sadece turistler için değil, aynı zamanda lokaller için de oldukça popüler bir ziyaret noktası. Biraz Stockholm, biraz Skansen esintili yazıma buyrun o zaman.

Skansen’e geçmeden önce kısaca şehirden bahsedelim. Stockholm, Kuzey Avrupa’da İsveç’in başkenti ve aynı zamanda ülkenin dörtte birinin yaşadığı bir kültür, medya, politika ve ekonomi merkezi. Kent merkezi, Stockholm takımadalarını takip eden 14 adacıktan oluşuyor. Bunların başlıcaları tarihi eski şehrin bulunduğu Gamla Stan & Riddaholmen, ticari bölgelerin olduğu Norrmalm & Vasastaden, daha çok yeşil alanların ve parkların bulunduğu Djurgarden & Skeppsholmen ve konsept & tasarım mekanların bulunduğu çekim merkezi Södermalm & Langholmen.

İlginizi çekebilir: Elif Kazak’tan Stockholm Tasarım Mağazaları

Vasa Müzesi

Stockholm, milyonlarca insan tarafından ziyaret edilen onlarca müzeye ev sahipliği yapan dünyanın en büyük müze kentlerinden birisi. Müzelerden başlıcaları Ulusal Müze, 16. yüzyıl’dan ayakta kalan tek gemi olan “Vasa”nın bulunduğu Vasa Müzesi, Çağdaş Sanatlar Müzesi, İskandinav Müzesi ve Skansen açık hava müzesi.

Skansen Açık Hava Müzesi

Skansen, şehirdeki en özel ve ünlü müzelerden biri olmasının yanında dünyanın en eski açık hava müzesi özelliği ile tarihe geçmiş. Bu özelliği ile “Skansen” kelimesi dünyada diğer açık hava müzeleri ve tarihi koleksiyonların sergilendiği alanları tanımlayan bir isim olarak kullanılıyor. Hayvanat bahçesi, kilise, askeri kulübeler, tarım alanları, çiftlikler, cam işleme atölyeleri ve fırınların içerisinde geleneksel kıyafetli çalışanlar bir 19. yüzyıl kasabasındaki günlük hayatı günümüze taşınıyor. Bununla birlikte o dönemi canlandırmak adına fırın, okul vb. tesislerde insanlar gerçekten o faaliyetleri yaparak ziyaretçilere daha gerçekçi bir deneyim sunuyor.

Skansen’deki Walpurgis kutlamasından bir görüntü

Müze, aynı zamanda İskandinav Müzesi’nin de kurucusu olan İsveçli öğretmen, halk bilimci ve bilim adamı Artur Hazelius tarafından 1891 yılında Djurgarden adasında kurulmuş. Skansen’in kurucusu Hazelius’un amacı; dönemin evleri, ekili arazi ve bahçeleri ile İsveç’e özgü hayvanları sergileyerek ülkenin çeşitli bölgelerindeki geleneksel kırsal kültürü ve hayatı bugüne taşımak. Skansen kurulduğu dönemde Hazelius özellikle Lapon* kültürü ve tarımı üzerine yoğunlaşmış. Sonrasında günümüze kadar 150 dolayında tarihsel özelliği olan bina oluşturulmuş. Müzede bulunan en eski ve aynı zamanda İsveç’e özgü olmayan tek bina, Vasveit (14. yüzyıl). Yapı Norveç’ten getirilerek müzeye kazandırılmış. Bazı parçaları 14. yüzyıldan günümüze ulaşmış durumda. 300.000 metrekare alan üzerinde kurulan müze yıllık 1.3 milyondan fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor. Buna ek olarak Skansen Noel, Walpurgis** ve çeşitli dini, milli bayram ve festivallerin en önemli adresi olarak dikkat çekiyor.

Websitesi

Stockholm ile ilgili bir bilgi; sanılanın aksine “Sendromun Başkenti” imajı şehirde mevcut değil. İnsanlar oldukça pozitif ve yardımsever. Stockholm’e kadar gitmişken görmeden ve yapmadan dönmeyin diyeceğim birkaç not ise aşağıda;

_Fotoğraf ile ilgileniyorsanız veya sergileri gezmekten hoşlanıyorsanız Fotografiska müzesi “must see” listesine eklenmeli. Yeri, sergileri ve restoranıyla çok keyifli bir mekan.

_Hem ambiyansıyla hem de harika kahveleriye Johan & Nyström ve Drop Coffee denemeye değer.

_Kuzeylilerde spor tam bir rutin aktivite. Özellikle haftasonu sokaklarda 20-30 kişilik koşu yada bisiklet gruplarını her hava şartında görmeniz mümkün.

_Son olarak Stockholm metro durakları oldukça ünlü . Hepsinde ayrı bir konsept ve çizim olan durakları görmek için bile metro kullanmaya değer.

*Laponlar ya da Samiler, Norveç ve İsveç’in Kuzey kutup Dairesi içerisinde kalan bölgelerinde çok eski tarihlerden bu yana yaşamakta olan bir etnik grup.

**Walpurgis: İsveç’te Nisan ayının son günü ateşler yakılıp çeşitli eğlencelerle baharın gelişinin kutlandığı özel gün.

İlginizi çekebilir: Deniz Özdağ’dan Stockholm Gezilecek Yerler

3. ve 4. fotoğraflar Skansen’in, 5. fotoğraf ise Fotografiska’nın web sitesinden alınmıştır.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN