Son yıllarda alışveriş tercihlerimde daha bilinçli davranmaya, özellikle de yerli ve kaliteli markaları keşfetmeye özen gösteriyorum. Büyük zincirlerin arasında kaybolmak yerine, özenle üretilmiş ve arkasında gerçek bir hikâye olan tasarımları seçmek bana daha değerli geliyor. Yaz için bikini&mayo arayışına girince ben de bu düşünceyle araştırmaya başlamıştım. Hem tasarım hem kalite hem de farklı bir ruh taşıyan bir marka olsun istedim ve karşıma Soren by Me çıktı. Ben de hem sizin için hem de kendi adıma bir tüketici olarak merak ettiklerimi markanın kurucu ortakları olan Erinç ve Melis’e sordum; ortaya da keyifli bir röportaj çıktı. Sözü onlara bırakıyorum.

4020-kcp-1_21-copy
The Nomad Unisex Poncho | Fotoğraf: Soren by Me

Soren by Me’nin fikri ilk kez ne zaman ve nasıl ortaya çıktı? Sizi bu markayı yaratmaya iten asıl duygu neydi?

Soren by Me, doğada geçirilen zamanlardan doğdu. Sörf yaparken, yelken açarken, dağların ardında bir patikayı keşfederken ya da sessiz bir koyda gün batımını izlerken fark ettik: Doğa, insana her seferinde yeni bir estetik, yeni bir ilham veriyor. Ve ne kadar içinde kalırsan, o kadar çok şey öğretiyor.

Bizim için bu deneyimler bir yaşam dili oluşturdu. Soren by Me, o dilin parçalara, dokulara, renklere dönüşmüş hali. Markayı yaratırken amacımız, doğanın verdiği hemhâl olma hissi ve otantik estetiği gündelik hayatımızın bir parçası haline getirmekti.

Soren by Me’nin estetik dili çok özgün. “Sadelik, akışkanlık, doğallık” gibi kavramlar koleksiyonlarınıza nasıl yön veriyor?

Sadelik bizim için eksiltmek değil, işlevselliği açığa çıkarmak demek. Akışkanlık ise, bir parçanın yalnızca bir an için değil, farklı zamanlarda ve koşullarda da hayat bulabilmesi. Doğallık, kullandığımız tonlarda, kumaş seçimlerinde ve üretim kararlarımızda kendini gösteriyor. Biz estetiği, ihtiyaç karşılayan ve süreklilik taşıyan bir zarafetle ortaya çıkarmaya özen gösteriyoruz.

whatsapp-image-2025-02-04-at-17-06-11-3-copy
Amber Matcha Green Bikini | Fotoğraf: Soren by Me

Bu yolculukta en zorlandığınız an neydi? Geri dönmeyi düşündüğünüz ama devam etmeye karar verdiğiniz bir kırılma noktası oldu mu?

Zorlandığımız anlar özellikle üretim süreçlerinde, standartlarımızı tavizsiz sürdürmek istediğimizde oldu. Moda dünyasında herkesin senden hızlı ve daha çok üretim beklediği bir dönemden geçtik. Oysa biz biliyorduk ki hız, kalitenin düşmanı. Tam da o noktada “ya tempoya uyum sağlayacağız ya da kendi yolumuzda ısrar edeceğiz” ikilemiyle karşılaştık. Biz ikinci yolu seçtik 🙂

Soren by Me’yi diğer markalardan ayıran temel değerler neler? Seni farklı kılan şeyin ne olduğunu düşünüyorsun?

Her parçamızın temelinde “hikâye, gereklilik ve süreklilik” var. Bir ürünü tasarlarken sorumuz şu oluyor: Bu ürün gerçekten neye hizmet ediyor, hangi ihtiyacı karşılıyor? Eğer yanıt güçlüyse o ürün üzerine çalışmalar başlıyor. Bizi farklı kılan şey, bu kararlılıkla işlevselliği ve estetiği tek bir potada eritmemiz.

4018-portra400-1_23-copy
Soren by Me | Fotoğraf: Soren by Me

Kumaş ve üretim süreçlerinde nelere dikkat ediyorsunuz? Sürdürülebilirlik, bu sürecin neresinde duruyor?

Bizim üretim anlayışımızda öncelik, uzun ömürlü ve dayanıklı, etik üretim süreçleri ilke edinilerek üretilen kumaşlarda. Yerel üretimden yana olmamız, doğal kumaşları tercih etmemiz ve adil iş ilişkileri kurmamız bundan kaynaklanıyor. Daha az tüketmek, daha çok yaşatmak… Bütün süreçlerimiz bu kararın etrafında planlanıyor. Doğa için ve insan için sorumluluk almak özgürlük getiriyor. 

Soren by Me kadını ve erkeği nasıl biri? Nasıl hisseder, nasıl yürür, nasıl yaşar?

Zamana değil özüne bağlıdır; işte bu yüzden her anı otantik bir keşiftir.

Eğer markanızı bir ses, bir şarkı ya da bir doğa manzarasıyla tanımlasaydınız, ne olurdu?

Cazın doğaçlama ruhuna benziyor: Planlı ama özgür, ölçülü ama sonsuz.

4018-portra400-1_10-copy
Soren by Me | Fotoğraf: Soren by Me

Soren by Me beş yıl sonra karşında bir figür olarak dursa, size ne söylerdi?

Bu marka, en başından beri yaşamın akışını olduğu gibi kabul etmek ve onu kendi özgün yolumuzla anlamlandırmak için var oldu. Bugün söylediği gibi: ‘Hayat, çözülecek bir problem değil; yaşanacak bir gerçektir’i hatırlatmaya devam eder.

Kapak Fotoğrafı: Soren by Me

İlginizi çekebilir: Eylül Aytan’dan Emine Boyner ile Atölye Patika Üzerine