Size tam şu andan itibaren 3 ay boyunca sosyal medya hesaplarınıza bakmayın desem, zorlanır mıydınız? Tamam belki bu denli radikal bir değişim, alışkanlıklarımız ve içinde bulunduğumuz çağ itibariyle biraz fazla oldu. Peki ya, şimdiden başlayarak bir gün boyunca bakmayabilir misiniz? İşte bu soruya cevap verirken bir an bile tereddüte kapılıyorsanız, uzmanlara göre, siz bir sosyal medya bağımlısısınız. Hepimiz öyleyiz! 

Yakın zamanda özgürlüğün anlamını, ne ifade ettiğini, dünyada gerçekten özgür olup olmadığımızı sorgulamaya başlamış biri olarak, kafama takılan konulardan biri de, hepimizin hayatlarının büyük parçası haline gelmiş sosyal medya oldu. Düşününce, gündemi sosyal medya aracılığıyla takip ediyoruz; bizim için önemli olayları, güzel anılarımızı, çeşitli konular hakkındaki düşüncelerimizi sosyal medyadan paylaşıyoruz. Bu şekilde insanlarla bağ kuruyor, iletişimde kalıyoruz. Peki ya sosyal medya olmasaydı?

Kabul edin, kendinizi savunmasız hissederdiniz. Sosyal medya bize bir çeşit güven veriyor, hayatla ilişkimiz olduğunu hissettiriyor, bir nevi “onlardan haber alıyorsun, onlar senden haber alıyorlar, güvendesin, hayata bağlısın, rahatla” diyor bize. Oysa insanlığın ve olan bitenlerin bir parçası olmak için sosyal medya hesaplarımıza gerek yok. Hatta inanın, sosyal medya bize bir şey katmamakla kalmıyor, elimizden çok daha fazlasını alıp götürüyor; bunların en başında ise bana sorarsanız özgürlük ve özgüven geliyor.

Her şeyden önce, insanoğlu olarak bir karşılaştırma güdüsüne sahibiz. Sosyal medya platformlarıysa buna zemin hazırlayan başlıca araçlar. Farkında olmuyoruz ama, her gün karşımıza çıkan ve o an bizim için gerçekleştirilmesi mümkün olmayan her şey kendimizi kötü hissetmemize, daha da fenası sahip olduklarımızın farkında olmamamıza yol açıyor. Yalnızca, “bu bende niye yok” diye düşünüp, “bak bende bu var, ne güzel”leri kaçırıyoruz.

Bir de şu var tabii, her gittiğimiz mekanda, yaşadığımız her güzel anda aklımızda bitiyor. Size de olmuyor mu? “Ah şunu hemen sosyal medyamda paylaşmalıyım”ları hangimiz yaşamıyoruz? Oysa o an, bütün o güzel anlar, deneyimler elimizden kayıp gidiyor. Çünkü akıyor zaman, bizi hiç beklemiyor. Demek istediğim, böyle bir farkındalıkla kontrolü elime almaya ve sosyal medyada geçirdiğim zamanı yönetmeye karar verdim. Azaltarak başlayacak olsam da, nihai hedefim tabii ki onlardan kurtulmak. :)

Peki nasıl yapacağım, hangi adımları izleyeceğim? İşte, sosyal medya detoksu nasıl yapılır diye merak edenler için, benim önerilerim…

Sosyal Medya Detoksu

_Şahsen benim ilk adımım bu değil, ancak kökten çözüm arayanlara ve ani değişimlere ayak uydurma konusunda kendine güvenenlere önerim: telefonunuzdaki tüm sosyal medya uygulamalarınızı silin! Yetmiyorsa, hesaplarınızı da tamamiyle kapatın.

_Adım adım gidelim diyenler içinse ilk önerim şu; ilginizi çeken kişileri takip etmeyi bırakın. Yani, sosyal medyaya daha çok neler veya kimler için girdiğinizi fark edin, bir liste yapın. Sonra da o listedekileri hesabınızdan çıkarın! Sosyal medyada ilginizi çeken bir şey kalmayınca, ondan uzaklaşmak da daha kolay olacaktır.

_İnsanı en iyi kendisi tanır. Eminim ki siz de en çok ne zamanlarda Facebook, Twitter veya Instagram’a girdiğinizi farkındasınızdır. Değilse bile gözlemleyin, dürüst olun kendinize karşı. Çok sıkıldığında kendini sosyal medyanın kollarına atanlardan mısınız, yoksa öfkeliyken neye baktığını bile farkında olmadan hızlı hızlı sayfaları geçenlerden mi? İşte bu anları sosyal medya ile eşleştirmekten vazgeçin. Sosyal medya bir rahatlama şekli değil, tam tersi sizi daha stresli yapıyor.

İnsanların yalnızca sigara içmektense, bir kahvenin yanında sigara içmekten daha çok zevk aldığını duymuşsunuzdur. Çünkü aslında onlara keyif veren tek başına sigara değildir, akıllarında eşleşmiş kahve-sigara ikilisidir. Kahveyi kareden çıkarın bir bakalım, sigaranın tadı kalıyor mu?

_Kendinize kurallar koyun. Örneğin, “hafta sonu Instagram’a bakmayacağım” veya “saat 19.00’dan önce sosyal medyaya göz atmayacağım” gibi. Sınırlarınızı zorlayın, yapabilirsiniz!

_Eliniz her sosyal medyaya gittiğinde, kendinize o an neyi kaçırdığınızı söyleyin. Örneğin, “şu an arkadaşımla kaliteli zaman geçirip güzel bir sohbet etmeyi kaçırıyorum” veya “şu an ailemle gülüğ eğlenmeyi kaçırıyorum”. Bakalım kaçırdıklarınız yüzünüze vurulduğunda, yine de başkalarının nerede ne yaptığıyla bu kadar ilgilenebilecek misiniz? :)

_Şunu fark edin; aslında sosyal medyanın bize vaat ettiği her şeyi, onsuz da yapabiliriz. Arkadaşlarımızla iletişimde kalmak için onları arayıp sorabilir, düşüncelerimizi yazıya dökebiliriz. Eğer Instagram sizin için fotoğraf çekme aracıysa, minik bir fotoğraf makinesi edinebilirsiniz.

Sosyal medyadan uzaklaşmanın bize en çok katacağı şeyse zaman. Zaman, geri alamadığımız ve telafisi olmayan tek şey, iyi değerlendirelim. Umarım bu yazı, sizin de hayatınızda bir şeyleri değiştirir ve hep birlikte bildirimlere değil, hayatı yaşamaya odaklanırız.

İlginizi çekebilir: Detoks Nedir

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN