Finale hazırlanıyorum, daha doğrusu hazırlanmaya çalışıyorum.. İşten, niye başladığımı bilmediğim yüksek lisanstan o kadar bıkmışım ki bir tarafta seyahat blogları açık; aklımda hep tatiller. Bir de arkadaşımın doğumgünü haftaya, ne alacağım ben bu çocuğa diye kafa patlıyorum. Zor aslında; hayattaki en büyük isteği kaplan görüp, Tanzanya’da safari yapmak isteyen birinden bahsediyoruz. Blogların birinde gözüme Phuket’teki ‘Tiger Kingdom’ çarpıyor. O an karar verip arıyorum: ‘hazırlan seni kaplan görmeye götürüyorum doğumgünün için!’. Birden alıyorum biletleri delilik değil mi, hiçbir şekilde aklımızda yokken.

Uçak biletlerini Bangkok üzerinden alıyorum. Biletler Aeroflot, Moskova aktarmalı. Bangkok’tan da Phuket ‘Bangkok Airways’ ile 1,5 saat sürüyor. Gelmişken Bangkok’u atlamak olmaz diyerek birer gün koyuyoruz hem gidişe hem de dönüşe. İlk defa bu kadar uzun uçacağım; Moskova 4, Moskova’dan Bangkok 9 saat.

Tayland krallıkla yönetiliyor, krallarını aşırı derecede sahipleniyorlar; ülkenin çoğu yerinde kralın afişlerini görmeniz mümkün. Okuduğum kadarıyla sinemalarda film başlamadan önce saygı duruşundan tutun da kraliçelerinin dokunulmazlığından dolayı boğulurken kurtarılmamasına kadar ilginç bilgiler bulabiliyorsunuz. Tayland’da nüfusun çoğunluğu Budist, çok az bir kesim de Müslüman. Dinlerinden ötürü ülkenin en önemli yapıları Wat denilen manastırları. Evlerin, alışveriş merkezlerinin yanlarında, sokaklarda minyatür tapınaklar mevcut. Taylar bir arsa aldıklarında kurulan yapı ile birlikte kötü ruhun da o yapıda yaşamaya başladığına inanırlarmış; bundan dolayı o tapınak olmazsa ruhun evlerin içine gireceklerinden korktukları için şehrin çoğu noktasına, hatta komşuyla ortaklaşa bahçelere bile minyatür tapınak inşa ediyorlar. Bununla birlikte Budizm her noktada yaşamlarına sinmiş durumda, kültürlerine göre LGBTİ bireylere saygı gösteriliyor ya da kızlar ailelerine destek olmak için striptiz barlarda çalışabiliyorlar. Bu bilinenin aksine ailelerin desteklediği ve saygı duyulan bir şey Tayland’da.

Dediğim gibi biz ilk olarak Bangkok’a uçtuk fakat Bangkok’u en son anlatacağım. Bangkok’tan sonra Phuket’e geçiyoruz.

Phuket Bangkok’a nazaran biraz daha fazla turistler için yapılmış bir şehir. Gitmeden önce araştırdığım kadarıyla Phuket’in gece hayatının en canlı yeri Patong; fakat Patong’un kendi denizi diğer yerlere göre daha kötü. Bundan dolayı hep hayallerdeki turkuaz denizi görebilmek için de her gün başka bir turla bir farklı adaya gidebiliyorsunuz. Sokak başı değişen fiyatlarla birçok etkinliğe ve adaya günübirlik tur düzenleniyor. Biz kaldığımız 8 gün boyunca her gün farklı bir tura katıldık Phuket’te.  Başlıca yapabileceğiniz turları aşağıya listeledim.

James Bond Island (Phang Nga Bay): Phuket’e varır varmaz dışarı sürüklenerek tur arıyoruz her yerde. Gece gece James Bond turu için anlaşıyoruz tur şirketlerinden biriyle. James Bond adası Phuket’in en meşhur turu. James Bond Island Tur’unda ilk olarak Hong Island’a gidiyorsunuz; burada kano yapılıyor. Daha sonra genellikle Müslümanların bulunduğu Panyee Island’a geçiliyor, daha sonra ünlü James Bond Island’a gidiliyor.

panyee

Similan Island: Similan gitmeden önce en merak ettiğim turlardan biriydi. Similan Island Andaman Denizi üzerinde Phuket’teki en iyi dalış noktası olarak biliniyor, sualtı zenginliği o kadar güzel ki buraya gittikten sonra dalışa merak sardım resmen. Hep hayallerde bilinen turkuaz deniz, beyaz kumun en güzelini burada bulabilirsiniz. Dalmak istemeyenler için snorkeling bile yetiyor, benden söylemesi.  Yalnız Similan Island yolunda şöyle bir problem var. Zaten bu turların hepsine speedboat dedikleri küçük sürat tekneleriyle gidiliyor. Phi-Phi, James Bond bir yerde fakat Similan’a gitmeden önce verdikleri sakinleştirici mi, mide bulantısı mı ne olduğunu hala bilmediğim hapı almanızı öneriyorum. Gerçekten yolda alabora olmamak için dua ediyorsunuz. Normalde de nisan – ekim arasında yani muson mevsiminde bu bölgede normalden fazla dalga olduğu için Similan Island Turu yapılmıyormuş; bunu da dipnot olarak geçeyim.J

similan

Phi-Phi Island: Phi Phi Island turunda özellikle belirtmem gereken Maya Bay’a uğrayanı seçmeniz gerektiği. Koy gerçekten çok güzel ve gitmişken görülmesi gereken bir yer. Phi-Phi turunda maymun adasına da uğranıyor, maymunları besleyebiliyorsunuz! Ayrıca burada durulan snorkeling noktaları da (özellikle Mosquito Island) rengarenk balıklarla yüzebileceğiniz yerler.

Biz bunların dışında Coral Island ve Khai Islands turlarına da katıldık, özellikle Khai Nui balıkların çok fazla olduğu bir snorkeling noktasıydı.

coral

phiphi

Elephant Trekking: Fil, Phuket’te en fazla görmek istediğim şeydi gitmeden önce. ‘Asla bu eziyete ortak olmayacağım!’ şeklinde söylenip duruyordum Camp Chang Kalim’e gitmeden önce. Kampa gittiğimizde küçük filleri besleyip, maymunları kucağıma aldıkça adam bir şekilde fillere asla eziyet etmediğime, trekking yaparsam aksine onları besleyerek mutlu edeceğime bir şekilde beni ikna ediyor. Bilmiyorum doğru mu yaptım, hala kendimi kötü hissediyorum o güzel hayvanın sırtına bindiğim için. Elephant trekking yapmasanız bile gidip filleri görüp beslemek, küçük maymunları sevmek için kampa uğrayabilirsiniz.

4

Tiger Kingdom: Phuket’in ekonomisinin tamamen turistler üzerinden döndüğünün kanıtı Tiger Kingdom olabilir bence. Kaplanlar big, middle, small, smallest olarak ayrılmış ve görmek istediğiniz için ayrı para ödeyerek kaplanlarla fotoğraf çekinip; sevebiliyorsunuz. Asla uyuşturulmadıkları her yerde yazıyor, ama ben o kadar sakin kalmalarına inanamadım. Sonuçta doğumgünü çocuğunu mutlu edip, Phuket gezisinin amacını tamamlamış olduk böylece.

kap

Phuket bunun dışında Patong’taki Bangla Road ile ünlü. Bangla Road öyle bir yer ki her tarafı masaj salonları, tattoocular, restaurantlar, striptiz barlar ve gece kulüpleriyle dolu. Gece hayatı o kadar renkli ki; turların sabah en geç 7’de başladığını hesaba katarsak hem bu turlara katılıp, hem de geceleri çıkmak baya yorucu oluyor. Balayı yapacaklara duyurulur :) Tabii ki kahvaltıları ananas ve hindistan cevizi ile yapabilmek için bile Phuket’e gidilir. Bu arada gitmişken Thai masajı yaptırmayı unutmayın. Biz merkezdeki Jungceylon AVM’deki Montra’da yaptırdık; temiz ve güzeldi. Aynı zamanda sokak yemekleri aşırı ucuz olmasına rağmen; Jungceylon tarafındaki restoranlarda çok iyi Thai yemeği yiyebileceğiniz yerler var; özellikle ananaslı pilavlarını yemeden dönmeyin, benden söylemesi.

Şimdi gelelim Bangkok’a…Tayland’a gitmeden önce kafamda oluşan ‘egzotik ülke’ algısı Bangkok’a iner inmez yok oldu. Bangkok’a ilk indiğinizde ben nereye geldim demeniz çok muhtemel.  Türkiye’den daha gelişmemiş bir ülkede bulunduğumuzu o an fark ediyoruz.  Merkeze gitmek için metro, otobüs gibi bir ulaşım aracı soruyoruz. Tourist Information’da bile ‘tuktuk’ denilen taksi dışında bir ulaşım aracı olmadığını, gidişin 3600 baht olduğunu iddia ediyorlar (ortalama 300 lira). Forumlarda okuduğum kadarıyla bir metronun belirli yere kadar mevcut olması gerek. Tayland’a ilk indiğimizde böylece toplu taşımanın tamamen turist kazıklama üzerine var olduğunu fark ediyoruz. Bayağı bir direndikten sonra Skytrain’i buluyoruz: 16 baht ort: 1,5 lira. Suvarnabhumi Airport’tan Phaya Thai denilen yere geçiyoruz. Oradan da taksiyle ilk durağımız olan Grand Palace’a geçeceğiz. Ülkede hiçbir şeyin düzeni yok.  Turla seyehat eden insanları ilk defa anlıyorum;  burada her şey kaos halinde. Fiyat sorduğumuz taksilerin hepsi  farklı şey söylüyor;  800, 600 baht ve en son 150 baht fiyatlarını aldıktan sonra adamla anlaşıp biniyoruz. Tabii ki ne taksimetre ne navigasyon ne de insanların İngilizcesi var. Söylenilen fiyatın üzerinden ‘no’ dediğinizde ‘how much you you’ yanıtlarını almanız mümkün. O yüzden yemekten tutun da, ulaşıma, tura her şey için pazarlık yapın;  3’te birini ödersiniz.

Bangkok’ta zamanımız kısıtlı olduğu için çok az yere uğrayabiliyoruz. Başlıca gidilecek yerler: Grand Palace, Wat Arun, Wat Pho (Yatan Buddha) ve Wat Traimit. Floating Market turuna katılmayı çok istiyordum fakat sabah 5 gibi başlayıp öğlen 12’ye kadar sürdüğü için bunu yapamıyoruz.

İlk olarak Grand Palace’a gidiyoruz.  Grand Palace 1925’e kadar birçok Tayland kralının yaşadığı devasa bir yer. 1782’de yapılmış. Dış taraf, iç taraf ve merkez olmak üzere 3 kısma ayrılıyor. Ünlü Emerald Buddha’nın yer aldığı Wat Phra Kaew dış tarafta yer alıyor. Gerçekten süslemeleriyle, duvar resimleriyle çok farklı ve Bangkok’ta mutlaka görülmesi gereken bir yer.

gr1

Wat Arun Chao Praya nehri kenarında, özellikle akşamları görülmesi gereken bir yer. Ortalama 82 metre olan tapınak hala çok aktif olarak kullanılıyor ve şafak tapınağı anlamına geliyor. Tapınağın tamamı ise porselenden inşa edilmiş.

12412166374_b7aed1f796_b

Wat Pho bilinen adıyla Yatan Buddha Tapınağı’nın en ilgi çeken yanı 46 metre uzunluğunda ve 15 metre yüksekliğindeki altın varak kaplamalı Buddha heykeli. Burası diğer yerlere göre daha eski zamanlarda yapılmış ve 1700’lü yıllarda tekrardan revize edilmiş.  Bu tapınak ayrıca Tayland’in ilk üniversitesi olma özelliğini de sahip.

Wat Traimit diğer adıyla Golden Buddha Temple Çin Mahallesi’nde yer alıyor.  Gitmişken Çin Mahallesi’ni, sokak satıcılarını görmekte fayda var. Altın Buddha Heykeli 4. katta yer alıyor. İçeride bir de Çin Mahallesi ile ilgili küçük bir müze de var, zamanı olanlar gezebilir.

Bangkok da Phuket gibi sokak yemekleriyle, masajcılarıyla ve işporta satıcılarıyla ünlü. Güzel bir yemek yemek, doğru dürüst bir bara gitmek isterseniz Siam Paragon denilen AVM çevresinde bulabilirsiniz.

Bangkok’ta yakın yerlere düzenlenen turlar ve görülecek çok daha fazla şey var, bizim zamanımız kısıtlı olduğu için bu kadarını görebildik, artık bir dahakine diyelim.

http://www.phuket.com/island/ci.htm > Coral Island

https://www.flickr.com/photos/tom-nc/12412166374 > Wat Arun

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Çok küçükken gitmiştim Bangkok’a; şehrin için dev bir Mecidiyeköy gibi gelmişti. Fakat o tapınaklar, mimarileri, mistiklikleri sanki başka bir dünyaya aitti. Yalnız keşke sabahın 5’inde uyanmayı göze alıp Floating Market turuna da katılsaydınız, pişman olmazdınız emin olun. Çok farklı, kolay unutulmayacak bir deneyim. Neredeyse 20 yıl olmuş, hala aklımda.

    • Tahmin edebiliyorum ben de çok istiyordum katılmayı.. Ama 5’te kalkmaya üşendiğimizden değil ilk gün sabah 10 gibi varıp gece uçağına bindik Phuket için, dönüşte de akşam Bangkok’ta zaman geçirdik Türkiye’ye dönüş uçağı sabahtı..Böyle duyunca birgün daha fazladan mı kalsaydık diye pişman oluyorum ama yapacak bir şey yok:(

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?