Yemek tasarımı dendiğinde çoğumuzun zihninde tablo gibi hazırlanmış tabak imajlarından ötesi oluşmuyor. Konulan bu sınırın aksine diğer çoğu tasarım alanında olduğu gibi yemek tasarımının sınırları da özellikle teknolojinin durdurulamaz bir hızla geliştiği bir çağda çizilebilecek gibi değil. Benim bunu anlamamı ve bir Pazar sabah 7’de uyandırıp Santralİstanbul’a zevkle koşmamı sağlayan, geçen hafta sonu tanıştığım Food Printing projesi oldu.

Tasarım Bienali’nin ana sergilerinden Joseph Grima’nın “Adhocracy” sergisinde neler olduğuna bakarken “Yemek Baskısı Mobil Ünitesi”  projesinin adını gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Tam da bu heyecanımın üzerine proje kapsamında 3 boyutlu yemek baskı atölyesi düzenleneceğini duyuran bir mail aldım. Maili aldıktan iki gün sonra  sabah 9’da 20 mimarlık fakültesi öğrencisi, bilgisayarlarımızla İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nde toplanmıştık. Yaklaşık bir saat sonra food printer, atölye yürütücüleri Jose Ramon Tramoyerez ve Luis Fraguada tarafından onu mobil hale getiren arabasıyla birlikte stüdyoya getirildi.

Makineden önce ilk dikkatimizi çeken şey onu taşıyan aracı oldu. İstanbul’un geneline anlatabilmek, yayabilmek amacıyla proje olarak mobil hale getirilmiş food printer. İstanbul’un seyyar satıcılarını, yemek ve sokak kültürünü düşündüğümde yöntem çok etkileyici geldi bana. Sokaklarda simitçilerle birlikte seyyar food printerların dolaştığını hayal etmek bile çok heyecan vericiydi.

Daha önce 3 ve 2 boyutlu yazıcıyı tanımış bizlere, stüdyoya gelen makine aslında çok da karmaşık ve yabancı durmuyordu. Kartuşları plastik ya da mürekkeple değil de çikolata ve krem peynirle  dolu bir printerdı karşımızdaki. Gün geçtikçe teknolojinin daha da ulaşılabilir olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Eskiden hayalini bile kurmakta güçlendiğimiz teknolojiler günlük hayatımızın parçaları haline geldi. Önceleri belki adını bile duymadığımız, çok sınırlı bir alanda kullanılan 3 boyutlu yazıcılar da maliyetlerin düşmesi, ulaşılabilirliklerinin artmasıyla bireysel kullanım seviyesine yaklaşmaya başladı. Food Printing de bu teknolojik ulaşılabilirlik sonucu ortaya çıkan bir 3 boyutlu baskı tekniği.

Makineyi kullanmak stüdyoda yapacağımız son işlemdi. Makine işin fırın kısmıydı. Öncelikle bastırmak istediğimiz formları bilgisayar ortamında modellememiz gerekiyordu. Yani bilgisayar da mutfağın geri kalan kısmıydı. Sadece bir araç olduğu için hangi programı kullandığımız çok da önemli değil ama 3 boyutlu modelleme için biz Grasshopper eklentisiyle birlikte Rhinoceros’u kullandık. Modelleme kısmı bittikten sonra modelimizi makinenin okuyabileceği kodlar olarak kaydedip “pişirme” kısmına hazır hale getirdik.

Bilgisayardan hazırladığımız modellerin kodlarını food printera gönderdik. Printer ortaya direkt sizin tasarladığınız modeli çıkaracak şekilde çalışmıyor. Modellerken kurduğunuz formu aldığı kodlarla aynen sizin verdiğiniz rotalarla inşaa ediyor. İşin bu kısmı çok heyecanlıydı. Makine şimdilik krem çikolata ve krem peynirle kullanılıyor. Ama bu kesin bir sınır değil. Çikolata yerine kurabiye hamuruyla çalışıp istediğiniz formda kurabiyeler de pişirebilirsiniz. Biz elimizdeki krem çikolatayla çalıştık. Krem çikolatanın içinde bir strüktür kuramadığımız ve akışkanlığı kontrol etmeyi zorlaştırdığı için formumuzu krem çikolatayla inşaa edeceğimizi düşünüp ona göre modellemeniz gerekiyordu.

İşin içine krem çikolata fiziği de dahil olup bize “Acaba kekim kabaracak mı?”’ya yakın bir panik yaşattı. Kimimizin modeli başarılı bir şekilde basıldı, kimimizinki yıkıldı. Çikolata kartuşu bitince hava püskürten makinenin öldürdükleri de oldu. Bazılarımız yaratıcı yöntemlere başvurup modelini plastik taban üzerine değil de kraker üzerine bastırdı. Yarattığımız modeli yeme kısmına gelince ise duygusal olmamak pek mümkün olmuyor.

Belki de ileride sergilerde değil de mutfaklarımızın bir köşesinde yer alacak food printerla çalışmak, yapay ve doğal arasındaki geçişi görmek çok ilham vericiydi. Yemek tasarımı konusunda kafamda oluşan gereksiz sınırlardan kurtulmama yardımcı oldu food printer.

Aynı zamanda adhokrasi üzerinden işelenen proje, kullanıcısını ve izleyenini bu kavram üzerinde düşündürtüyor. Food printer, Tasarım Bienali boyunca Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’ndaki “Adhocracy” sergisinde sergileniyor. Bence bienal turunuzda mutlaka görmek için zaman ayırın.

Daha fazla bilgi ve projeyi takip etmek için: robotsingastronomy.com

Street food printing, Adhocracy, istanbul biennial 2012 from Andres Arias on Vimeo.

Fotoğraflar: Faysal Altunbozar ve robotsingastronomy.com/

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?