Aramızda Kalsın!

Her şeyin toz pembe olduğu bir anda, yeniden başlamaya zorlanan bir hayat ve zamanın silemediği derin yaralar… Dahası, inanmak istemediğiniz bir geceden kalanlarla yaşamaya devam etmeye çalışan birileri ve hikayenin aslında bitmemiş olduğu söyleyen inatçı bir senaryo. Aynı zamanda oyuncu ve senarist olan yönetmen Guillaume Canet‘in ikinci uzun metrajlı filmi Tell No One / Kimseye Söyleme, büyük sırların arasında yaşayan bir gerilim filmi olarak çıkıyor karşımıza.

Olacaklardan habersiz, keyifli sahnelerin arasında dolanırken bir yandan bunun ne zaman ve nasıl son bulacağını düşünmeye başlıyorsunuz… Çocukluklarını geçirdikleri ormana giden mutlu çiftimizin Alex (Francois Cluzet) ve Margot (Marie-Josse Croze) yolları sonrasında tüm hayatları boyunca taşıyacakları kocaman bir iz ile ayrılır. Tıpkı aşklarını kazıdıkları ağaç gibi…

Korkunç bir gecenin ardından gözlerimizi bir an da sekiz yıl sonrasında, Alex’in çocuk doktorluğu yaptığı hastanedeki odasında açıyoruz. Kendini işine vererek yıllarını mümkün olduğu kadar onu ‘düşünmeden’ geçirmeye çalışan Alex’in, huzuru yarıda kalmış yüz ifadesinde hikayenin geri kalanını arıyoruz. Tam o sırada geçmişle çakışan bir kıvılcım ile geri dönüyor yangınımız. Her şeyin yaşandığı o lanetli ormanda bulunan iki ceset ve hemen peşinden gelen düzinelerce çözülmemiş soru işareti. Kendinizi yüksek gerilime ve aksiyona hazırlasanız iyi olur!

 

Harlon Coben’in aynı adlı romanından Guillaume Canet ve Philippe Lefebvre ikilisiyle sinemaya uyarlana Tell No One / Kimseye söyleme, ilk bakışta birçok farklı karakterleri barındıran ve zekice yazılmış senaryosu ile film boyunca bitmeyen bir gerilimi size garanti ediyor. Kimler var diye düşünmeye başladığımda; Alex’in kız kardeşi (Marina Hands), onun lezbiyen sevgilisi (Kristin Scott Thomas), yarış atlarına takıntısı olan zengin bir senatör (Jean Rochefort), Margot’un babası (Andre Dussollier), Alex’in hikayesine inanan tek polis şefi (Francois Berleand) ve senatörün oğlu (Guillaume Canet) aklıma gelenler. Hepsinin hikayede önemli bir role sahip olduğunu söyleyerek spoiler hakkımı sonuna kadar kullanmış oluyorum.

Bu kadar çok karakterin olduğu bir hikayede oyunculuk performanslarının önemi de artıyor. Bunların en başında da hikayenin kahramanı olan Alex’in yani François Cluzet’in oyunculuğu ön plana çıkmakta. Kendisini yakın zamanda Intouchables / Can Dostum filmindeki harika performansıyla ve beyazlaşmaya başlamış saçlarıyla görmüştük. 2006 yapımı Tell No One / Kimseye Söyleme’de de başarılı bir oyunculuk ortaya koyuyor fransız aktör. Öyle ki hikaye içinde duygusal geçişlerde başımız dönmesine rağmen o halen bizi içeride tutmaya devam ediyor. Diğer yandan karısı rolündeki Margot, Marie-Josee Croze, kısıtlı sürelerde karşımıza çıksa da, özellikle son sahnedeki performansıyla bile övgüyü hak ediyor. Yan rollerdeki sade oyunculuk, karışık hikayeyi daha çabuk ve takılmadan anlamamızı sağlarken, bir yandan Paris’in varoşları diğer yandan polis kavramındaki çatlaklara kadar uzanan birçok detayı bizlere sunmayı başarıyor.

Tell No One / Kimseye Söyleme, 131 dakika boyunca (izlerken zamanın nasıl geçtiğini bile anlamayacaksınız) etrafınızın her açıdan örüldüğünü ve dozajı çok iyi ayarlanmış bir gerilim filminin içerisinde olduğunuzu anlıyorsunuz. Sekiz yıl, geride bırakmak ve yeniden başlamak için yeterli de olsa, izi sürülmemiş ufak bir gerçek ile tekrar başa dönmenizi sağlayabiliyor. Nasıl mı? Sizce? 2006 yapımlı Tell No One / Kimseye Söyleme, izlemeyenler ve DVD arşivinde bulunmayanlar için ‘kayıplar’ listesinde yukarı sıralarda yer alıyor. Benden söylemesi…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN