Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e gitmişken, şehrin alternatif yüzünü de deneyimlemeyi atlamayın. Tiflis, gezginlere düşündüklerinden çok daha fazlasını sunuyor. Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e yolu düşen her gezgin gibi, bir zamanlar İranlılar’ın, Araplar’ın, Kafkaslar’ın, Moğollar’ın, Ruslar’ın hakimiyeti altında kalmış şehirde eklektik mimarinin izini sürerek keyifle caddelerde yürüyeceksiniz, teleferik ile Narikala’ya tırmanacak, botanik bahçesini gezip, devasa Gürcü Ana heykeline selam vereceksiniz. Eski şehir merkezi olan Dzveli Tblissi’de Ortaçağ’a ışınlanmış hissi yaşayacaksınız, yerel yemeklerin tadına bakacak ve Gürcü şaraplarını tadacaksınız. Bütün turist rehberlerinde bütün bunlar hakkında sınırsız bilgiye ulaşacaksınız; ama Tiflis bunlardan ibaret değil. Yolunuz düşerse, herkesçe bilinen Tiflis gezilecek yerleri dışında; sizi şaşırtacak, etkileyecek, alternatif Tiflis’in izlerini de sürmeyi atlamayın.

Tiflis’in Brooklyn’i: Fabrika

Nehrin karşı kıyısında, turistik bölgeden epey uzak sayılabilecek bir bölgede konumlanıyor Fabrika. Daha sokağına girdiğiniz anda, adeta Brooklyn Bushwick’e, Doğu Londra’ya veya Berlin’e ışınlanmışsınız hissi veren devasa duvar resimleri karşılıyor sizi.

Bunları takip ettiğinizde kocaman bir avluya çıkıyorsunuz. Bir photo booth karavanı, Campbell konserve kutusu görüntülü bistrolar, avludaki eski arabanın üzerine oturmuş gençler, dizi dizi cafeler ile hiç ummadığınız bir bölgede, hiç ummadığınız bir ortam sunuyor size.

Bu avluda bir hostel, birkaç havalı bar ve restoran, ayrıca Tiflis’in lokal tasarımcılarının butikleri var. Black Dog Shop, posterler, kırtasiye malzemeleri ve aksesuarlar satıyor; Flying Painter ise Gürcistan’ın en meşhur yerel tasarım butiklerinden biri. Fabrika’ya gitmek için turistik bölgeden biraz uzaklaşmayı göze almanız gerekiyor, ama buna değeceğinden emin olabilirsiniz.

Eski Şehir Merkezindeki En Tarz Cafeler

Cafe PurPur‘a gitmek için çok eksi, yıkık dökük bir binanın içine girip, duvarlardaki boyaları kat kat dökülmüş koridorda yürüyerek merdivenlerden çıkarken, “Doğru yerde miyiz?” endişesi yaşayabilirsiniz. İçeri girdiğiniz anda da şaşkınlığınız daha da artacak. Çünkü burası bir cafeden ziyade, bir arkadaşınızın anneannesinin evine gelmişsiniz hissi veren bir mekan. Tamamen eski eşyalar kullanılarak ev gibi döşenmiş. Özellikle de içinde koltuk ve kıyafetler bulunan çok sürprizli tuvaletini ziyaret etmeyi atlamayın.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by @admira_me on

Bu bölgedeki bir diğer güzel mekan da Cafe Linville. Yine antika dekorasyonlu bir cafe burası, içerideki her bir köşeyi kurcalama hissine kapılacağınızdan ve baktığınız her yerde başka bir detay yakalayacağınızdan emin olabilirsiniz. Akşam saatlerinde de canlı piyano dinleyebilirsiniz.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Café Stamba (@cafe.stamba) on

Cafe Stamba ise, şehirdeki odaları en hızlı tükenen ve en pahalı otellerden birinin altında yer alıyor. Şehirdeki en hızlı servis, en şık müşteriler ve en iyi kokteyller burada. Buraya gitmişken, otelin lobisindeki devasa kütüphaneye de göz atmayı ihmal etmeyin.

Lokal Akşam Yemeği İçin: Khinkali House

Gittiğiniz çoğu mekanda turistlerle birlikte olacaksınız ve orada yaşayanların akşam nasıl vakit geçirdiğini deneyimlemek isterseniz istikametiniz mutlaka Khinkali House olsun.

Kapısına geldiğinizde, ufak, sıradan ve bakımsız bir esnaf lokantası hissiyatı veren bu mekanda, bir alt kata inmeniz gerekiyor. Kristal avizelerin altında, yuvarlak deri koltuklarda oturarak, canlı müzik eşliğinde Gürcü mantısı olan khinkali yiyip, Kafkas dansı yapanları izlemek gerçekten enteresan bir deneyim.

Keşifle kalın!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN