Kenter Tiyatrosu’nun öğrencilerinden, usta oyuncu Hakan Gerçek’in kurduğu Tiyatro Gerçek’in yeni oyunu “Sanat”ın, 21 Aralık’ta prömiyeri yapıldı ve tabiri caizse çok fena “Sanat”a getirildik!

Kenter Tiyatrosu’na 25 sene emek verdikten sonra Tiyatro Gerçek‘te başarılı oyunlara imza atan Hakan Gerçek’in oyun konusunda oldukça seçici davrandığını oyun arşivinden de görebilirsiniz. İşte bu arşive enfes bir oyun daha eklendi: SANAT.

Durun! Hemen korkmak yok. Kabul, ben de sizler gibi, oyuna gitmeden önce oyunun isminden biraz korktum; lakin oyun, isminin ağırlığını onu izlemeye başladıktan kısa bir süre sonra tümüyle üstünden sıyırıp atıyor ve bildiğiniz eğlenceli bir hal alıyor! Oyun aslında çağdaş sanata gönderme yaparken dostluk ilişkilerimizi sorguluyor ve gündelik ilişkilerimize el atıyor. Tadından yenilmez kısmı, tam da bu noktada zühur ediyor. Oyun, Fransız yazar Yasmina Reza’nın gerçek hayatında yaşadığı bir olayın farklı sonuçlanmasını düşünmesiyle doğuyor. Reza bir gün arkadaşına gittiğinde, onun bembeyaz bir tablo satın almış olduğunu görür ve onun bu tabloyu satın almış olmasına şaşkınlığını gizleyemeyerek gülmeye başlar. Neyse ki arkadaşı da onunla gülmektedir. Peki ya gülmeseydi? Gülmeseydi “SANAT” olacaktı! :)

Oyunumuzda 3 karakter var: Marc (Bekir Aksoy), Serge (Hakan Gerçek) ve Ivan (Rüzgar Aksoy) üç eski arkadaştır. Her şey Serge’nin soyut bir tablo almasıyla başlar. Tablonun fiyatı ve değeri arasında da ciddi bir ironi söz konusudur. Sanatkarların eserlerine yatırım olarak bakmasını mı yoksa sanatseverlerin gösteriş yarışı mı bu ironiyi oluşturuyor? Ivan’ın sorduğu tek bir soruyla sanatın altına atılan imzanın fiyatı belirleyebileceğini görüyor, aslında böyle mi olmalı deyip  çağdaş sanattan dem vururken tiyatro gerçek varlığını göstermeye başlıyor ve arkadaşlar arasında geçen diyaloglarda sürekli onların yerine kendinizi koymaya başlıyorsunuz. Oyun o kadar hayatın içinden ki tam Marc beni yansıtıyor dediğinizde, hoop Serge’ye hak veriyor; ani bir manevrayla Ivan’ın vücudunda hayat buluyorsunuz.

Oyunu şahane kılan sadece senaryosu, gerçekliği değil, ekip çok başarılı, hatta harikulade. Yönetmen yine usta bir tiyatro oyuncusu olan Atilla Şendil. Oyuncular birbiriyle çok uyumlu ve karakterleri muazzam taşıyorlar. Hakan Gerçek ve Bekir Aksoy tiyatroda halihazırda tanıdığımız köklü isimlerken, Rüzgar Aksoy’u  ilk defa bu oyunda tiyatrocu kimliğiyle tanımış bulundum ve sonradan öğrendim ki dizi oyunculuğu da yapmış/yapıyormuş. Dizi izleyenlerimiz mutlaka aşinadır.Yakın bir zamanda tiyatroya başlayıp önce tiyatroya, sonra karaktere böylesine yapışmak ve hatta Ivan olmak üstüne bir de Bekir Aksoy ve Hakan Gerçek gibi isimlerle de sahnede bütünleşmek ciddi bir başarı kesinlikle.

Oyunda aslen vurgulanan ve en çok hoşuma giden şeyse, hayattaki ilişkilerimizin birer yolculuk olduğu ve mükemmellik barındırmadığı. Aksine yaşanan onca olumsuz şey, eğer doğru davranırsanız bu dostlukların yeniden can bulup tazelenmesine sebep olabilir ve onu daha da gerçekçi kılabilir. Oyunu ağzınızla kulaklarınız arasındaki mesafe en kısa halini almış şekilde izlediğinizden, olur da silkelenirseniz kendinizi çoğumuzun sadece farklı düşündüğü veya farklı hissettiği için yarım bıraktığı ya da bitirdiği arkadaşlık ilişkilerini düşünürken bulabilirsiniz.

Sanat’ı Türkçe’ye  Gencay Gürün çevirdi. Oyun Ocak ayında da sahlenecek. Oyunda emeği geçen herkese ve tüm ekibe bu leziz oyun için çok teşekkürler!


Yöneten: Atilla Şendil
Dekor Tasarım: İlayda Çeşmecioğlu
Işık Tasarım: Sema Öztaş
Kostüm: Seval İşgören
Oyuncular: Bekir Aksoy, Hakan Gerçek, Rüzgar Aksoy

Tek perde / 70 dk

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. aynı oyunu seyretmiş olamayız asla! benim seyrettiğim oyun “çağdaş sanat” çerçevesinde geçen “çağdaş olmayan oyunculuk” sergileyen bir oyundu. Bekir Aksoy ilk 3 saniyede oyundan soğumamızı sağladı, hemen arkasından Hakan Gerçek abartılı oyunculuk dersi verdi adeta biz yeni oyuncu adaylarına, sanki her hareketinde böyle oynamayın der gibiydi, bakın asla! sizinle aynı fikirde olduğum tek nokta Rüzgar Aksoy’dur tecrübesizliğini avantaja çevirmiş ve doğal oyunculuğu ile göz doldurmuştur. ben oyundan çıkarken sizinle aynı düşüncelere sahip olmayı çok isterdim fakat tam tersi içimi “sanat” adına bir hüzün kapladı.

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?