Son dönemde Irma kasırgasının etkileri ile boğuşan Florida eyaletinin en ünlü şehri Miami’nin müzik dolu haftasına beraber göz atalım. Bir elektronik müzik sever olarak iyi bir festival arayışındayken araştırmalarım sonucunda kendimi Avrupa’yı aşmış ve Ultra Music Miami festivaline bilet almış olarak buldum. Bu büyük festival belki de tam şehrinde düzenleniyor, siz ne kadar hazırlanıyorsanız festival ruhunu yaşamaya, şehir de sizin kadar özenli ve hevesli! Gerçek bir festivale hazır olun ve gelin deneyimleyin :)

Ultra Music Miami! Adı bile müzikseverleri heyecanlandırmaya yetiyor. Elektronik müziğin en büyük festivallerinden biri olan UMF birçok ülkede düzenleniyor ve en ünlüsü Miami’de yapılıyor. Elektronik müzik tutkunları için sadece festivale özel hazırlanmış dj setlerini her çeşit şovu barındıran 7-8 sahnede izlemek tam bir rüya. Bu rüyayı yaşamak için öncelikle yaklaşık 1 yıl önceden satışa çıkan biletleri almak gerekli. Benim açımdan bu festivalin değişik yanlarından biri festivalin açılış gününün doğum günüme denk gelmesiydi. Bir anlamda doğum günü hediyesi oldu. Yaş ilerledikçe sanırım insan kendine hediye almaya başlıyor :) Uçak biletini de aldıktan sonra geriye tatlı heyecan tatili planlamak kalmıştı. 10 günlük Amerika tatilimde Miami ile birlikte göreceğim yeri biraz okuyarak biraz da arkadaş tavsiyesi ile Orlando yerine doğal güzellik Key West (iyi ki!) olarak belirlemiştim.

Miami’ye vardığım ilk akşam hostelim Freehand Hotel‘e yerleştim. Hakkında okuduğum yorumların neredeyse tamamı hostelin ortasında bulunan havuz ile ilgiliydi ve bu havuz tam bir sosyalleşme alanıydı. Amerikalılar genelde cana yakın insanlar ve farklı kültürleri tanımayı seviyorlar. İkinci gün artık yavaştan Miami’yi tanıma turları başladı. Miami Beach, Ocean Drive hepsi bilindik tanıdık yerler… Şehrin özellikle sahil şeridi tamamen eğlenceye kendini vermiş durumda. Barlar, restaurantlar, havuz partileri, otel partileri sizi her saniye müzik ve eğlenceye çağırıyor.  Burada hava çok sıcak ve bunaltıcı. Bu nedenle havuz ya da deniz neredeyse zorunluluk halini alıyor ki tüm reklamlar buna göre. Deniz için sahile indiğimde aslında televizyonların ne kadar büyülü bir alet olduğunun farkına vardım. Deniz, kum, güneş üçlüsü denilince ilk akla gelen yerlerden Miami’de deniz sizi rahatsız ediyor, temiz denemez, dalgalar kocaman ve açılmak köpekbalığı tehdidi nedeniyle yasak. (Doya doya yüzmek için Ege kıyılarından şaşmamak gerek!)

Akşamına gideceğim NBA maçını düşünerek kendimi çok yormadım ilk günden. Sıcak yüzünden yorulan bünyenizi soğuk içkilerle hayata döndürmeye çalışıyorsunuz. Akşam Miami Heat- Toronto Raptors arasındaki basketbol maçını izlemeye gittiğim andan itibaren kendimi bambaşka bir şov dünyasında buldum. Maç öncesi alışveriş turları, yemeğini-içkini alıp tribüne yerleşme, saha içi sahne şovları ve tezahüratlar, her şey sizin oyundan zevk almanızı ve güzel vakit geçirmenizi sağlamak adına kurulmuş. Etkilenmemek mümkün değil atmosferden ki izlediğim maçın önem düzeyi düşüktü. Finallerdeki heyecanı düşünemiyorum bile :)

Beklenen gün geldi ve festival için her şey hazır… Bayfront Park bölgesinde konumlanan festivale uzun kuyruk ve aramalar neticesinde giriş yapıyorum. Dünyanın dört bir yanından gelen festivalciler kostümleriyle bile festivali ne kadar beklediklerini gösteriyorlar. 3 gün boyunca muhteşem bir müzik şöleni yaşıyorsunuz. Festivalde her sahnede ayrı tarzda insan görmek mümkün. En sevdiğim bu örümcek şeklindeki oldukça orijinal ve inanılmaz bir görsel sunan alternatif stilde elektronik müzik eşliğinde dans eden ve eğlenen insanların bulunduğu sahne oldu.

Festival günleri sabah deniz ve havuz ile serinleyerek hava kararınca müzik dinleyerek geçti – zaten Miami’nin olayı da bu. Ultra haricinde özellikle Miami Beach bölgesinde birçok konser ve havuz partisi gerçekleşmekte, böylece müzik haftasının hakkı verilmekte.

Festival bitti, Miami’den ayılma vakti geldi. Şimdi ABD’nin güneydeki en ucuna, Küba’ya en yakın noktasına, Key West’e hareket edelim. Miami’den sahil yolunu üzerinden 4,5 saatte otobüsle Key West’e ulaşılabiliyor. Dileyen havayolu kullanabilir ancak karayolu üzerindeki harika manzara herkes gibi beni de kendine hayran bıraktı, bu nedenle tavsiye edilir. Yol bazen tek şeritte, iki tarafınızın deniz ile çevrili olduğu doğa harikası görünüme bırakmakta. Siz de hayallerinize dalabilirsiniz bu esnada – arabayı siz kullanmıyorsanız tabii! :)

Key West’e gelince düzen sizi şaşırtıyor. Sims oyunu benzerliğinde, Türkiye düzensizlik benzerliğinde bir yer burası. Küçük bir yer, kaybolmak imkansız, beğenmemek imkansız. Denizi harika denemez, gir serinle tadında. Peki Key West gündüzlerinde ne yapılır derseniz, turistik aktiviteler “Küba’ya 90 mil” yazısının bulunduğu taşı ziyaret etmek, Ernest Hemingway’in romanlarını yazdığı evi görmek ve limanda (Mallory Square Dock) gün batımını izlemek. Bayılacağınıza eminim. Burası küçük bir yer. Benim için en muhteşem yanlarından biri puro dükkanları oldu. İçeride bulunan sayısız purodan istediğini seçip o anda orada içiyorsun. Nasıl mutlu hissettim anlatamam! Akşamları en ünlü caddesi Duval Street’te barlar ve restaurantlar hareketli. Özellikle canlı müzik en sevilen eğlence türü. Ben de 2 gece boyunca biram eşliğimde müziğimi dinledim, sakin eğlenceli vakit geçirdim. Yemekler ABD’de olmasından dolayı hamburger ve deniz kenarında olmasından dolayı deniz ürünlerinden ibaret diyebiliriz. Miami’nin hareketliliğinden sonra burası huzurevi gibi, ben daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Burayı Bodrum’un eski, popüler olmadan önceki haline benzetenler var. Gelin, kararı siz verin.

Tekrar Miami’ye döndüğümde bu defa kalmak için Dowtown’u tecih ettim. İtiraf etmek gerekirse Miami pek tarihi ya da gezmek anlamında turistik bir şehir değil. Böyle bir beklentiniz olmasın. Tamamen eğlence turizmi. Yeni yeni popüler olan Wynwood bölgesini ziyaret ettiğimde Karaköy havası aldım resmen. Karaköy’ün abisi diyebiliriz aslında; tamamen alternatif mekanlar, tüm duvarları kaplayan grafitiler bölgeyi ele geçirmiş durumda tüm gençlik burada. Mekan aramanıza gerek yok, onlar sizi bulur, sadece gezin.

Amerika herkesin dediği gibi bir dreamland! Siz isteyin o yapsın. Özgürlük hissi sizi ele geçirsin :)

 

Rotanızda Miami varsa, daha fazla öneriye de ihtiyacınız var demektir; Öykü’nün “Çok Çılgın, En Çılgın: Miami” ve Özge’nin “Miami’de Gidilmesi Gereken 3 Restoran” yazılarına göz atmayı unutmayın!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN