Diyarbakır’dan Londra’da fotoğrafçılığa, işletme maslarından yaratıcılığın ileri noktalarına, ödüllere, hayallere, gerçeklere… Hayallerini hiç yılmadan takip edip, gizlice fotoğrafçıların yanında asistanlık yaparak ve tabi ki yeteneğini doğru şekilde kullanarak Dilan Bozyel bugün bir çok ünlü ismin fotoğrafını çekiyor, marjinal çekimler yapıyor ve adından bahsettiriyor.

Dilan Bozyel Röportajı

Dilan, bir fotoğrafçı olarak geçtiğin aşamalardan bahseder misin?

Diyarbakır’da büyüdüm. Üniversite için İstanbul’a geldiğimde işletme okuyordum. Aynı zamanda müzik dergilerine yazı yazıyordum. Yazı yazarken, hakkında yazdığım konserlerin görsellerini çektim. Fotoğrafçılığa böyle başladım. İşletme okurken, çok mutsuz olduğum için aileme haber vermeden okulu bıraktım. Bir yıl boyunca okula gidiyor gibi üç tane fotoğrafçının yanında asistanlık yaptım. Bu arada portfolyomu hazırladım, işin mutfağını öğrendim. Portfolyomu Londra’ya; London College of Communication’a yolladım ve kabul edildim. Londra’da aynı zamanda fotoğraf akademisini de gittim. Akademiye başlamamın ikinci haftasında hocam ortaklık teklif etti. Yeterli olduğumu düşünüyordu. Sonrasında zamanla her şey gelişti. Beni motive eden ödüller aldım. Şu ana kadar yılın gelecek vaat eden fotoğrafçısı olarak dört adaylığım var. Üç yıl Londra’da çalıştıktan sonra Türkiye’ye döndüm.

Hayatında ilk çektiğin fotoğrafla, en son çektiklerin arasında ne gibi farklar görüyorsun?

Küçükken çektiğim fotoğraflar geliyor aklıma. Onlar büyülüydü. Ama o yaşlarda bilinçli çekmiyordum tabi. Şimdi baktığımda; o zaman çektiğim fotoğraflar gözlerimi dolduruyor. Daha saf fotoğraflar. Şu anda ise işin hedef kitlesini düşünmek zorunda kaldığım, müşteri isteğine bağlı kalmak durumunda olduğum için; ticari işlerimden bahsediyorum tabi, saflığını kaybediyor.

Ticari olmayan işlerimden bahsedecek olursam; eskiden gördüğüm bir kaleyi çekiyorsam, şimdi kalenin üstündeki çöp yığıntıları ilgimi çekebiliyor. Galiba dünyanın çirkin tarafını daha çok görmeye başladım. Seni tam anlamıyla tatmin eden bir fotoğrafı tarif edebilir misin? Aklıma ilk gelen bir orman görüntüsü. Doğanın içindeki kareleri çok seviyorum. Bir de klişe olacak ama işin en gerçek tarafı olduğu için çıplak bedenler geliyor aklıma. Vahşi hayvanlar olabilir. Gün batımında bir gök kuşağı var. Biraz daha doğaüstü, belki biraz daha sürreal diyebilirim. Kolâj gibi bir şey geldi aklıma.

Bir fotoğraf sahnesini kurgulamayı mı, var olan ışığa ayak uydurmayı mı tercih edersin?

Gün ışığında çekim yapmayı çok seviyorum. Kendimi daha rahat hissediyorum. İşimi çok severek ve inanarak yaptığım için, çekim yaptığım gün ışık gerçekten benim istediğim gibi oluyor.

En iyi makine, en iyi ışık ve istediğin her ortam ellerinin altında olsa neyi çekmek isterdin?

Kendi fotoğrafımı.

Fotoğrafla ilgili bir wish listin olsa, listende neler yer alırdı?

– Daha çok underground popüler kültüre hizmet ettiğim için, “Popülarite mi önemli yoksa sanat değeri taşıyan fotoğraf mı?” sorusunun cevabını bulmak isterdim.

– Eski poloraid makinelerim olsun isterim ama filmleri bayat olmasın.

– İnsanlara yol gösterebilecek işler yapmak istiyorum.

– Türkiye’de işlerin, çalıştığım insanların daha orijinal olmasını isterdim.

– Bir de bana ait bir trenim olsun, bol bol yolculuk yapayım.

Sanatla ilişkin nasıl? Çektiğin işlere sanat gözüyle bakıyor musun, sergilenebilecek bir şeyler çekmek için çaba sarf ediyor musun?

Sanatla ilgili bir şey söylemek benim haddimi aşar diye düşünüyorum. Yaptığım işe sanat demek büyük küstahlık. Eğer fotoğraf sanatçısı isem küstah bir fotoğraf sanatçısı olmak istemem. O yüzden kendimi dizginlediğim oluyor. Çelişkili bir durum bu. Mesela bir reklam karesini siyah beyaza çevirdik, ‘şimdi sanat oldu bu’ diye güldük. Ama bir yandan da üstünde durduk, düşündük. Bu konuyla ilgili ikilemde kalmış bir aşamadayım. Sonrasında belli olacak bir şey bu sanırım. Bir kişinin bile hayatını değiştirebiliyorsa, belki evet sanat diyebilirim buna ama şu anda toplama çıkarma yapma aşamasında değilim.

Son zamanlarda fotoğraf çekerken ilham aldığın beş isim veya şeyi sayar mısın?

– Çok yakın olduğu için; hem arkadaşım, hem de çalıştığım insan olarak Can Bonomo’nun ülkemizi temsil edecek olması ve bizim gibi alternatif tarafları olan insanlardan birinin seçilmiş olması çok masalsı ve umut verici bir şey. Bizi ciddiye aldıklarını anlayabiliyorum.

– Acı olacak ama en yakın arkadaşlarımdan birini kaybettim bu yaz. Bu benim için farklı bir uyanış oldu. Olaylara daha farklı yaklaşıyorum. Bu durum beni çok besledi diyebilirim.

– Geçirdiğim zor dönemlerde yanımda olan insanlarla olan güzel arkadaşlıklarımı fark etmiş olmak da bana ilham verdi.

– Hayvanlarla olan iletişimim de beni motive eder işlerimde.

– Babamla olan ilişkimin değişmesi; bana bir rest çekerek kendi başıma neler yapabileceğimi görmek istemesi de bana ilham kaynağı oldu.

Bir zaman makinesi olsa ve geriye gidebilsen; kimi, hangi dönemin moda fotoğraflarını ve hangi fotoğrafçıyı fotoğraflamak isterdin?

Diane Arbus. 1971’de intihar etti. Fotoğrafa aslında konser fotoğraflarıyla başladım ama fotoğrafın ne demek olduğunu Diane Arbus’un hayatını ve fotoğraflarını inceleyerek öğrendim. Ne kadar empati kurabilirim bilemiyorum ama aramızda güzel bir bağ varmış gibi hissediyorum. Bu kadar fotoğrafçının arasında kendimi ona yakın hissediyorum. Bir de Jim Morrison. 70’ler. Sürekli yanında olan fotoğrafçı olmak isterdim.

Beğendiğin tüm sanatçıların katıldığı bir maskeli balo var. O maskeli baloya hangi kılıkta giderdin ve o sanatçılar kimler olurdu?

Sokağa çıktığım anda zaten bir maskeyle dolaşıyorum. O yüzden kendim olarak giderdim. Belki makyajım daha değişik olurdu, simsiyah uzun bir kıyafet giyebilirdim. Elimde eski bir makine olurdu ve fotoğrafçı kostümümle orada bulunurdum. Andy Warhol; onun sayesinde burdayım, yine Diane Arbus, Salvador Dali; aşığım, Amy Winehouse olsun. Çok güzel bir parti olurdu herhalde. Kurt Cobain de olabilir.

Şu an kapıdan kimin girmesini isterdin?

Kaybettiğim arkadaşım Hakan’ın girmesini isterdim.

Ruhun ne yapmak istiyor?

Çok uzun bir tren yolculuğu yapmak istiyor. Günlerce tren yolculuğu yapabilirim.

Şu an tamamen şu anda mısın?

Hayır, şu an yarındayım aslında.

 

Dilan Bozyel detaylı bilgi için… www.dilanbozyel.com

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?