Geçtiğimiz yazın ortalarında tesadüfen keşfettiğim Uttu markasını görür görmez resmen kanım kaynamıştı! Tam sevdiğim gibi abartıdan uzak, yalın çizgileri, pastel tonlarındaki kumaşları, bulutu andıran yakaları ve İstanbul kokan koleksiyon fotoğrafları beni cezbetmişti. Ben de daha fazla dayanamadım ve Uttu’nun yaratıcısı Gökçe Çıbık ile Karaköy Fransız geçidindeki renkli ofisinde buluştum. Uttu’ya dair samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

İstanbul’a dair ne varsa seviyorum, elimden geldiğince keşfetmeye çalışıyorum. Geçtiğimiz yazın ortalarında tam da böyle bir moddayken; moda bloglarının birinde Uttu markasına denk gelmiştim ve “işte tam aradığım gibi bir marka” demiştim. Başlangıçta bu markanın İstanbullu olduğunu bilmiyordum. Yazının devamını okuduğumda ve moda fotoğraflarındaki otobüs, metro, vapur ve ekmek fırını gibi detayları fark ettiğimde Uttu’nun çok yakınımda olduğunu fark ettim.

Uttu’yu yazmak için biraz gecikmiş olsam da; hiç olmamasından iyidir diyorum ve sizlere kısaca Uttu markasından bahsetmek istiyorum. Uttu 2012 yılında Gökçe Çıbık tarafından kurulmuş; ismi Sümer mitolojisinde dokuma ve örgü tanrıçası anlamına gelen bir giyim markası. Giysilerin henüz sadece kadınlar için tasarlandığını belirteyim. Kent Sakinleri koleksiyonu altındaki her parçanın isimleri de var; Nane, Sade, Bade, Taze, Dane gibi…Naif olması, fiyatlarının abartılı olmaması ve sadelikten yana bir marka olması sebebiyle oldukça sevildi bana kalırsa. Tabi bir de detayları seven Gökçe’nin titizliği; öyle ki yedek gönderilen giysinin düğmelerini bile tek tek eliyle karta dikiyor, her ürünü yolladığı kişiyle birebir iletişime geçmesi markaya kanınızın kaynama nedenlerinden yalnızca bazıları.

Gökçe çocukluğundan beri, hayal edip kumaşları kesmeye, birleştirmeye ve ne olursa olsun üretmeye meraklı biri olduğundan, meslek olarak mimarlığı seçmiş. Bir süre mimarlık yaptıktan sonra, modaya olan ilgisinin artmasıyla beraber “kendim bir şeyler üretmeliyim” diyerek, Uttu markasını oluşturmuş. Gökçe, markanın oluşum aşamasında; nasıl bir marka olacak, kimlere hitap edecek, detayları neler olacak gibi sorular ve beraberinde gelen bir moda eğitimiyle atılmış moda dünyasına. Şu sıralar, kafasında gelecek koleksiyonların tasarısını kuruyor ve ürünleri yolladığı insanlarla sıkça mailleşiyor:) Sözü burada kesip, sizi sorularımla ve samimi cevaplarla baş başa bırakıyorum.

Uttu markası oluşum sürecinden biraz bahsedebilir misin? Mimarlık yaparken nasıl oldu da, ben böyle şeyler tasarlamalıyım dedin?

Aslında birden olmadı. İlk okuldan beri bir şeyler üretmeye ilgim vardı; çocukluğumda da hamur oynayıp, hayal edip bir şeyleri birleştirmeyi onlardan yeni bir şeyler yaratmayı çok severdim. Zaten bu yüzden de; mimarlık okudum çünkü işin içinde tasarım olan bir şey ancak ilgimi çekiyordu. Fakat bir noktadan sonra mimarlık da tatmin etmemeye başladı; kendi markamı oluşturmak, daha özgür olmak ve moda ile iç içe olmak istedim. 2009 sonu gibi LaSalle Akademi’de 1.5 yıllık bir moda eğitimi aldım ve sonrasında Uttu yavaş yavaş şekillenmeye başladı.

Uttu’de gördüğümüz giysileri ne şekilde üretiyorsun, yardım alıyor musun?

Giysilerin tasarımlarını ben yapıyorum. Dikiş konusunda birlikte çalıştığım bir atölye var. Mart ayından beri Nişantaşı’nda bir atölye ile beraber; fason üretim yaptığımı söyleyebilirim. Ayrıca prototip yaratma sürecinden de birlikte geçiyoruz bu atölyede. Onun dışında kumaş çok geniş bir alan olduğu için, elimden geldiğince kumaşçıları gezmeye, daha çok öğrenmeye ve yeni kumaşlar seçmeye gayret ediyorum.

Giysilere baktığımızda cepler, yakalar ve sadelik öne çıkan detaylar, bunların dışında vazgeçemediğin ne gibi detaylar var?

Sırtta da detaylar çok hoşuma gidiyor; sırt bölgesi ve yaka bölümü oynamayı en çok sevdiğim alanlar. Özellikle yakalar kıyafeti çok zenginleştiriyor. Bir de tabi ceplerden vazgeçemiyorum; bu tercihin güzel gözükmesinin yanında, fonksiyonel olmasıyla da çok alakası var.

Uttu koleksiyonunu oluştururken hangi dönemler ve ne gibi detaylar seni besledi?

50′leri çok seviyorum diyebilirim. Kadını şekillendiren feminen öğeleri ve abartıdan uzak duran naifliği benim için çok önemli. Aynı şekilde tasarım aşamasında da; naiflik hissiyatı çok önemli; zaten baktığımda beğendiğim şeylerin bir çoğu naiftir. Bağırmayan, sade çizgileri seviyorum ve tasarımlarımda da tercih ediyorum.

Kent Sakinleri koleksiyonunu çok sevdik, peki yeni koleksiyon ne zaman çıkıyor?

Bu yaz geliyor yeni koleksiyon, kafamda biraz şekillenmeye başladı bazı detaylar.

Uttu web sitesindeki koleksiyon fotoğrafları bana çok samimi geldi, kim gerçekleştirdi çekimleri? Çekimde kullanılacak mekanlar nasıl kararlaştırıldı?

Fotoğrafları Duygu Aytaç çekti. Öncelikle fotoğraflarda İstanbul olması gerekiyordu. Kent Sakinleri konseptine uyacak şekilde, günlük, hayatın içinden kareler olmalıydı. Karelerin, yaşamadığın bir hayattan değil, daha günlük hayattan olmasını istedim. Ayrıca Duygu’nun fotoğraflarını beğeniyordum zaten, sıradan bir günden, İstanbul’un içinden çıkan kareleri yakaladı. Mekanları da birlikte kararlaştırdık, farkındaysan hepsi senin benim uğradığımız, zaman geçirdiğimiz yerler. Fazla abartılı, bağıran ve yaşamadığın bir hayattan olan moda fotoğrafları pek bana göre değil.

İlerisi için Uttu ile ilgili hayallerin neler?

İlk olarak bedeni ve yaşı biraz daha büyütmek istiyorum. Onun dışında özel koleksiyonlar yapmak istiyorum, örneğin; kendi uydurduğum bir bayram için tasarladığım parçalar mesela…Bununla birlikte ara koleksiyonlar yapıp, koleksiyonumu genişletmek istiyorum. Bir de erkekler için de tasarlamak var hayallerimin arasında. Son olarak; uzun vadede tasarım bienali için, içersinde kumaşların, tasarımların olduğu bir kitap çıkarmak istiyorum.

Sevdiğin modacılar kimler? Ayrıca moda bloglarıyla aran nasıl?

Son günlerde fazla etki altında kalmamak için olabildiğince az bakmaya çalışsam da; çok fazla moda blogu, marka ve tasarımcı takip ediyorum. En sevdiklerimden aklıma ilk gelenler; Jil Sander, Stella McCartney, Erdem Moralıoğlu, Samantha Pleet, Carven, Family Affairs, Dear Creatures ve Rachel Antonoff.

Uttu koleksiyonuna nerelerden ulaşabiliriz?

Uttu’nun web-sitesi üzerinden satış yapılıyor. Ayrıca giysileri denemek ve kumaşları görmek isteyenleri ofisime davet ediyorum, tabi önceden haberleşerek, çünkü her zaman ofiste olamayabiliyorum.

İstanbul’un sana ilham veren yerleri nereleri?

Açıkçası İstanbul’dan çok fazla haz alamıyorum. Çocukluğu Ege’de geçmiş biri olarak; kalabalık, trafik ve yoğunluk beni yoruyor. Ama tabi bazı yönleriyle ister istemez besliyor seni bu şehir. İstanbul’u karakterleştirirsem biraz nevrotik bir kadın derim kesinlikle O’na. En sevdiğim yer ise Karaköy; çünkü en fazla huzur bulduğum yer burası. Henüz otellerle dolup taşmadan ve daha da kalabalıklaşmadan bu hallerinin tadını çıkarmak lazım. Fransız Geçidine ise ilk gördüğüm andan beri hayranım. Onun dışında adaları çok sevdiğimi söyleyebilirim.

Bu keyifli sohbet için Gökçe Çıbık’a çok teşekkür ediyorum ve sizi Uttu’nun tasarımlarını görebileceğiniz web-sitesiyle baş başa bırakıyorum: http://uttu.com.tr/tr/

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?