Viyana ile özdeşleşen bir ressam olarak Schiele’nin şehrin değişik bölgelerinde izleri var. Günümüzde Müzeler dışında da bu izleri sürmek mümkün. Tarihe ve korumaya çok önem veren bir şehir olan Viyana’da bu yazıda sözü edilen bölgelerin tarihi dokusu ve Schiele dönemi binaların neredeyse tamamı orijinal halleriyle hala ayaktalar. Binaların bazılarında Schiele’nin anısına ve adına plakalar bulunuyor. Schiele’nin yaşamının farklı dönemlerinde bulunduğu, onun izlerini bıraktığı bölgelerde dolaşmak ressamın Viyana’sını duygusal olarak da olsa hissetmemizi sağlıyor.

Bazı yazarlar bazı şehirler ile anılır. O şehir ve yazar özdeşleşmiştir, ikisini ayrı düşünmek olanaksızdır. Kafka-Prag ve Pessoa-Lizbon bu özdeşleşmenin en bilinen örnekleridir. Büyük sanat şehri Viyana ise kendisi ile bu derece özdeşleşen bir yazara sahip değildir. Avusturya, Viyana ve edebiyat deyince akla Stefan Zweig, Arthur Schnitzler, Ineborg Bachmann, Thomas Bernhard gibi büyük yazarlar gelir ama bunlar Viyana’yı bir yazarın şehri yapmaya yetmez.

Viyana bir müzisyenler ve ressamlar şehridir. Klasik müziğin en büyük bestecileri ile birlikte Viyana, ressamları; özellikle de Viyana Modernizmi olarak adlandırılan, Viyana’nın Avrupa’nın yenilik, yaratıcılık ve sanat merkezi haline geldiği bir döneme damga vuran, bu dönemi tanımlayan ressamları ile özdeşleşir. Bu ressamların en bilineni ve en etkilisi hiç kuşkusuz Gustav Klimt’dir. Klimt, en az Mozart, Haydn, Beethoven, Schubert kadar şehrin simgelerinden biridir. Öte yandan bir başka isim daha vardır ki zamanının çok ötesindeki sarsıcı, tehditkâr ve provokatif sanatı, bu sanatı ortaya çıkaran dehasının büyüsü ve laneti altındaki iniş çıkışlarla dolu yaşamı ile yıkılmanın arifesindeki bir imparatorluğun, onun başkentinin ve modernizimin dekandan ruhunu duygusal olarak aktarmayı başararak Viyana ile özdeşleşmiştir: Bu kişi ressam Egon Schiele’den başkası değildir.

20. Yüzyıl’ın başında Freud ve Schnitzler sayesinde Viyana rüya, bilinçaltı, seks (cinsellik) ve ölüm kavramlarının neredeyse takıntı haline geldiği, bu kavramların yoğun etkisi altında bir şehirdi ve Schiele bu takıntının resmini yapıyordu. Tablolarının büyük bir bölümü cinsellik ve ölüm temalarına sahipti. Bu anlamda dekadan Viyana’nın ruhu belki de en çok onun tablolarının görsel ve duygusal yoğunluğunda hissediliyordu. Bu yoğunluk, Tod und Mädchen ile sanatsal olarak doruk noktasına ulaşmıştır.

Schiele, Viyana Modernizmi’nin diğer iki büyük ismi Gustav Klimt ve Koloman Moser gibi 1918’de yaşamını kaybetmiştir. Tesadüf mü yoksa metafizik bir anlam içermekte midir bilinmez; 1918’de, Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile tarihe gömülen Habsburg Hanedanı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile birlikte Viyana Modernizmi de üç büyük ustasını kaybederek sona ermiştir.

Dünyanın en büyük Schiele koleksiyonuna sahip olan Leopold Müzesi, Viyana Modernizmi’nin üç büyük ressamın 100. ölüm yıldönümü anısına 2018 yılını Viyana Modernizmi Yılı olarak ilan etti ve bu kapsamında da ilk olarak Egon Schiele anısına bir jübile sergi düzenledi. 23 Şubat 2018’de başlayan ve 4 Kasım 2018’de sona erecek olan sergide Leopold Koleksiyonu dışında kalan farklı koleksiyonlardan da tablolar yer alıyor. Viyana Modernizmi kapsamındaki etkinlikler Haziran ayında başlayacak özel bir Klimt sergisi ile devam edecek.

Viyana ile özdeşleşen bir ressam olarak Schiele’nin şehrin değişik bölgelerinde izleri var. Günümüzde Müzeler dışında da bu izleri sürmek mümkün. Tarihe ve korumaya çok önem veren bir şehir olan Viyana’da bu yazıda sözü edilen bölgelerin tarihi dokusu ve Schiele dönemi binaların neredeyse tamamı orijinal halleriyle hala ayaktalar. Binaların bazılarında Schiele’nin anısına ve adına plakalar bulunuyor. Schiele’nin yaşamının farklı dönemlerinde bulunduğu, onun izlerini bıraktığı bölgelerde dolaşmak ressamın Viyana’sını duygusal olarak da olsa hissetmemizi sağlıyor.

Schiele’nin izini, onun sanatını en kapsamlı olarak görebileceğimiz yerden, Leopold Müzesi’nden sürmeye başlıyoruz.

Leopold Museum, MuseumsQuartier, 1070 Museumsplatz 1 (Viyana 1. Bölge)

Leopold Museum

Viyana’nın sanat merkezinde, MuseumsQuartier bölgesinde yer alan müze, koleksiyoncu Rudolf Leopold ve eşi Elizabeth Leopold’un 50 yılda topladıkları 5,000’den fazla tablonun 1994’de bir araya getirilmesi ile kurulmuş. Adını da Leopold Ailesi’nden alan müze Schiele ve Klimt dışında Viyana Modernizmini oluşturan önemli akımlar olan Viyana Secessionist, Art Nouveau, Wiener Werkstatte ve Avusturya Dışavurumculuğu’nun temsilcileri Koloman Moser, Oskar Kokoschka ve Richard Gerstl; 1920lerin yeni Avusturya geç dışavurumculuğun kurucusu Franz Wiegel ve önemli temsilcileri Anton Kolig, Anton Mahringer gibi diğer büyük ressamlarının tablolarına, Alfred Kubin’in illüstrasyonlarına da ev sahipliği yapan çok kapsamlı bir koleksiyona sahip. Bu açıdan Müze’nin ziyareti sadece Schiele’yi değil genel olarak Viyana Modernizmi’nin anlamak açısından da büyük önem taşımakta.

 Viyana Güzel Sanatlar Akademisi, Schillerplatz 3, 1010

Viyana Güzel Sanatlar Akademisi, Schillerplatz

Schiele dehası ortaya çıktıktan hemen sonra, daha 16 yaşındayken 1906 yılında Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitimine başlar. Ancak Akademi’nin kalıpları içinde kalmak istemediğinden ve hocaların sanat hakkındaki görüşlerini paylaşmadığından mezun olmadan, 1909 yılında okulu bırakır ve akademiden arkadaşları olan ve hepsi de sonrasında önemli ressamlar arasına girecek Anton Faistauer, Franz Wiegele ve Anton Kolig ile birlikte Neukunstgruppe (Yeni Sanat Grubu) adıyla yeni bir oluşum kurar. Akademi bugün aynı binada, dünyanın en önemli ve saygın sanat okullarından biri olarak eğitime devam etmektedir.

Schwarzenberg Platz, Lothringerstraße No.14 (Viyana I. Bölge)

Schwarzenberg Platz

Bir meydandan ziyade açık ve geniş bir cadde olarak tanımlanabilecek olan Schwarzenberg Platz Schiele’nin sanat yaşamında çok büyük bir öneme sahiptir. Schiele, Neukunstgruppe’yi oluşturan arkadaşları ile birlikte ilk sergisini Haziran 1909’da Schwarzenberg Platz Lothringer Straße No.14’de bulunan ve Gustav Pisko’nun sahibi olduğu Galerie Pisko’da açmıştır. Bu sergi Schiele’nin Viyana sanat dünyasında bir anda dikkat çekmesine, önemli bir figür olarak ortaya çıkmasına büyük bir katkıda bulunmuştur. Burada, Klimt’in Schiele üzerindeki etkisini vurgulamamız gerekir. Sanatçının dehasını hemen fark eden Klimt, ona Viyana sanat dünyasının kapılarını açmıştır. Schiele, yaşamı boyunca en sevdiği kişi olan ama erken yaşta kaybettiği babası yerine Klimt’i koymuştur denebilir. Öte yandan Schiele kendine özgü ve devrimci sayılabilecek bir sanat dili oluşturmak için sanatsal açıdan Klimt ile bir hesaplaşma içine girmiş; yakınlıkları Klimt’in ölümüne kadar devam etse de sanatı üzerindeki Klimt etkisini sona erdirmiştir. Bunu (kendi sözleriyle) Kasım 1910’da ünlü sanat tarihçisi Josef Strzygowski’ye yazdığı bir mektupta şöyle açıklar:

‘‘Ich bin durch Klimt gegangen bis März. Heute glaub ich bin ich der ganz andere. ’’ 

(Mart’a kadar Klimt’in çırağıydım. Bugün artık çok başka biri olduğuma inanıyorum.)

Kurzbauergasse 6, 1020 Leopoldstadt (Viyana II. Bölge)

Kurzbauergasse

Egon Schiele, sanat yaşamının hareketlenmeye başladığı 1908-1909 döneminde Viyana’daki ilk stüdyosunu Kurzbauerstrasse 6 adresindeki binada kurmuştur. Dolayısıyla bu adresin Schieler için farklı bir öneme sahip olduğu söylenebilir. Schiele burayı aynı zamanda ev olarak da kullanmıştır.

Alserbachstraße 39, (Viyana IX. Bölge)

Alserbachstrasse

Schiele Kurzbauergasse’deki stüdyosunu terkeder ve Viyana’da 9. Bölge’de yer alan Alserbachstrasse 39 adresindeki yeni stüdyosuna taşınır; fakat burada da kısa bir süre kalır ve Viyana’nın merkezinden biraz daha uzaklaşarak başka bir yere hareket eder.

 Grünbergstraße 31, (Viyana XII. Bölge)

Grünbergstraße

Alserbach’dan Schönbrunn Sarayı’nın görkemli parkının karşısında yer alan Grünbergstrasse’ye taşınan Schiele 1910-1911 yıllarında burada yaşar ve çalışır ama burada da kalıcı olamaz. Zaten sonrasında da yaşamının en hareketli ve son dönemi başlayacaktır.  

1911 yılı Schiele’nin yaşamında çok önemlidir; çünkü hayatının aşkı, en büyük ilham kaynağı ve modeli Valerie Neuzil (Wally) ile tanışır. Bu, Schiele’nin bir süredir devam eden Viyana’nın merkezinden uzaklaşmasını, hatta kaçışını hızlandırır. Schiele Wally ile birlikte Viyana’yı tamamen terk ederek annesinin kasabası olan ve günümüzde Çekya sınırlarındaki Güney Bohemya’da yer alan Krumau’ya gider. Krumau dönemi Schiele’nin sanat yaşamında çok önemli yapıtlarından bazıları verdiği üretken bir dönemidir. Ancak küçük bir şehirde nikâhsız, üstelik de eski bir fahişe olan bir kadınla beraber yaşaması ve genç kızları çıplak model olarak kullanması dolayısıyla yetkililer tarafından Krumau’yu terketmesi istenir. Günümüzde Schiele anısına şehirde bir sanat merkezi bulunmaktadır.

Schiele ve Wally, Krumau’dan tekrar Viyana’ya dönerler ve Schiele için Viyana dönemi yeniden başlar ama bu dönem de kısa sürer. Bir süre annesinin yanında kaldıktan sonra Wally ile Viyana yakınlarındaki Neulengbach adlı kasabaya taşınır. Neulengbach dönemi, Schiele’nin yaşamındaki en sorunlu dönemdir. Burada bir yanlış anlaşılma sonucunda küçük yaştakileri baştan çıkartma, pornografi üretme ve pornografik resimleri küçük yaştakilere sergilemekle suçlanır ve bir aya yakın hapis yatar. Bir tablosu mahkemede ibret olsun diye yakılır. Schiele, bir sanatçının ve yapıtının gördüğü bu muamelenin bir cinayet olduğunu söyler mahkemede. Yanlış anlaşılma ortaya çıktıktan sonra Schiele kısa sürede salıverilir ancak kısa da olsa tutuklu kaldığı süre zaten sınırda olan psikolojik durumunu olumsuz etkiler.

Yeniden Viyana’ya dönen Schiele, birinci Dünya Savaşı başlamadan hemen önce tanıştığı ve bazı çalışmalarında kendisine yardım eden metal ustası Johann Marms’ın Adele ve Edith ismindeki iki kızıyla birden ilgilenmeye başlar; fakat birini seçmek zorunda olduğunda Edith ile 1915 yılında, orduya çağrılmasından birkaç gün önce evlenir. Evlilik ile birlikte Wally’i terkeder; ancak ona gönderdiği mektupta ilişkilerinin evliliği sırasında da devam etmesini istediğini ve birlikte tatillere gidebileceklerini yazar. Wally bunu kabul etmez ve ilişkileri sona erer. Wally Birinci Dünya Savaşı’nda hemşire olarak görev alır; 1917 yılında Hırvatistan’da görevli olduğu hastanede yakalandığı kızıl hastalığı sonucu ölür.

Hietzing Hauptstrasse 101, (Viyana XIII. Bölge) 

Hietzing Schiele Atelier

Schiele 1912’den ölümüne kadar Viyana 13. Bölge’de yer alan Hietzing 101 No’daki stüdyosunda çalışır. Stüdyo, ressamın hayatını kaybettiği kayınpederi ve kayınvalidesinin evlerinin de hemen karşı tarafındadır. Ordudaki görevi dolayısıyla Prag’a giden Schiele 1917’de Hietzing’e geri döner ve çalışmalarını 31 Ekim 1918’de sadece 28 yaşında, tıpkı kendisinden 3 gün önce ölen 6 aylık hamile karısı Edith gibi tarihin gördüğü en büyük İspanyol Gribi Salgını’nda yaşamını yitirene kadar orada sürdürür.

Österreichische Belvedere Museum, Schloss Belvedere, Prinz Eugen-Straße 27

Gelelim Schiele’nin izinde kısa Viyana Turu’nun son ve bence en önemli durağına: Belvedere Sarayı ve Müzesi. Belvedere, bir müzeler şehri olan Viyana’nın tacındaki en değerli taştır; Avusturya kültürel ve sanatsal geçmişinin gösterişli bir meydan okumasıdır. Belvedere’de neredeyse Avusturya sanatına ait tüm başyapıtları görmek mümkündür ancak Belvedere’i bu kadar önemli kılan hiç kuşkusuz sadece Avusturya ve Viyana’nın değil dünya resim tarihinin de en bilinen, en popüler, en çok referans verilen birkaç tablosundan biri olan Gustav Klimt’in Der Kuss (Öpücük) tablosuna ev sahipliği yapmasıdır. Der Kuss dışında Klimt’in Sonnenblume, Johanna Stude, Amalie Zuckerkandl, Wasserschlangen 1, Fritza Riendler, Judith, Die Braut gibi resim sanatı tarihinde çok önemli yer tutan yapıtları da Belvedere’de bulunur. Klimt dışında Viyana Seccession ve Richard Gerstl, Oskar Kokoschka, Max Oppenheimer ve Anton Hanak gibi Avusturya Dışavurumculuğu’nun önemli isimlerinin tabloları da Belvedere’de yer alır.

Mutter mit zwei Kindern

Elbette Belvedere koleksiyonun zenginliği Avusturya Sanatı ve Viyana Modernizmi ile sınırlı değildir. Klasik dönemden gerçeküstücülüğe ve çağdaş sanata kadar resim sanatına damga vurmuş hemen tüm önemli isimlerin yer aldığı dünyanın sayılı koleksiyonlarından biri vardır Belvedere’de. Peki, Belvedere ile Egon Schiele arasında nasıl bir ilişki var? Yazının başında da sözünü ettiğim gibi dünyadaki en büyük Schiele koleksiyonu Leopold Museum’da yer alıyor: ancak Belvedere, Schiele’nin en büyük başyapıtlarından birkaçına, muhtemelen de en bilinen, üzerinde en fazla yazılan-düşünülen tablosu olan Tod und Mädchen yapıtına ev sahipliği yapıyor. Schiele’nin diğer önemli başyapıtları arasında yer alan Die Familie ve Mutter mit zwei Kindern tablosunun bence en başarılı versiyonu olan üçüncüsü de Belvedere Müzesinde yer alır.

Die Familie

Schiele’nin doğduğu, Viyana’nın 35 Km uzağındaki Tulln kasabasında da ressam adına bir müze oluşturulmuştur.

Bunun dışında Viyana’nın en büyük müzelerinden biri olan Albertina Museum’da da Schiele’nin izlerini bulmak mümkündür. Müze, ressamın ölümünün 100.Yılı anısına 2017’de büyük bir sergi gerçekleştirmiş; 2018’de de bu serginin anısına kapsamlı bir Schiele kitabı yayınlamıştır.

          

Eğer yazının ilk bölümünü okumadıysanız, buradan ulaşabilirsiniz.

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?