“Diyorlar ki düşler sadece sürdükleri sürece gerçekmiş. Aynı şey hayat için de söylenemez mi?”

image

Amerikalı yönetmen Richard Linklater’in Waking Life adlı filmi, bir olay örgüsü etrafında gelişmeyen felsefi sorgulamalar şeklinde ilerleyen alışılmışın dışında bir film. Her anı farklı bir felsefi sorgulamadan oluşan film lucid-dreaming, özgürlük, tüketim toplumu, gerçeklik, rüya, politika, varoluşçuluk gibi birçok konuya değiniyor.

image

Rüya içinde rüya gören ve hayata uyanmaya çalışan bir gencin varoluşunu sorguladığı bir filmin ilk yarısında insanın varoluşu hakkında birçok konuşma dinleyen genç, filmin ikinci yarısında rüyaların arasında sıkışıp kaldığını fark ediyor ve uyanmaya çalışıyor. Wiley Wiggins’in oynadığı isimsiz genç film boyunca rüyadan rüyaya geçerek birçok kişinin teorilerini dinliyor ve izleyiciye farklı bakış açıları sunuyor.

image

Önce dijital kamera ile çekilen film rotoshop tekniği ile animasyona dönüştürülmüş. Bu orijinal çekim tekniği ise filmle uyumlu olarak izleyici için ayrı bir mesaj daha barındırıyor. Görüntülerin boşluktaymışçasına akıp gidişi insanı rüyada hissettiren ve gerçekliğin ne olduğunu sorgulatan bir detay.

image

Filmi izlerken bir an bile konsantrasyonunuzu kaybetmemeniz gerek. Bir felsefe kitabı okuyor gibi her an not almanıza sebep olan filmde Sartre, Dostoyevski, Lawrence, Heideger, Kierkegaard, Chuang Tzu gönderme yapılan filozoflardan sadece bir kaçı.

image

Ve son olarak…

“Liberal demokrasi, muhafazakâr cumhuriyetçilik, kapitalist burjuva, emperyalist salgılar madeni paraların iki kirli yüzeyidir. Dokundukça kirleniyoruz. Dokundukça özgürlük görünümlü kölelikler satın alıyoruz. Umut satarak yerine yapay korkular alıyoruz. Evet, rüyada yaşıyoruz ve rüya içinde rüyalar görüyoruz. Çünkü ölüm, koşarcasına kaçtığımız bir yanılsama bizim için. O zaman yapılacak şey basit, hayata uyanacak, ayağa kalkacak ve insan olacağız.”

waking-life

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR