Bu akşam için size leziz bir önerimiz var! Öncelikle hayalinizdeki Wasa’yı seçin ve aşağıdaki pratik tarifle film öncesi atıştırmalığınızı hazırlayın. Sonrasında aşağıda önerdiğimiz filmlerden bir tanesine karar verip, keyifle izlemeye başlayın.

Wasa ve somon füme dilimleri birleşince ortaya muhteşem bir ikili çıkıyor, bunda hemfikiriz. Bu iki ürün de birbirinden hafif ve nefis olduğundan, yaptığınız küçük eklemelerle, çok fazla efor sarfetmeden maksimum lezzete ulaşabiliyorsunuz. Evinizde, somon füme dilimleri, dereotu, limon suyu, limon kabuğu rendesi, krem peyniri ve karabiber olması gayet yeterli. Bonus olarak, bu ikilinin yanına bir kadeh beyaz şarap da iyi gider. Bizden söylemesi!

Yapılışı ise gerçekten çok basit: Krem peynirini doğranmış limon suyu, limon kabuğu rendesi ile karıştırın. İstediğiniz Wasa çeşidinin üzerine peynirli karışımı sürün. Üzerine somon dilimlerini yerleştirin; dereotu ile süsleyip, biraz karabiberle tatlandırın.

Enfes atıştırmalığınız hazır; sıra geldi film seçimine. Aşağıda size önereceğimiz, yemek üzerine çekilmiş üç filmin hangisini izlerseniz izleyin; ertesi gün “Wasa ile bugün neyi deneyebilirim”i kendinize soracaksınız.

The Trip (Michael Winterbottom, 2010)

Ünlü İngilizce aktör, film yapımcısı Steve Coogan, The Observer’dan, ülkenin en güzel restoranlarını gezmesi için teklif alır. Bunun kız arkadaşıyla kusursuz bir program olacağını düşünen Coogan, kız arkadaşının gelememesi üzerine en yakın arkadaşı Rob Brydon’u arar. Farklı karakterlere sahip bu ikili, ülkenin en güzel restoranlarına gitmek için yola çıkarlar…

Çok farklı karakterlere sahip olan Steve ve Rob, çekimler sırasında sıkça atışıyorlar, en güzel restoranları ziyarete gidiyor, leziz yemekler yiyorlar. The Trip‘teki yemek üzerine yapılan sohbetlerden çok keyif alacaksınız.

 

No Reservations (Scott Hicks, 2007)

Dikkat! Bu filmi izledikten sonra kendinizi adeta bir şef gibi hayal edip, mutfakla bağınızı daha sıkı tutacağınız garanti. O yüzden evde bolca Wasa ve malzeme bulundurun. :)

Bir master-chef olan Kate, tüm zamanını çalıştığı Manhattan’daki Bleecker Restoran’da geçirir; tabii hal böyle olunca hayatında başka hiçbir şeyle ilgilenemez. Kate, her gün muhteşem yemekler yapar, her şeyi kusursuzca hazırlar, hayatının bu rutinin ona iyi geldiğini düşünür. Ta ki yine kendisi kadar iyi bir şef olan Nick restoranın ekibine katılana kadar… Birbirinden başarılı ve hırslı iki şef arasında sempatik bir çekişme başlamasıyla her şey değişir. No Reservation filminden sonra kendinizi bir yemek kursu ararken de bulabilirsiniz.

 

Today’s Special (David Kaplan, 2009)

Manhattan’da bir chef olan Samir, terfi almayınca işini terk eder ve Paris’e kendisini geliştirmek için staj bulmaya gitmeye karar verir. Ancak babasının geçici bir sağlık durumunun oluşması üzerine, ailesinin Queens’de işlettiği Hint Restoranının başına geçmek zorunda kalır. Samir’in Hint yemekleri pişirmeyi bilmemesi, restorandaki aşçının ayrılmasından sonra problem olur. Bu sırada tesadüfen tanıştığı eski bir aşçı olan Akbar, Samir’e restoranda yardım ederek, Hint restoranına farklı bir vizyon kazandırır…

Today’s Special, tam bir iyi hisset filmi. Yaşadığımız hızlı hayat, iş stresi derken, akşam Today’s Special gibi eğlenceli filmler seyretmenin ertesi gününüze çok iyi geleceğinden eminiz.

Şimdiden iyi seyirler ve afiyet olsun!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN