Sürekli olarak evrensel olduğundan bahsedilen “müzik” için yerli ve yabancı diye bir ayrım yapmaya gerek var mı? Bu başka bir tartışma konusu olabilir. Bence, odaklanmamız gereken nokta; yerli ve yabancı meselesinden çok anadilinden başka bir dil kullanarak müzik icra etmeye çalışan kişilerin müziğe kazandırmaya çalıştığı yeni bir sound ve yeni bir solukla ilgili. Bu yazıda, günümüzde “yabancı dilde” müzik yapan 3 “yerli” sanatçıyı/grubu inceleyeceğim.

Müziğin her birimiz için ifade ettiği anlamı farklı olsa bile, önemi bizim için her zaman üst sıralarda. Değişik tarzlara ilgi duyuyor ve farklı kültürlerin etkileriyle harmanlanmış çeşitli zevklere hitap eden binlerce eser arasından kendi beğenilerimizi oluşturuyoruz. Giderek dijitalleşen ve bağımsızlaşan bu endüstride yabancı dilde müzik yapmak isteyip, “hedef kitle” ve “karlılık” gibi konulara aldırış etmeden tarzına sadık kalan sanatçılar da mevcut. Hedefleri; kendilerini yansıtabilecekleri müziği “sınırlamalar” olmaksızın ortaya koyabilmek olan 3 sanatçı/grup…

Emre Kula 

Can Bonomo, Ceza ve enstrümental özgün rock grubu Kes’ten ismini duyduğumuz Emre Kula, tamamı İngilizce şarkılardan oluşan ilk solo albümü “Theory of Change” ile dinleyicilerinin karşısına iddialı bir çıkış yaptı. Albümde; hem 80 ve 90’ların efsanevi gitar müziğini yaşatan “old-school” tarzıyla yer yer “blues” tabanında hareketli ve yumuşak geçişli hem de “hard rock” müziğin güçlü ve sert tarafını yansıtan şarkılar bulunuyor. Kula, ilk albümünde adeta “Alice in Chains” gibi köklü Amerikan gruplarının damarlara işleyen doğal enstrüman sesini yakalamış. Vokal performansının da bir hayli başarılı olduğunu söylerken, eserin tekrardan tam manasıyla bir “gitarist” albümü olduğunu belirtmemde fayda var.

 

Heavy Sky

Youtube üzerinde yayınladığı cover vokal performansı videolarıyla belirli bir kitleye adını ezberleten Batu Akdeniz, sıkça yer aldığı Ankara sahnelerinden sonra birkaç yıldır birlikte müzik yaptığı Heavy Sky isimli grubuyla ilk albümlerini piyasaya sürdü. “Dreamer” ismini verdikleri albümleriyle beğeniye çıkan grup, vokal performansları ve klasik rock tarzıyla hem yurt içinde hem yurt dışında birçok eleştirmen tarafından oldukça olumlu yorumlar aldı. Kayıt ve miksi Ankara’da yapılan şarkıların mastering işlemini ise daha önce Bon Jovi, ACDC, Scorpions, Buckcherry, Joe Bonamassa ve Paul Rodgers gibi isimlerle çalışmış ünlü mastering konusunda usta bir isim olarak kabul edilen Ryan Smith üstlendi.

 

Portecho

2005 yılında Tan Tunçağ ve Deniz Cuylan tarafından kurulmuş olan elektronik dans müziğini rock müzikle buluşturan grup, enteresan tarzıyla kısa sürede büyük beğeni aldı. Günümüz modern müzik tarzıyla tamamen uyumlu görüntüsüyle birlikte elektronik gitar ve bass gitar melodilerini, İngilizce sözlerle bir araya getirerek kendini benimseten Portecho, 80’lere gönderme yapan bir müzikal altyapıya sahip. 3 adet albümü bulunan grup, başta Londra olmak üzere uluslararası birçok festivalde sahne almış ve ülkemizde çeşitli reklam ve film müziklerinin de yapımını üstlenmiş.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?