Bahar mevsimini güneş, lale ve erguvanlardan ziyade festivalleriyle daha çok sevdiğim bir gerçek. Şehrin dört bir tarafında başlayan festival telaşından nasibini en son Yeniden Meze Festivali’nin aldığı da bir başka gerçek. Sayelerinde hem Boğaz’dan hem de damağımızdan birbirinden lezzetli mezeler geçti ve keyfimiz de iki tek kıvamında oldu.

Yeniden Meze Festivali, neredeyse nisan ayının başından beri haberini alır almaz hemen plan yapmamıza sebep bir festival. Zaten mezeleri duyunca, üstüne üstlük ünlü şeflerin hazırlayacağı tariflerin de işin içinde olduğunu öğrenince ağzımızın suyu akmaya başladı, beraberinde 22 Nisan’a geri sayım da. Feriye Palas’ın ön tarafına adımımı atınca sabırsızlığımın boşuna olmadığını anladım.

Önce iki tek rakı kadehi, sonra Boğaz’ın enfes manzarası, Ortaköy Camii, Boğaziçi Köprüsü ve bu manzarayı doyumsuz kılan mezeler karşıladı. Zaten kısa bir süre, bundan daha güzel bir ortamı kolay kolay bulunmayacağından ağzım kulaklarımda manzarayı seyretmeye başladım. Sonra da misafirlerine mezeleri  ikram eden şefleri ve o farklı lezzetleri bekletmek olmaz diyerek hemen tabağıma davrandım ve başladım sırayla donatmaya.

Akbabalı,  Ali Ocakbaşı, Arada Meyhane, Bayazhan, Bi Büyük Meyhane, BiDaha, Cabalı Meyhane, Cundalı, Duble Meze, Firuze, Hatay, Jash, Leb-i Derya, Mythos, Rana, Refik, Seviç, Snob, Tahin, Yakup 2, Ziyade Fasıl’ın standları ve Türkiye’nin yedi bölgesinden sundukları tatları tek tek denemek için tabak değil büyük bir tepsi verselerdi ancak yeterdi. Bildiğimiz mezelere, o mezelere farklı yorumlara ve yaratıcı tariflere bakarak önce gözümü doyurdum sonra da midemi. Hiç aklıma gelmeyen malzemelerle harikalar yaratan şeflerin ellerine sağlık diyerek mezelerde ilk tadımı çağlalı cacıkla yaptım. Salatalık yerine çağla bir cacık için bambaşka malzemeymiş, öğrendim. Kavlıca buğdayı ekmeği üzerine sirkeli sardalyayı, ikinci turda yine tabağıma koymayı ihmal etmedim. Humus hemen hemen birçok standda vardı ama kızartılmış humus lezzetiyle açık ara öndeydi. Diğer taraftan ballı patlıcan ezmesi için tek kavanoz yetmedi. Deniz börülcesi, ali nazik, köpoğlu,fıstıklı girit ezmesinin yanında, yepyeni tatlardan tahin ve limonlu hibeş, biber ezmesi, tahinli fava, ısırganlı peynirli meze, kuşburnu marmelatlı siyez bulgur salatası, patlıcanlı tahinli mutabbal, zeytinyağlı ayva, ceviz ve ezine peynirli paşa mezesi de tabağımda boy gösterdi.

Asıl mezelerin yıldızı ikinci turda tattığım deniz ürünleri ve sokak lezzetleriydi. Yazarken bile ağzımı sulandıran somon pastırmalı meze, levrek marin, zahterli ahtapot salatası, bu nasıl bir tat dediğim midyeli lahana sarma ile yetinmedim. Saray binasının yanına geçerek lavaşüstü söğüş kelle ve maydanozlu beyinle finali yaptım. Tabağın kenarında Karaköy’den iki midye dolma, Sabırtaşı’ndan kızartma içli köfte de finalin yancı tatları oldu.  Mezelerin içeriği kadar sunumu da oldukça davetkardı. Kornetlerde, yufka bohçalarda hemen hop diye yutuverdik. Bu kadar keyifle yememin sebebi sadece farklı olması değil yanına Rakı ve Asri Turşucu’dan turşu suyunun da konmasıydı. Düşünsenize denizin kenarındasınız, manzara on numara, bir tek atıyorsunuz ve muhteşem mezeler damağınızı şenlendiriyor. Sizin de keyfiniz tam olmaz mıydı?

Ünlü şeflerden Hazer Amani, Tevfik Alparslan, İbrahim Kör, Didem Şenol, Deniz Temel, Lale Kuyseri, Dilek Yetkiner ve Evren Deniz’in ustalığını konuşturduğu mezelere ve  manzaraya doyarak (aslında tam anlamıyla doyduğumu söyleyemem) Feriye Palas’tan ayrıldım. Şimdi sırada bu farklı mezeleri deneme teşebbüsünde bulunmak, pek başarılı olamayacağım için gidip kendi mekanlarında tattıklarımı temize çekmek var. Yanında bir tek atmak, bu deneyimi dostlarla daha uzun bir keyfe dönüştürmek olmazsa olmaz. Siz de, bu keyiften kendinize bir pay çıkartmak adına, bir sonraki Yeniden Meze Festivali’ne kadar, söz konusu mekanlara uğramalısınız bence. Şimdiden ‘şerefe’ diyelim!

Fotoğraflar: Eda Geven, meleklerinpayi.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN