Ben çocukluğumdan kalan Hilary Duff’ın bir dünya kalçalarını, dolgun hatlarını özledim! Twiggy’nin kemikleri sayılan görüntüsünü değil…

Zaman Tünelinde Yolculuk

Sene 1800’ler.. Kadınlar şu andaki görünümlerinden çok daha farklı, balık etli olmanın bir farklılık olmadığı zamanlar.. Vücut hareketlerini kısıtlayan, sonuna kadar sıkılan korseler kadınların en önemli giysisi. Abartılı hatların önemli olduğu bu yıllarda kadınların imzası; incecik beller ve muhteşem dolgun kalçalardı. Korseler haricinde, bellerin inceliğine dikkati çeken kemerler, kabarık etekleri yaratan tarlatanlar 19.yüzyıl kadınının görünümünün son zarif dokunuşlarıydı. Ne yazık ki bu görünüm çok eskilerde kaldı…

1900’ler ise eleganlığın son demleriydi. Kadınlar sofistike duruşlarıyla ön plandalardı fakat kıvrımlar ve feminenlik yine hat safhadaydı. 1900’lerin aristokrasi kadını da kıyafetlerin üstüne oturmasına, hatlarını belirginleştirmeye çok önem verirdi, her şey terzi harikası muhteşem balo elbiseleriyle sosyete takdim balolarında muhteşem görünmek içindi . Vücudu olmadığından cazibeli gösteren elbiseler, sahte ve flörtöz gülüşler, evlilik yolunda bir adımdı sadece. O zamanlarda kadınların kariyer yapmak gibi bir derdi olmadığından evlilik yolunda “görünüm” çok önemliydi işte!

1920’ler, geçen yılların aksine küçük göğüs ve kalça ölçüleriyle moda dünyasına damgasını vurdu! Ve Tanrı Coco’yu yarattı. Kadınlar korselerden kurtuldu, daha erkeksi vücut hatlarına sahip oldu. Yılların vazgeçilmez silüeti bir anda kayboldu; göğüs ve kalçaların umursanmadığı, ince belin yok olduğu, omuzların genişlediği bu zaman diliminde, kadınlar başka bir kalıba girdiler. Şaşırtıcı bu değişim, belki de bir seslenişti… Biraz araştırınca; yılların en hip silüetleriyle, modanın çok bağlantılı gittiğini anlarsınız. Moda ise yıllar boyunca yaşanılan dönemin yaşam biçiminin aynası olmuştur.

1930’lara baktığımızda ise Wall Street İflası ve Büyük Depresyon, Amerika öncülüğünde bütün dünyayı derinden sarstı. Fakat yinede gösteriş ve şaşa ön plandaydı. Zenginlerin, hayatı sadece lüksü yaşamak olarak gördüğü bu dönemlerde, herkes “lüks” olanı istiyordu. Kadınlar daha yumuşak ve hafif feminen bir görüntüyle karşımıza çıktılar. Lüks ilk defa kadınlarda sofistike bir etki yaratmıştı.

40’larsa ortak bir görünüme bağlı kalmamayı tercih etti. Bu asi karar ile kadınlar, gerçek vücut ölçüleri ile yüzleştiler. Vücutlarını bir kalıba sokmak uzun zaman öncesinde kalmıştı. Genel olarak sahip olunan vücut detayları; hafif kambur duran omuzlar, sarkan göğüsler, kıvrımsız inen vücut, ayva göbek, şişkin baldırlardı.. Önemsiz, gösterişsiz ve “normaldi”. Fakat genel olarak şişman olmayan silüet, o dönemin şapkaları ve diz hizasındaki elbiseleriyle kadınları gerektiği kadar sofistike göstermeyi başardı. 1940’lar kadınların kendilerine özgü ölçüleriyle de ne kadar alımlı olabileceklerini gösterdi. O zaman buna ihtiyaçları var mıydı bilinmez ama şu an böyle bir döneme ihtiyacımız olduğunu hissetmeye başladım.

50’lerse biricik idolüm Grace Kelly’nin en parlak dönemleriydi. O yılların aktrisi, prensesi toplumun bir örneğiydi. Kelly, incecik silüetiyle New York caddelerinde süzülürdü, bir sokak ötesinde zarif bedeniyle 50’lere damgasını vuran kadınlardan Hepburn’e denk gelirdiniz. Elinde kruasanı, kıvrımdan yoksun vücudu ve zayıflığını vurgulayan siyah elbisesiyle Tiffany’s vitrininden gözlerini ayırmazdı.

60’lar 50’lere olabildiğince zıttı. Sophia Loren’in feminen görünümü o döneme uygun düşüyordu. Fazlasıyla dişi hatlarını uçuşan beyaz elbisesiyle taçlandıran Marilyn ile masumiyetten uzak Bardot yüzüyle bu dönemin hitleriydi.

Sene 2000’ler

70’ler, 80’ler, 90’lar derken; koca bir asır devirdik ve geldiğimiz noktada görünüm, kısır döngüye bağlasa bile, bir hayli değişti. Bu durumdan memnun olmayan tek ben değilim ki bakınız Vogue İtalya’dan Sozzani’ciğim okurları adına “Dergi sayfalarında zayıf kalma takıntısı olan insanlar değil, gerçek dünyadan, vücutlarını olduğu gibi kabul eden insanlar olsun istiyorlar” diye belirtiyor ve derginin son kapağına “Gerçek Güzellikler” başlığıyla büyük beden modelleri çıkarıyor. Bu devrimsel hareketle kitleleri gerçekliğe yönlendiriyor. Öyle bir zaman diliminde yaşıyoruz ki, Zara ile Park Bravo’nun bedenleri birbirini tutmuyor, Kate Moss en seksi kadınlardan biri sayılsa da göğüs ve kalça çıkıntıları photoshop ile düzeltiliyor, Nigel’ın değişiyle (bkz. Şeytan Prada Giyer) 0 beden çoktan 2 olmuş… Bu çağda mükemmellik belirlenmiş ölçülere bağlı ve mükemmel olan hedefleniyor, ona en yakın olan psikolojilk bağlamda kazanıyor. Asıl neyi mi unutmamak gerekiyor? Bütün bu kargaşanın içinde “moda olanın” kurbanı olmamak… Kim 2040’da 1800’lere geri dönmeyeceğizi veya 20’lerin esintisiyle tekrar kendimizi güçlü, erkeksi ama elegan hissetmeyeceğimizi iddia edebilir?

Bu yazıyı yazmanın tek sebebi, girdiğim her tuvalette kızların kilo tartışmalarıydı. O kızlardan biri olmayın. En iyisi çevreye kulağınızı kapayın ve biraz 40’lara dönün, vücudunuzu sevin ve onu sahiplenin. Bir vücuttan daha seksi olan tek şey, özgüvendir.

“Mükkemel Kadın Ölçüleri” Hakkında Erkekler Ne Diyor?

“Bence mükemmel kadın ölçüleri her kadın için ayrı tanımlanmalı. Bir kere ‘mükemmel’ yok hayatımızda, bunu bilelim. Ola ki en yakın haliyle düşünürsek üzerinde.. Bir kadının iç dünyasını en iyi şekilde dışa vurduğu fiziği; kendisine en çok yakışan mutluluk veren hali, ölçüleridir ‘mükemmel’ – ya da herkesin kendi mükemmeli olarak tanımladığı o ‘şey’.” Koray Caner

“Mükemmel kadın ölçüsü zamana ve o zaman içerisindeki siyasi-ekonomik durum ve coğrafi konuma göre değişiklik gösteriyor tabi bu değişimi etkileyen sanat, eğlence anlayışı gibi alt etkenler de var. 50′lerin mükemmel kadın ölçüleri ile 2000′lerin ölçüleri o kadar farklı ki. Bence mükemmel ölçüden çok kendini mutlu hisseden kadınlar ölçü alınmalı.” Onur Yüksel

“Bence mükemmel kadın ölçüsü diye bir şey yok; varsa bile en azından bu 90-60-90 Banu Alkan(!) ölçüleri tadında bir şey değil. Yüz tipi, eller, kol boyu, bacak boyunun vücut boyuna oranı.. gibi bir çok kriter kişinin kendine has ölçülerini ortaya çıkartan durumlar. 90-60-90 ama 1.50 boyunda bi kadında ne kadar itici görünebileceğini siz düşünün?”” Can Direkli


SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?