İhtiyacımız olmayan şeyleri ihtiyacımızmış gibi gösteren bir kültürün, sürekli satın almak için fazla mesailer yaparak hayat kalitesini eksiltmeyi bile göze alan tüketicileriyiz. Oysa sistem vaadini karşılamıyor, tükettikçe mutlu olmuyoruz hiç birimiz.

tuikin_2011_hanehalki_tuketim_harcamasi_sonuclari_aciklandi_h95796

“Mutluluk dediğin şey, nasıl mutlu olunması gerektiğiyle kafana yüklenmiş bir düşünce, aslında gerçek değil. Bir şey istersin, mutluluğun ona bağlı olduğunu sanırsın, elde edersin senin olur, sıkılırsın ve kurtulmak istersin. Kurtulduğunda mutlu olacağına inanırsın, kurtulursun, başka bir şeyi istemeye geçersin. Yine istersin, yine elde edersin, yine sıkılırsın, yine kurtulmak istersin. Bu mutluluk değil, bu tüketmek. Mutluluk bir illüzyondan başka bir şey değil, sadece bir an.” (Çi, Azra Kohen)

Mutluluk tüketmekle değil ancak üretmekle elde edilir. Oysa bu sistemin içinde bu farkındalığa sahip olamadan yaşıyoruz. Özellikle “moda” kavramı bizi sürekli satın almaya yönlendiriyor. Tüm dergi ve televizyon reklamları bunun için var. Bugüne hizmet ederek, ne marka kahve içmemiz, hangi ayakkabıyı tercih etmemiz, nerede ne yememiz konusunda “trendy” olanı empoze ediyor. Düşünme yetimizi kaybederek konforun tuzağında kayboluyoruz ve sorgulamadan sadece sahip olmak istiyoruz.

tuketim0

Sanayi devrimi ile hızla gelişen dünya ekonomisi, son yüzyılda en fazla üretimini yaptı. Üretimdeki bu artış ile doğru orantılı tüketim de artmaya başladı. Bu artışla birlikte hızlı bir “tüketim çılgınlığı” baş gösterdi. Bunun yanı sıra teknolojik gelişmeler Türkiye’yi de etkiledi. Fakat ülkemizi diğer ülkelerden ayıran bir şey vardı; üretmiyordu. Sonuç olarak Türkiye bir “tüketim toplumu” haline dönüştü. Ülkemiz, Nazım Hikmet şiirinden fırlayarak makinalaşamadı. Petrov’un Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı, bizim için bir ütopya olarak kalacak. Çünkü tüketim konusunda toplum bilinçlendirilmeden bu döngüden kurtulmak oldukça zor. Vücut nasıl kendi kanını üretiyorsa, akıl da kendi analizini kendi deneyimlerinden sentezlemeli. Başkalarının düşüncelerini onaylamak için değil, kendi düşüncelerimizi oluşturmak için varız.

8d26df_a512a3e0399b4d3f8e87510d153b7707

Tüm bunlar doğrultusunda kendi analizini kendi yapan biri var. Yıllarca sisteme hizmet etmiş Half Hefner, günah çıkarma niteliğinde bir illustrasyon serisi hazırlamış. İllustratörlükle birlikte metin yazarlığı ve senaryo danışmalığı da yapan Hefner, danışmalığını yaptığı şirketlerin tüketicileri kandırarak peşlerinden sürüklediğini, gözler önüne seren, Consume (Tüket) serisini oluşturmuş.

MONTGOMERY-BURNS-CONSUME-HAL-HEFNER-THEY-LIVE-3

Print

 

Tüm seriyi buradan inceleyebilirsiniz.

Kitap okumayan, araştırmayan, sanattan bihaber, tükettikçe mutlu olduğunu zanneden insan yığınları yetişiyor. Doğanın yenileyici enerjisinden uzak AVM canavarları, kafasını telefonlarından bir an olsun kaldıramayan teknoloji ve internet bağımlıları, her markanın yeni çıkan ürünü için sıraya giren, sadece sahip olmak için çalışan insanlar, tükettikçe özgürleşmiyorsunuz. Siz tükettiğiniz için sistem size hizmet ediyor, etmeye devam edecek. Restorasyon bilinci beyinlerimizde başlamalı.

Görseller: http://halhefner.com/

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?