Zorlu PSM’nin her sene binlerce müzikseverin katılımıyla gerçekleştirdiği MIX Festival, her sene olduğu gibi bu yıl da seçkin sanatçılar ve eşsiz performanslarla dolu bir program sunacak. MIX Festival presented by %100 Müzik, 14-15 Kasım’da elektronikten indie müziğe, rap müzikten, dans müziğine kadar en sevilen sesleri dokuzuncu kez müzikseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Her anında yeni bir keşif imkanı sunan festivalin ilk günü 14 Kasım’da GROOVE4LOVERS, SELÜT, TUKAN VENICE LIVE, YOUNGR gibi isimler sahne alacak. 15 Kasım günü sahne alacak isimlerse şöyle; BAKERMAT, PURPLE DISCO MACHINE, BULGARIAN CARTRADER, EMRE CAN SWIM, HİLAL KAYA, JADU HEART, MARISSA NADLER, NUSANTARA BEAT, SOUL GRINDERS LIVE. Şarkılarını tek başına çok enstrümanlı bir şova dönüştürdüğü yüksek tempolu setiyle seyircileri dansa çağıran Youngr‘a MIX Festival öncesi müziğine dair merak ettiklerimi sordum.

unnamed-1-32
MIX Festival Lineup | Fotoğraf: Zorlu PSM

Müzik, uzun bir yolculuk hali. İnsan, bugün üretimde bulunurken geçmişinden gelen yaşanmışlıklar ve düşüncelerle birlikte üretimini yarına taşıyor. Biraz köklerinize dönelim. Müziğinize ve yaşamınıza yön veren yaşanmışlıklar ve düşünceler neler?

Aklıma hemen birkaç şey geliyor. İlki 1996’da Manchester’da arabada Simply Red’in Fairground şarkısını ilk kez duymamdı, o zaman 7 yaşındaydım… Sanki o anda müzikal beynim açıldı. Bir diğeri de 1997’de babamla birlikte Almanya’da bir festival tur otobüsünde olmaktı; o sırada içimden “Bu, dünyadaki en iyi iş olmalı!” diye düşünmüştüm. 

Müzisyen bir ailenin içine doğdunuz. Hayatı tanımaya başladığınız ilk andan itibaren müzik etrafınızda olmuş. Biraz o dönemleri anlatır mısınız? Müzik o dönemlerde sizin için nasıl bir eşlikçi oldu?

Harikaydı. Tabii bunu şimdi geriye dönüp baktığımda anlayabiliyorum. O zamanlar bunlar benim için çok normaldi. Konserler, kulisler, tur otobüsleri, etrafımda müzisyenler, her yerde enstrümanlar… Hepsi sıradan bir yaşamın parçasıydı. Bu yüzden bugün müzik benim için tamamen normal bir şey. Müzik yapmasaydım ne yapardım, hiçbir fikrim yok!

press-pic-1-extended
Youngr | Fotoğraf: Youngr

Biraz hayal dünyanıza dalalım. Çocukken müzik için kurduğunuz hayaller var mıydı? Bugün bu hayallerin ne kadarı gerçekleşti? Ve müzik yolculuğunuzun geleceği için ne gibi hayalleriniz var?

Evet, aslında sanırım bazıları gerçek oldu! Bunlardan biri büyük bir plak şirketiyle sözleşme imzalamaktı. Masada otururken duvarda babamın albümünü görüp kendi sözleşmemi imzalamak… Oldukça çılgın bir andı, çok havalıydı. Şimdiki hayallerim daha basit. Benim ve ailemin mümkün olduğunca mutlu ve sağlıklı olması etrafında dönüyor. Ve müzik şu anda beni oldukça mutlu ediyor, bu yüzden sadece devam edeceğim sanırım!

Müzik; bir ifade biçimi ve iletişim kurmanın yolu olarak insana her zaman imkan sağlayan bir alan. Ve o alanda insan kendine özgü bir dünya yaratabiliyor. Müziğinizde yaratmaya çalıştığınız dünyayı nasıl tarif edersiniz?

İnsanların kendini iyi hissetmesini istiyorum. Gülümsesinler, dans etsinler. Mutfakta, arabada, spor salonunda — nerede olurlarsa olsunlar, küçük bir dans etsinler. Aslında gayet basit.

youtube play youtube play

Şarkı sözleriniz hareket etme, hayatın ritimiyle uyumlanma, özgürleşme ve kişisel dönüşüm gibi temaların etrafında şekilleniyor. Bu temaları müziğinize dahil ederek kendinize ve dinleyecilerinize söylemek istediğiniz neler var?

Hepimizin birbiriyle bağlantılı olduğunu… Hepimiz aynıyız. Sadece burada, sevmeye ve sevilmeye çalışan insanlarız. Mümkün olduğunca mutlu ol. Nazik ol. Dans et.

Sahnede şarkılarınızı tek başınıza çok enstrümanlı bir şova dönüştürüyorsunuz. Stüdyo üretimlerinizde de performans videolarınızda da tek başınalığınızı görüyoruz. Tüm bu süreçlerde yarattığınız tek başınalık hali size nasıl bir yaratım süreci sunuyor?

Kendini ifade etme. Kendini keşfetme. Huzur. Kaos. Yüksekler ve alçaklar. İyi ve kötü. Zıtlık. “Henüz tam olmadı” halinden “işte şimdi oldu!” noktasına gelme yolculuğu — ve bunu sadece kendin sayesinde başarma hissi. Tabii yolda yaslanabileceğin birkaç sağlam insanın olması da bu süreci kolaylaştırıyor.

youtube play youtube play

Hareket ve onun doğurduğu ritim yaşamın içinde her an bizimle. Müziğin dışında yaşamın kendisinde doğal olarak var olan, canlıların yarattığı hareket ve ritimle ilişkiniz nasıl? Bu unsurlar müziğinize nasıl yansıyor?

Harika bir soru! Yakın zamanda Kuzey Galler’in kırsal kesimine taşındım — sahillerin, dağların ve ham doğanın tam yanına. Buraya taşındığımdan beri bakış açım tamamen değişti. Müziklerim de daha tribal ve organik bir his kazandı diyebilirim. Ayrıca kusurluluğu daha fazla kucaklamaya çalışıyorum. Doğada hiçbir şey mükemmel değildir, ama bu da ironik bir şekilde onu mükemmel kılar. Müziğimde olabildiğince “insani” tarafı korumaya çalışıyorum elektronik müzikte bu, elimizdeki araçlar düşünüldüğünde zor bir şey. Ama şuna inanıyorum: Tüm bu kusursuz tınlayan müziklerden bir noktada sıkılacağız. Özellikle de yapay zekânın müzik üretiminde yükselişiyle birlikte. Elimizde tutabileceğimiz tek şey kusurlarımız olacak.

Çok yönlülüğünüz, canlı loop performanslarınız ve funk, elektronik pop ile dans ritimlerini harmanlayan enerjik tarzınız dinleyenleriniz için oldukça ritmik bir yolculuk vaat ediyor. Dinleyicilerinize müziğinizle yaşatmak istediğiniz hislerin ne olduğunu siz nasıl tarif edersiniz?

Yükselme. Dans etmelerini, o anın içinde kaybolmalarını istiyorum. Ritimlerin onları otomatik olarak hareket ettirmesini. Düşünen beyninden çıkmalarını ve bir süreliğine sadece hissetmelerini…

youtube play youtube play

Bir parça özelinde yaratım sürecinizi sormak isterim. Elbette birçok parçanız ve yorumunuz için sorulabilir bu. İşimizi kolaylaştırmak adına içlerinden bir tanesini seçmek istedim. İlk tekliniz ve oldukça beğeni toplayan Out of My System’in üretim sürecini anlatabilir misiniz?

O kadar uzun zaman oldu ki açıkçası tam olarak hatırlamıyorum. Ama hafızamı biraz zorlamam gerekirse şöyleydi… Yakın arkadaşım ve harika bir söz yazarı olan Tim Woodcock, Kasım 2015’te Hackney Wick’teki stüdyoma geldi. Kahve içtik, avokado ve poşe yumurta yedik, sonra hayattan ve neler yaptığım hakkında sohbet etmeye başladık. O sıralar bir düğün grubunda çalıyordum, dünyayı geziyordum, fazlasıyla eğleniyordum. Uzun süreli ilişkim yeni bitmişti, yani bekardım ve eğlenmeye hazırdım! Hayatımın çok keyifli bir yılıydı. Yavaşlamaya ya da yerleşmeye hiç niyetim yoktu. Sonra synth’te hoşuma giden dört akor çalmaya başladım, o da hemen küçük bir melodi mırıldandı. Akorları loop’a aldım, gitarda biraz doğaçlama yaptım, o melodiyi de loop’ladım. Ardından bir davul loop’u ekledim. Tim, söz fikirleri atmaya başladı, birlikte şarkıyı şekillendirdik. Her şey çok doğal ve keyifli ilerledi. Bol bol gülüyorduk, kahvaltıda anlattığım saçmalıklara göndermeler yapıyorduk. En net hatırladığım şey, yazarken ne kadar eğlendiğimizdi. Sonra nakarat geldiğinde, ben bir davulcu olduğum için drop’a geçerken küçük bir davul geçişi istedim ve en sevdiğim davul geçişini oraya yerleştirdim… ve işte! Şarkı neredeyse tamamlanmıştı. Sonrasında elbette 4–5 aylık bir prodüksiyon, miks, mastering çılgınlığı süreci yaşandı. Ama sonunda, ortaya bitmiş bir şarkıya benzeyen bir şey çıktı.

Youngr | Fotoğraf: Youngr


FESTIVAL’de sahne alacaksınız. Lineup’ı inceleme fırsatınız olduysa ilginizi çeken isimler kimler? Ve tabii sizi izlemeye gelecekler olan insanları nasıl bir performans bekliyor?

Lineup’a hiç bakmadım. Ve bakmayacağım da. Çünkü sürprizleri seviyorum. Yetişkinler olarak artık çok fazla şaşırmıyor ya da heyecanlanmıyoruz. Haha. O yüzden elimdeki küçük heyecanları tutmaya çalışıyorum. Büyük bir festivale gidip “Aa şu da varmış!” demek beni hâlâ çocuk gibi heyecanlandırıyor! Sizinle birlikte sahnede coşmak için sabırsızlanıyorum.

Kapak Fotoğrafı: Youngr

İlginizi çekebilir: Gürkan Sonat’tan Müzik Dünyasının Günceli