29. İstanbul Tiyatro Festivalinden Öneriler: #İstanbulKaçPerde
Bir yandan yeni sezon sahnelere adımını atarken, yılın en büyük tiyatro organizasyonu da perdelerini açmaya hazırlanıyor. 29. İstanbul Tiyatro Festivali, 20 Ekim-22 Kasım tarihleri arasında 16 yabancı ve yerli tiyatro grubu ve 100’ü aşkın oyuncuyla İstanbul’un dört bir tarafında #İstanbulKaçPerde diye soracak. 29. İstanbul Tiyatro Festivali, bu yıl da geleneği bozmuyor, 20 Ekim-22 Kasım tarihleri arasında yerli ve yabancı yapımları biz tiyatro severlerin beğenisine sunuyor. Programın açıklanmasıyla birlikte bilet alma telaşına, şehrin bambaşka mekanlarının nasıl birer tiyatro sahnesine dönüşeceği merakı eklendi. Bu yıl farklı olarak sadece salonları değil eski bir hanı, depoyu, sinema, spor kulübünü de dolduracağız. Klasiğin yorumlandığı eserlere, romanlardan sahneye taşınan oyunlara ve tiyatroyla dansı birleştiren gösterimlerle farklı bir yelpazede seyir deneyimleri bizi bekliyor.
Mehmet Birkiye’nin küratörlüğünde ve #İstanbulKaçPerde sorusundan hareketle festivalin keyfini adına yakışacak şekilde çıkarmak üzere oyun önerilerimle sizi baş başa bırakıyorum.
Hamlet, Teatro la Plaza
24 Ekim Cuma -25 Ekim Cumartesi, Harbiye Muhsn Ertuğrul Sahnesi
Yazan, Yöneten: Chela De Ferrari
Oynayanlar: Octavio Bernaza, Jaime Cruz, Lucas Demarchi, Manuel García, Diana Gutierrez, Cristina León Barandiarán, Ximena Rodríguez, Álvaro Toledo
Söz konusu Shakespeare olunca ve benim için her zaman önceliği varsa, önerilerimin başında da takdir edersiniz ki Hamlet gelir. Bu kez karşımızda bambaşka bir Hamlet var. Bu Hamlet’te Down sendromlu sekiz oyuncu, Shakespeare’in en çok sahnelenen trajedisinin meşhur monoloğuna bambaşka bir boyut kazandıracak. Farklılığı ise oyunculardan gelecek: Bir yandan kendi yaşamlarının tanıklığını ellerine alırken Hamlet’i de toplum dışına itilmiş bir karakter olarak yeniden keşfedecek sahnedeki sekiz karakter. Onların yorumunda Hamlet, sadece acı çeken biri değil; sorgulayan, direnç gösteren, mücadele vererek kendi sesini bulan, var olmakta ısrar eden biri olacak. Gelin, ilk sıraya bu oyunu alın ve ezber bozan Hamlet’le tanışın.
Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş: Çerkes Rıdvan’ın Dolabı
26 Ekim Pazar, Haliç’te Tarihi Bir Han
Yazan: Reşad Ekrem Koçu, Uyarlayan: Lara Lakay
Oyuncu, Anlatıcı: Cem Zeynel Kılıç
İşte #İstanbulKaçPerde sorusunun en güzel cevabı çünkü bu kez bir tiyatro salonuna değil Haliç’te eski bir hana gideceğiz. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan dönemin renkli tarih yazarı Reşad Ekrem Koçu’nun Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş kitabındaki kent anlatılarından biri olan “Çerkes Rıdvan’ın Dolabı”, İstanbul’un merkezindeki tarihi bir handa yeniden doğacak. Masumların zindana atıldığı, itibarların yerle bir olduğu ve aşkın bozulduğu bu oyunda hanın avluları, geçitleri, balkonları anlatının taşıyıcılarına dönüşecek. Canlı müzikle desteklenecek bu meddah anlatısında, yaşayan bir hatıra albümünün sayfaları arasında gezinmeye hep birlikte davetliyiz.
Fora, Luz Creative
4 Kasım Salı-5 Kasım Çarşamba, Paribu Art
Yazan Hikmet Hükümenoğlu, Yöneten: Mert Öner
Oyuncular: Aslı İnandık, Eray Karadeniz, Kubilay Aka, Şenay Gürler, Şerif Erol, Şükran Ovalı
Yazar Hikmet Hükümenoğlu’nun ilk yazdığı tiyatro oyunu Fora’yı anlatmaya önce şöyle başlayabiliriz: “Hem bir lütuftur aile hem de bir lanet.” Bir cuma akşamı, şık bir İtalyan restoranına gideceğiz. Dört kişilik bir aile görünürde sıradan bir yemek yiyecek. Onlar yemeklerini yerken bizler de aile bağlarını, kuşak çatışmasını ve bireylerin kendilerini bulma çabasını evrensel temalar ve tanıdık çatışmalarla izleyeceğiz. İçimizin acıyacağı ama bir o kadar da güleceğimiz, kısaca zıt duygularla izleyeceğimiz ve bir kişi üzerinden gerçekleşecek hikaye anlatısına kulak vermeye değecek.
Televizyonun Karşısında Özel Mülkiyetin Kökeni Üzerine Düşünürken Uyuyakalmışım, Babamın Sesine Uyandım, İstinaf Protokolü
3 Kasım Pazartesi-4 Kasım Salı, Alan Kadıköy
Yazan Ferdi Çetin, Yöneten: Görkem Şarkan
Oynayanlar: Murat Karasu, Neslihan Arslan, Ceren Köse
Ferdi Çetin’in imzasının olduğu oyun demek, ismi uzun ve keyfi de ondan daha uzun bir oyun seyri demektir. Annemden Kalan Gül Ağacı Masanın Üzerinde Çaydanlık Beyaz Bir İz Bıraktı oyununun ikinci halkasıyla festivale ikinci kez konuk olacaklar. İstanbul’un derinliklerindeki bir stüdyoda, yıkılan ideallere, yaşlanan bir babaya ve değişen dünyaya ayak uydurmaya çalışan akademiyi terk etmiş bir sanatçı karşımızda belirir. Rüya ile uyanıklık arasında kendi sesini kendi yankısından ayırmaya çalışarak işe koyulan kahramanımız, hafızanın kırılganlığı ile Türk aile yapısı ve erkeklik kodlarıyla hesaplaşacak. Bize de, hepimizin kaçmak istediği ama nereye gideceğini bilmediği günümüz dünyasının sarsıcı bir portresini sunacak. Bakalım kendimizle ne kadar özdeşleştireceğiz ve ortak deneyimler bulacağız?
Bovary, Flaman Kraliyet Tiyatrosu-KVS
8 Kasım Cumartesi-9 Kasım Pazar, Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi
Yöneten: Carme Portaceli, Uyarlayan: Michael De Cock
Oynayanlar: Maaike Neuville, Koen De Sutter, Ana Naqe
Madam Bovary’i şöyle biliriz: Emma Bovary, babasının doktoruyla evlenir. Evlilik onun için en yüce romantik hayallere açılan kapıdır ama çok geçmeden sıkıcı gündelik hayat, korseleri kadar bunaltıcı gelir ona. Daha fazlasını ister: ilgi, sevgililer, varoluşunun ezici boşluğunu dolduracak yeni heyecanlar… Ancak bu kez bilmediğimiz bir Bovary’i göreceğiz, hayalperest bir trajedi kahramanı değil, “21. yüzyılın feminist sesi” olan Bovary’i. Emma’nın hayalleri, arzuları ve hayal kırıklıkları üzerinden kadınlığın toplumsal koşullarını birlikte sahne üstüne yatıracağız ve en önemli klasikler arasına giren Bovary’i bugünden okuyacağız.
New York Üçlemesi, En Votre Compagnie
21 Kasım Cuma-22 Kasım Cumartesi, Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi
Uyarlayan ve Yöneten: Igor Mendjisky
Oynayanlar: Pascal Greggory, Gabriel Dufay, Rafaela Jirkovsky, Ophélia Kolb, Igor Mendjisky, Thibault Perrenoud, Lahcen Razzougui, Félicien Juttner
Amerikan edebiyatının ustalarından Paul Auster’ın başyapıtını bu kez tiyatro sahnesinde izlemeye ne dersiniz? New York Üçlemesi’nin serbest uyarlaması olarak karşımıza çıkan bu oyun bizi öyle bir evrene götürüyor ki, orada kahramanlar mecburen kimlik değiştiriyor. Şöyle ki; Cam Kent’te, Quinn adında bir polisiye yazarı, yanlışlıkla aldığı bir telefon yüzünden kendini dedektif Paul Auster rolünde buluyor. Hayaletler’de bir dedektif, neyi gözlemlemesi gerektiğini bile bilmeden bir daireye yerleşiyor. Kilitli Oda ise iki adamın dostluğunun hikâyesi. Biri ortadan kaybolunca öteki onun yazılarını alıp büyük bir esere dönüştürme yüküyle baş başa kalıyor. Küçük tesadüfler yavaş yavaş kimlik çözülmelerine, metafizik yolculuklara geçitler açıyor. New York ise bu anlatıda devasa bir satranç tahtasını andırıyor. Hal böyle olunca, Paul Auster’ın ölmeden önce onay verdiği bu son proje için ezberleri bozmaya ve seyirci kalmaya çoktan aday oluyoruz.
29. İstanbul Tiyatro Festivali’nden önerilerim aslında sadece bunlarla sınırlı değil. Tiyatroyla harmanlanmış baleye yeni bir soluk getiren Scapino Ballet Rotterdam, yine başka bir mekana İMÇ 5. Blok B Girişine konuk olacağımız Açık Mülk, dansçıları, müzisyenleri, oyuncuları, akrobatları, seramikçileri ve clown’larıyla sahnede, ekolojik bir seremoniye dönüşen Biz Kimiz? de bir diğer önerilerim arasında yer alıyor. Gördüğünüz gibi iki ay boyunca izlemek ve alkışlamak için farklı seçenekler bizleri bekliyor. O zaman, tiyatronun güzelliğini yaşatacak bu festivalde emeği geçenlere teşekkürlerimi ileterek herkese keyifle geçecek bir festival diliyorum!
Kapak Fotoğrafı: İKSV Tiyatro
İlginizi çekebilir: Simay Yaz’dan Don Quixote Müzikali: Hayalle Gerçeğin İç İçe Geçtiği Sahne

Eda Geven












Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!