Bu sene tiyatro sezonunu, kırmızı kadife perdenin ardından yükselen yel değirmeni seti ve dönen çarklar ile açtım: Don Quixote Müzikali’nin Zorlu PSM’deki prömiyeri ile! Şimdiye kadar yapılmış en prodüksiyonlu müzikal tiyatro oyunlarından biri olduğunu düşünüyorum, zira izleyiciye büyülü bir dünya vadeden ışık tasarımından görkemli dekorlara, 30 kişilik dansçı ve oyuncu kadrosundan 15 kişilik orkestrasına tam anlamıyla şahane bir iş izledik. Oyunda Selçuk Yöntem Don Kişot’a, Zuhal Olcay Aldonza’ya, Cengiz Bozkurt da Sancho Panza’ya hayat veriyor.

Don Quixote Müzikali | Fotoğraf: Zorlu PSM

“İki insan vardır şu yeryüzünde: Akıllıların delisi, delilerin akıllısı.”

Perde açılıyor ve bir mahkûm, İspanyolca naralar eşliğinde bir nezarethaneye getiriliyor. Herkesin bitkin olduğu bu ortama birden yeni bir mahkûm geliyor: Engizisyon mahkemesinde yargılanacak olan Miguel de Cervantes. Yazdığı romanın kağıtları havada uçuşuyor ve meşhur Don Kişot’un hikâyesi orada başlıyor!

Don Quixote Müzikali | Fotoğraf: Zorlu PSM

Bu prodüksiyonun bir müzikal olması, bambaşka dünyalara açılan kapıları tetiklemiş. Poetik oyunculuklara, müzik direktörü Volkan Akkoç yönetimindeki muhteşem orkestra, olağanüstü besteler ve iyi çevirilmiş şarkı sözleri de eklenince oyun yağ gibi akıyor adeta. Yani o saatlerin nasıl geçtiğini takip etmeyi bırakın, hissetmiyorsunuz bile. Sanki zaman, sizi teğet geçiyor ve farkında bile olmadan bu oyunun büyülü ve komedi-dram öğelerinin iyi örülmüş dünyasına kapılıveriyorsunuz.

Don Quixote Müzikali | Fotoğraf: Zorlu PSM

Selçuk Yöntem’in tecrübeli ve hayat dolu oyunculuğuyla canlandırdığı tiyatro karakterlerinin eline kimse su dökemez, artık bu bir gerçek. Zuhal Olcay ise her yerden saran dolgun sesi ve ayakları yere basan, çok keyifli oyunculuğuyla beni mest etti açıkçası. Cengiz Bozkurt’a şaşırdığımı söyleyebilirim, Don Kişot’un sadık dostu Sancho Panzo’ya kattığı esprili yorumla oyunculuğunun üst katmanlarını harmanlayarak harika bir iş çıkarmış, diyebilirim. Hepsinin karakterlerine yansıttıkları tanıdık hisler ve birbirleriyle olan muntazam uyumları da oyunu hayranlıkla izlememdeki faktörlerden.

Don Quixote Müzikali | Fotoğraf: Zorlu PSM

Hakan Dündar’ın elinden çıkan dekor tasarımı ise şaşırtıcı. Artık Türkiye’de, bu tarz müzikallerde görmeye alışmak istediğimiz ve her seferinde “Bakalım bu sefer nasıl bir sahne bizi karşılayacak?” diye düşünürken çıtayı ister istemez yükselttiğimiz hareketli sahne dekorları, sürprizli detaylarıyla yüzünüzde büyük bir gülümseme uyandıracak cinsten (spoiler vermiyorum, oyunu izlerken o anlara kapılıp gitmenizi öneriyorum).

Don Quixote Müzikali | Fotoğraf: Zorlu PSM

Ve sahne tasarımına canlı orkestranın sizi o dönemlerin İspanya’sında, özellikle La Mancha ovası civarlarında (ki Don Kişot da oralıdır, bilirsiniz) hissettiren müzikleri, şahane kostümler, keyifli danslar, oyuncuların müziğe karışan muazzam sesleri ve ışık oyunları da eklenince, hayalle gerçeğin birbirine karıştığı, deliliğin cesareti tetiklediği (ya da tam tersi!) bu masalsı dünyanın içine daha da çekilmeye ve dahil olmaya başlıyorsunuz. Çünkü bu, Don Kişot’un şanlı şövalyelik serüveni ve siz de bu serüvenin tanıklarısınız!

Her detayın bir bütünü titizlikle ve ilmek ilmek işleyerek yarattığı bu oyun, kesinlikle izlemeniz gereken bir deneyim. Bu yüzden lafımı çok fazla uzatmıyor, şimdiden tükenmeye başlayan biletlerin peşinden koşmanızı öneriyorum. İyi seyirler!

Kapak Fotoğrafı: Zorlu PSM

İlginizi çekebilir: Eda Geven’den Tiyatro Mevsimi Başlıyor: 2025 – 2026 Sezonunda Yeni Oyunlar