Mojave ile: Alternatif Sahnenin Yeni Sesi
Alternatif sahnenin taze ve güçlü sesi Mojave — Uluç Beykoz, Enes Cihan Güvenç ve Can Doğu Baykan, yıllardır kurdukları hayalin peşinden giderek müzik yolculuklarını gerçeğe dönüştürdü. Duygulara dokunan şarkıları, yüksek enerjili sahne performansları ve zamansız olma hedefleriyle adlarını duyurmayı başardılar. Biz de Mojave ile bir araya geldik; grup olma süreçlerinden, müzikal kimlik arayışlarına, Türkiye’de alternatif müzik yapmanın zorluklarına ve yakında çıkacak yeni albümlerine kadar her şeyi konuştuk. Haydi gelin, röportaja yakından bakalım.
Mojave’nin hikâyesi nasıl başladı? Bir araya gelirken sizi en çok birbirinize bağlayan şey neydi?
Uluç: Enes ile kendimizi bildik bileli bir grup kurma isteğimiz vardı ama asla aksiyon almaya geçmiyorduk açıkçası. Artık “Hadi!” dediğimiz noktada çeşitli insanlarla provalara girdik, üretmeyi denedik ama yıldızımızın uyuştuğu biri çıkmadı hiç. Tam artık vazgeçme noktasına geldiğimizde -2019’un sonları sanırsam- Can ortaya çıktı ve zaten ilk buluşmamızda tamam dedik, oldu bu iş.
Mojave ismini nereden seçtiniz? Bu ismin sizin için özel bir anlamı var mı?
Enes: California’daki bir çölden geliyor aslında. Biraz zor bir isim seçmişiz, kabul ediyorum. İnsanların yanlış telaffuzları arasında artık biz bile doğrusunu unuttuk. Mocev diyen oldu, mejeve diyen oldu, en son majeyv denince yok dedik böyle olmayacak, her konser grubun ismini yazıldığı gibi okuyoruz ki akıllara kazınsın.
Mojave’nin müzikal kimliğini tanımlayan en önemli unsurlar sizce neler?
Can: Müzikal kimliğimizi oluşturan en büyük unsur sanırım kalıcı ve zamansız olma isteğimiz. Tür arayışında olduğumuz zamanlarda dönemin popüler müzikleri bizi rotamızdan sürekli saptırdı ve sonunda sahiplenmek istemediğimiz şarkılar üretmemize neden oldu. Yapmak istediğimiz veya istediğimizi sandığımız her şeyi tek tek denedik, emek verdik, vakit harcadık. En sonunda da bu albüm ortaya çıktı.
İlk çıkardığınız şarkılar ile şimdikiler arasında tür anlamında açık bir fark var. Sizi bu değişikliğe iten neydi?
Enes: İlk şarkılarımızı yayınlarken hislerimiz çok tatlıydı açıkçası. Çok amatör kaydettiğimiz o şarkılara nasıl bu kadar yükseldik şaşırıyorum hâlâ. Dönüp bakınca komik bir anı gibi tabi ama o zamanlar deli gibi güveniyorduk işlerimize. Sevgi insanın gözünü kör ediyormuş gerçekten. 😀
İlk sahne performansınızda neler hissettiniz? O anın heyecanı, enerjisi ve duygusu nasıldı? Sahnede olmak, hayal ettiğiniz gibi miydi?
Can: İlk konserimiz ilk şarkılarımızın aksine inanılmazdı. Benim için hayatımın en iyi günlerinden biri diyebilirim. O heyecanı, gerginliği, birlik ve takım olma hissini anlatamam. Sanki senelerce birlikte sahneye çıkmışız gibi bir enerji vardı. Tüm arkadaşlarımız da sağ olsunlar bize destek olmaya gelmişlerdi. Türümüzle son derece alakasız orta üst sınıfa hitap eden bir mekanda deli gibi gitar müziği yapıp ortalığın altını üstüne getirmiştik resmen. Seyircilerin omuzlarda taşındığı o görüntü aklımdan gitmiyor.
Türkiye’de alternatif rock sahnesinde var olmaya çalışırken sizi en çok zorlayan şeyler neler oldu?
Uluç: Türkiye’de insanların müzik dinleme deneyimi dünyaya göre çok farklı. İnsanlar film keşfettikleri gibi müzik keşfetmek istemiyorlar. Müziğe o kadar şans vermek istemiyorlar. Seçimlerinde güvenli alanlarında kalmak istiyorlar. Bu bildiklerinden şaşmamalarına yol açıyor haliyle. Özgün olmak da dinleyiciden uzaklaşmak anlamına geliyor bir noktada. Grup müziği yapmak da üstüne apayrı bir zorluk. Eğlence sektörü için grup ile iş yapmak oyunu zor seviyeden oynamak gibi. Sahne yapalım desen mekân yok, olan da uğraşmıyor. Kayda girelim desen paylaşıma hazır iş çıkarmak inanılmaz maliyetli hale geldi. Video çekelim desen beş kişiyi çekmek başlı başına ateş pahası. Nereye uzansan ellerini çekiyorlar gibi. Gruplar da kendi çabalarıyla var olmaya çalışıyor ama mikrofona havlayan arkadaş milyonluk olunca insanların şevki kırılıyor tabi.
Müzikal anlamda çok kişisel ya da duygusal bir şeyler yaratırken insanların buna bağlanıp bağlanamayacağını düşünmek sizi etkiliyor mu?
Enes: Eskiden çok etkiliyordu. Dinleyicinin bağ kurabileceği şeyler yaratmak için çok çaba sarf ediyorduk. Bu albümle birlikte bunun çok yanlış bir yaklaşım olduğunu anladık. Hedefe dinleyiciyi koyduğunuz zaman yaptığınız iş çok plastik olmaya başlıyor. Bu albümde sadece kendimiz olmaya çalıştık. Beslendiğimiz insanları, fikirleri araç haline getirip yaşadıklarımızı anlatmaya çalıştık. Maksadımız bağ kurmak değil derdimizi anlatmak oldu yani sadece. Kayda bu samimiyet geçtiğinde zaten dinleyici de bağ kurmaya başlıyor.
Mojave’nin görsel dünyasını da sen oluşturuyorsun Uluç. Kapak tasarımlarında nelere dikkat ediyorsun? Grubun enerjisini ve hikâyesini görsellere nasıl yansıtıyorsun?
Uluç: Açıkçası, her zaman doğaçlama olması dikkat ettiğim tek şey. Çünkü zaten müziği yaparken detaylar içinde gidip gelmek insanı yeterince çalıştıran bir süreç. Bir de görsel dünyada anlam kaygısına girersem işin içinden çıkılmaz oluyor. O yüzden hep ilk aklıma gelen neyse onun üzerine yoğunlaşmaya çalışıyorum. Nefessiz’in kapağı için aylarca düşünüp bir şey bulamadıktan sonra bir gün 30 dk prova arasında stüdyoda Arap kağıdı taratıp üstünde biraz oynadım sadece. Şimdiye kadarki en sevdiğim işlerden biri oldu.
‘Kandırma Kendini’ albümünde sizin için en kişisel şarkı hangisi? Hangi parçada kendinizi en çok ortaya koyduğunuzu hissettiniz?
Uluç: Benim için “Son Çıkış” sanırım. Kendimiz olmaktan çekinmediğimiz en net şarkılardan biri bana kalırsa. Hem enerjimizi yansıtıyor hem de kimliğimizi. Tam anlamıyla bir “mojave” şarkısı. Bas riff’ini ilk yazdığım anı dahi hatırlıyorum. Üç kere riff’i çaldım, üstüne Enes 15dk’da davul ekledi. Can üstüne yarım saatte gitarları çaldı. Zaten yüzde 80’i paketlemiş olduk o gün. Geri kalan ıvır zıvır da detaylarda kaybolduğumuz için 1.5 yıl sürdü 😀
Tutunsam Çeker Elini’nin bestesi ve aranjesi nasıl ortaya çıktı? Şarkının müzikal yapısında en çok hangi unsurlar üzerinde durdunuz?
Enes: Tutunsam Çeker Elini, Can’la akustik gitarda çaldığımız kısa bir partisyon üzerinden çıktı. Önce akustikte vokal melodisi ve akorlarını oluşturduk. Sonrasında grupça trafiğini ve diğer enstrumanların yerleşimini belirledik. Can ve ben Strokes fanıyız. Bu şarkıda da görülüyor zaten Strokes’tan aldığımız ilham. 🙂 Müzik olarak hareketli, akıcı bir altyapısı var Tutunsam’ın, sözleri de tam tersi. Bu kontrastı albümdeki çoğu şarkıda görebiliyoruz aslında.
Yakın zamanda sizi sahnede izleme şansımız olacak mı? Yeni konserler ya da projeler yolda mı?
Uluç: Albüm 9 Mayıs ta çıkmış olacak. Eş zamanlı olarak albümü kaydederken AYIGALİP in çektiği bir belgeseli yayınlayacağız. 29 Mayıs’ta albümün lansmanını yapacağız, ardından da yollara koyulup elimizden geldiğince insanlara ulaşmaya çalışacağız.
Kapak Fotoğrafı: AYIGALİP
İlginizi çekebilir: Ceren Muslu’dan Mertcan Mertbilek ile Votka Üzerine


Ezgi Cenk 
















Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!