Sait Faik; “Haritada bir noktaydı Burgaz. Fakat benim için koca bir dünyaydı.” diyor, Haritada Bir Nokta öyküsünde. Benim için de öyleydi. Koca bir hayaldi aynı zamanda. Henüz ada vapurunu beklerken; “Burgaz’ın açıklarında, bir gemi vardı sanki… Biz ona bakıp hayaller kurardık; o gemi, bizim gemimizdi.” satırlarını yaşıyor gibiydik. Stelyanos Hrisopulos Gemisi’ne binsek hayaller ancak bu kadar gerçek olabilirdi. On sene önce kurulan bir hayalin peşinden bindik vapura. 

whatsapp-gorsel-2025-08-14-saat-17-07-43_33ae7d3c
Burgazada | Fotoğraf: Zülal Yılmaz, 2025, Burgazada

Daha adaya yaklaşırken kahvehanelerde iskambil oynayan adamlar, sahildeki martılar, sabah erkenden denize açılan balıkçılar canlanmaya başlıyor. Yazılmış olanlar ete kemiğe bürünüyor. Bu adada farklı bir şeyler olduğunu hissetmeye çok erken başlıyorsunuz. Her köşede gözünüz, kitaplardan bir mekân arıyor. Sait Faik’in öykülerinde ada, sadece bir coğrafya değil; insanların yarım kalmış cümleleri, bakışlarındaki melankoli ve denizle kurdukları sessiz anlaşmanın da mekanıdır. Adanın kendisi başlı başına bir karakteri temsil ediyor. 

whatsapp-gorsel-2025-08-14-saat-17-03-36_65ef054a
Çizim | Fotoğraf: Zülal Yılmaz

Evinin önüne gelince tüm okuduklarım gözyaşı oluyor. Bakmayın, mirasyedi bir adamdır, biraz da avaredir. Bu evi kendi kazanmamıştır ama içinde mütevazi denebilecek bir yaşam sürmüştür. Bunu yatak odasındaki demir döşekten, başucundaki dibi kalmış kolonyadan ve abartısız ayakkabılarından anlayabilirsiniz belki. Bu evin içindeyken; dünyayı, güzel şapkasının altındaki şaşkınca bakışlarla izlediğini düşününce tebessüm ediyorsunuz.

whatsapp-gorsel-2025-08-14-saat-17-06-45_c8c63954-2
Sait Faik Abasıyanık Müzesi | Fotoğraf: Zülal Yılmaz, Temmuz, 2025

Sait Faik’in, bu küçük kara parçasını neden çok sevdiğini anlıyorum. Burası onun gibi sakin bir adam için sığınaktan ve ilham kaynağından ibarettir. Hem melankolisinin kaynağını hem de hayatın kırılganlığını derinden hissettiği bir yerdir. Burada insanlara bakar, insanları görür, insanlardan beslenir. İnsanı öyle içtenlikle, öyle yargısız ve olduğu gibi anlatır ki, iyiliğin de kötülüğün de sebeplerini kabul edersiniz. “Bir insanı sevmekle başlar her şey.” derken anlatmaya çalıştığı da budur ve bana kazandırdığı en büyük öğretilerden biridir. Onun satırları; kızmadan insanın içine bakmamı, durup sebepleri kafamda tartışmamı sağlar ve beni büyük bir sinirin pençesinden kurtarır. Kırılmışlığı, harcanmışlığı, naifliği gösterir. Hayvanca gülen adam bu yüzden içimizi sevgiyle burkar.

whatsapp-gorsel-2025-08-14-saat-17-06-45_bbd71b5e-2
Sait Faik Abasıyanık Müzesi | Fotoğraf: Zülal Yılmaz, Temmuz, 2025

“İnsanlardan uzaklaştıkça onlara daha çok yaklaşıyorum.” diyorAlemdağ’da Var Bir Yılan ve “Tamam, dedim kendi kendime, işte tam bahçeyi süpürürkenki hal… Dikkat ettim. Hayır, aptalca gülüşünde hüzünden başka bir şey yoktu.”  diyor Hayvanca Gülen Adam’da.

whatsapp-gorsel-2025-08-14-saat-17-06-45_8f3a2213-2
Aya Yani Kilisesi | Fotoğraf: Zülal Yılmaz, 2025

Hayatın asıl güzelliği büyük olaylardan değil, küçük detaylardandır. Evinin hemen altındaki kilisede yaşayan Papaz Efendi’nin kendisi, sadece varolan karakteriyle bir öyküye dönüşür. Son Kuşlar’da; Burgazada’daki doğa tahribatına ve insanın hırsına değinir. “Bir gün gelecek, Burgaz’da kuş kalmayacak.” der. 73 sene sonra hala her yerin martılarla kuşatılmış olduğunu görünce, içimizden ona sesleniyoruz: Hâlâ buradalar.

“Burgazada’da evimin altındaki küçük kilisede otururdu Papaz Efendi… Ne tatlı bir ihtiyardı! Fakat dünyada yalnızlık kadar acı bir şey var mıydı?”

Kapak Fotoğrafı: Zülal Yılmaz

İlginizi çekebilir: Deniz Yılmaz Akman’dan Burgazada Rotası