Pakize Horozoğlu tarafından 2021 yılında kurulan HorozArt; uluslararası sanat ortamı ve piyasası için disiplinlerarası pratiklerde üreten sanatçılar ve sanat, kültür yöneticileri ile işbirliği geliştiren bir sanat platformu. Günümüzün dijital yaşamı içinde sanatçıların eserlerini çevrimiçi bir platform üzerinden koleksiyonerlere sunarak sanatçının ulaşılabilirliğine katkı sunuyor ve değerli koleksiyonlara girmesi konusunda da bir aracı görevi görüyor.

gorsel2-2
HorozArt, Artweeks seçkisi

HorozArt’ın kurucusu Pakize Horozoğlu’ndan oluşumun misyon ve gelecek planlarını, disiplinler arası yaklaşım ve çevrimiçi bir oluşum olmanın yansımalarını, seminer ve eğitim programlarını dinledim.

HorozArt’ı kurarken nasıl bir boşluğu doldurmayı hedeflediniz? Bu platformun arkasındaki temel motivasyon neydi?

HorozArt’ın çıkış noktası, özellikle akademi mezunu genç sanatçıların kendilerini ifade edecekleri alanların sınırlı oluşu ve görünürlük imkânlarının kısıtlı kalmasıydı. Her ne kadar sosyal medya günümüzde güçlü bir paylaşım alanı sunsa da bu mecraların sanatçıya sürdürülebilir bir görünürlük veya profesyonel yönlendirme sağlamadığını gözlemledim. Bu nedenle, genç sanatçıların üretimlerini daha geniş kitlelerle buluşturabilecekleri, aynı zamanda onlara rehberlik edecek bir sistem kurmak temel motivasyonum oldu.

Bir diğer hedefimiz, sanat alıcılarını ve koleksiyoner adaylarını bu üretim süreçlerine yaklaştırmaktı. Türkiye’de hâlâ sınırlı olan bu etkileşimi güçlendirmek istedik. Fakat HorozArt yalnızca koleksiyonerleri değil, sanatsever herkesi kapsıyor. Yani, sanatı sadece yüksek gelir gruplarına hitap eden bir lüks olmaktan çıkararak, daha ulaşılabilir, öğrenilebilir ve paylaşılabilir bir deneyime dönüştürmeyi hedefledik. 

Sanatçılarla koleksiyonerleri çevrimiçi ortamda bir araya getirme fikri Türkiye’de hâlâ gelişmekte olan bir model. Siz bu sistemi nasıl kurguladınız ve bu süreçte neler öğrendiniz?

Gerçekten de bu model henüz ülkemizde tam olarak oturmuş değil. Bunun en temel nedeni, sanat alıcısının eseri görerek, mekânda hissederek deneyimleme ihtiyacı. Ancak biz bu fiziksel mesafeyi samimiyetle kurulan bağlarla aşabileceğimize inanıyoruz. Platformumuzda sanatçılarla sanatseverler arasında birebir iletişim kuruyor, üretim süreçlerini anlatıyor ve koleksiyon oluşturma sürecinde rehberlik sağlıyoruz.

Bu süreç bana, dijital dünyanın doğru kurgulandığında ne kadar yakınlık yaratabileceğini öğretti. Çünkü mesele yalnızca bir eseri satmak değil; o eserin arkasındaki hikâyeyi paylaşmak, sanatçının üretim yolculuğunu anlatmak. Bu bağ kurulduğunda sanat, çevrimiçi ortamda bile son derece güçlü bir deneyime dönüşebiliyor, bunu öğrendik.

gorsel1-3
HorozArt, Artweeks seçkisi

HorozArt sadece bir çevrimiçi sergi platformu değil; aynı zamanda turlar, seminerler ve eğitim programlarıyla da sanatı çok boyutlu ele alıyor. Bu yaklaşımın çıkış noktası neydi?

Biz sanatı yalnızca estetik bir deneyim olarak değil, bütünsel bir öğrenme alanı olarak görüyoruz. Gerçek bir koleksiyoner ya da sanatsever bir eseri yalnızca güzel bulduğu için değil; o eserin taşıdığı fikirleri, duyguları ve dönemin ruhunu hissettiği için sahiplenir.

Eğitimlerimiz ve rehberli sergi gezilerimiz de tam bu anlayıştan doğdu. Sanatçıların üretim süreçlerini, dönemsel bağlamlarını ve kavramsal yönelimlerini tanımak, izleyiciyle aralarındaki bağı derinleştiriyor. Böylece sanat yalnızca “izlenen” değil, “anlaşılan” ve “yaşanan” bir deneyime dönüşüyor. Üstelik bu tür programlar, ülkemizde sanata ve sanatçıya verilen değerin artmasına da doğrudan katkı sağlıyor.

Sanat eğitimini sadece akademik çevrelerde değil, toplumun farklı kesimlerine ulaştırmak konusunda nasıl bir strateji benimsiyorsunuz?

Elbette sanat öğrenmenin bir yaşı yok. Ancak akademik sanat eğitimi belirli bir zaman, emek ve yoğunluk gerektiriyor. Herkesin buna ayıracak vakti olmayabiliyor. Biz bu noktada farklı yaş ve meslek gruplarından sanatseverlere hitap edecek erişilebilir modeller geliştirdik.

Alanında uzman akademisyenlerle hem çevrimiçi hem de yüz yüze eğitimler düzenliyoruz. Ayrıca müze ve sergi gezileriyle katılımcıların öğrenme sürecini deneyimle pekiştiriyoruz. Böylece sanatı “uzaktan izlenen” bir olgudan çıkarıp, herkesin dahil olabileceği bir paylaşım alanına dönüştürmeyi amaçlıyoruz.

gorsel3-2
HorozArt, Artweeks seçkisi

Disiplinlerarası üretim vurgunuz çok belirgin. Bu yönelimin günümüz sanat üretimindeki yeri ve önemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Günümüz sanat üretimi, sınırların kalktığı bir çağda yaşıyor. Artık bir sanatçının yalnızca resim, heykel ya da video ile kendini ifade etmesi beklenmiyor. Aksine, farklı disiplinleri bir araya getirerek yeni anlatı biçimleri yaratmak çağdaş sanatın en güçlü yönü.

Biz de HorozArt’ta bu yaklaşımı destekliyoruz. Çünkü disiplinler arası üretim, hem sanatçıya hem izleyiciye daha zengin düşünme biçimleri sunuyor. Dijital sanatla seramiği, performansla fotoğrafı ya da yazıyla mekânı bir araya getiren sanatçılar, çağımızın çok katmanlı yapısını en iyi yansıtan kişiler. Biz de bu üretim biçimlerinin görünür olmasına alan açmak istiyoruz.

pakize-horozoglu
Pakize Horozoğlu

Türkiye’deki kültür-sanat ekosistemini gözlemlediğinizde, HorozArt gibi oluşumların nasıl bir etki alanı yaratabileceğini düşünüyorsunuz?

Türkiye’de ne yazık ki sanata ve sanatçıya hak ettiği değer hâlâ tam olarak verilmiyor. Bunun temelinde de erken yaşlarda sanat eğitiminin sistematik biçimde verilmemesi yatıyor. Sanatı yalnızca bir hobi ya da lüks tüketim olarak gören bir yaklaşımın değişmesi, ancak çocukluktan itibaren sanatla temas kurmakla mümkün.

HorozArt bu noktada önemli bir köprü işlevi görüyor: bir yandan genç sanatçıları desteklerken, diğer yandan her yaş ve sosyoekonomik gruptan izleyiciye sanatı erişilebilir kılıyor. Uzun vadede bu çabanın toplumsal farkındalığı artıracağına ve sanatın gündelik yaşamın doğal bir parçası haline geleceğine inanıyoruz.

Kapak Fotoğrafı Kaynağı: HorozArt

İlginizi çekebilir: Burcu Dimili’den Deniz Pelister Röportajı