Suç ve Ceza Film Festivali Önerileri: Herkes İçin Adalet
İstanbul’da şu ankinden daha fazla sayıda büyük film festivalinin olduğu 10-12 yıl önce keşfettiğimde hak ettiği ilgiyi göremediğini düşündüğüm Suç ve Ceza Film Festivali, artık kentin önemli film festivallerinden biri olarak uluslararası kapsamı, adalet vurgusu ve ilgi çekici seçkisiyle diakkat çekiyor. Festival bu yıl 15. yılını kutlayacak. Film gösterimleri ise 27 Kasım – 2 Aralık tarihleri arasında, İBB Beyoğlu Sineması, Caddebostan CKM Sineması ve İstanbul Fransız Kültür Merkezi‘nde yapılıyor. Üstelik öğrenci biletleri 40, hafta içi gündüz seanslarında tam biletler 80 lira.

Festival direktörü Prof. Dr. Bengi Semerci‘nin iki yıl önce farklı bir yayın için yaptığımız röportajda söylediği şu cümleler, bu yıl da festival seçkisini oluşturan hak, hukuk, adalet ve eşitlik temalı filmlerin izleyiciyle ilişkisini çok iyi açıklıyor: “Sinema ile toplum ilişkisi karşılıklıdır. Bir taraftan da sinema toplumun ve bireylerin adeta aynasıdır. Perdeye yansıyan yaratıcının yorumu ile olsa da toplumda olanlar, toplumu oluşturan bireylerin düşünceleri, duyguları ve davranışlarıdır. […] Diğer tarafta toplumun sinemaya yansıyanlara etkisi kadar, sinema perdesinden yansıyanların da topluma etkisi vardır. Sadece kendi yansımasını göstermez sinema; doğru-yanlış, adil-adil olmayan gibi konularda insanların düşüncelerini de etkiler.” Üstelik, #HerkesİçinAdalet sloganıyla süren festivalin bu vurgusu her yıl biraz daha fazla önem kazanıyor sanki…
2011’de Prof. Dr. Adem Sözüer tarafından kurulan, Adalet ve Sinema Derneği bünyesinde İstanbul Bilgi Üniversitesi desteğiyle sürdürülen Suç ve Ceza Film Festivali, 10 yılı aşkındır biri uzun biri kısa filmlerin değerlendirildiği iki uluslararası yarışmada Altın Terazi ödüllerini dağıtıyor. Yarışma seçkilerine artık gelenekselleşmiş, dünya sinemasından temaya uygun filmlerin bir arada yer aldığı Adalet Terazisi bölümü ve o yıla özel tematik bölümler eşlik ediyor. Ben bu yıl festivali kaçırıyorum; fakat seçkideki merak uyandıran, ilgiyle beklediğim yapımları burada olanlar için paylaşmak isterim:
Urchin | 2025, Harris Dickinson

Bu öneri listesindeki diğer filmlerin aksine Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde uluslararası yarışmada yer aldığı için izleme fırsatı bulduğum Urchin, Beach Rats, Triangle of Sadness ve Babygirl filmlerinde oyuncu olarak tanıdığımız Harris Dickinson‘ın yönetmen ve senarist olarak ilk uzun metrajlı filmi. Londra’da gençliğini yoksulluk, işsizlik, evsizlik ve bağımlılıkla heba eden genç bir adamın ikinci bir şans elde etmesine dair hikayede başrolü mükemmel bir performansla Frank Dillane üstleniyor. Harris Dickinson, ufak bir rolde oyuncuları arasında da yer aldığı filminde, görsellik ve sinema dili anlamında kusursuz bir yönetmenlik ve vizyon ortaya koyuyor.
Festivalin Adalet Terazisi bölümünde yer alan Urchin‘i 27 Kasım Perşembe saat 19.00’da CKM, 1 Aralık Pazartesi saat 21.30’da Beyoğlu Sineması’nda izleyebilirsiniz.
Divine Comedy | 2025, Ali Asgari

İki yıl önce Terrestrial Verses filmiyle Altın Terazi kazanan İranlı sinemacı Ali Asgari’nin yeni filmi, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü kazandıktan sonra, Suç ve Ceza Film Festivali’nin açılışını yapıyor. Adını Dante’nin ünlü eserinden alan bu absürt komedi, filmleri eser işletme belgesi alamayan bir yönetmen ve yapımcısının salon arama macerasına odaklanırken, günümüz Tahran’ının sanat çevresinden ve marjinal kesimlerinden insan manzaraları da sergiliyor. Disappearance ve Until Tomorrow‘da İranlı gençlerin baskıcı rejim altındaki çaresizliğini oldukça gergin hikayelerle ele alan Asgari’nin son iki filminde absürt komediye doğru yönelmesi hışuma gidiyor.
Festival açılışında da gösterilecek Divine Comedy‘i, 30 Kasım Pazar saat 14.00’te Beyoğlu Sineması, 2 Aralık Salı saat 19.00’da ise CKM’de izleyebilirsiniz.
Dragonfly | 2025, Paul Andrew Williams

Broadchurch dizisiyle tanıyabileceğiniz Britanyalı yönetmen Paul Andrew Williams‘ın bu filmi, henüz birkaç gün önce Kahire Film Festivali’nin büyük ödülü Altın Piramit’e uzandı. Gerçekçilikle psikolojik gerilimi buluşturan bu karanlık ve sarsıcı dramanın merkezindeki, toplumun kıyısında kalmış iki kadını Britanya sinemasının farklı kuşaklardan iki yetenekli oyuncusu, Andrea Riseborough ve Brenda Blethyn canlandırıyor. Film, neyin adalet neyin intikam olduğunu sorguluyor.
Festivalin Adalet Terazisi bölümünde yer alan Dragonfly‘ı 30 Kasım Pazar saat 21.30’da Beyoğlu Sineması, 2 Aralık Salı saat 21.30’da ise CKM’de izleyebilirsiniz.
The Wave | 2025, Sebastián Lelio

Latin Amerika sinemasını yakından takip etmeye çalışan bir izleyici olarak, bu yılın en ilginç bulduğum ve merak ettiğim filmlerinden biri Şilili yönetmen Sebastián Lelio‘ya ait: Başta Gloria ve Una mujer fantastica / A Fantastic Woman gibi filmleri olmak üzere filmografisini kadınlara ayırmış yönetmenin yeni filmi La Ola / The Wave, feminist bir müzikal film. 2019’da Şilili feminist kolektif Las Tesis’in önlem alınmayan ve cezasız kalan tecavüzleri protesto eden ve tüm dünyaya yayılan danslı müzik eyleminden ilham alan film, kadın öğrencilerin bir üniversite kampüsündeki sistematik cinsel saldırılara başkaldırısını konu alıyor.
Festival kapsamında Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması‘nda yarışan The Wave‘i, 28 Kasım Cuma saat 19.00’da Beyoğlu, 29 Kasım Cumartesi saat 19.00’da ise CKM’de izleyebilirsiniz.
Reedland | 2025, Sven Bresser

Torununa şefkatle bakan bir büyükbabanın geçimini saz keserek sağladığı yerde küçük bir kızın cesedini bulmasıyla yaşadığı gerilimi konu alan, Rietland / Reedland, yavaş tempolu bir psikolojik gerilim filmi. Bu sene En İyi Uluslararası Film Oscar yarışında ülkesi Hollanda’yı temsil eden film, elenekçi bir taşra toplumunu derinden sarsan gizemli bir cinayet için ideal atmosferi yaratan Weerribben-Wieden bölgesinde, rüzgarda fısıldayan sazlıklarının arasında çekilmiş.
Festival kapsamında Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması‘nda yarışan Reedland‘i, 30 Kasım Pazar saat 21.30’da CKM, 1 Aralık Pazartesi saat 19.00’da Beyoğlu Sineması’nda izleyebilirsiniz.
Orwell 2+2=5 | 2025, Raoul Peck

2016’da I Am Not Your Negro filmiyle dikkat çeken belgesel sinemacı Raoul Peck, yeni filminde ünlü yazar George Orwell‘in yaşamını konu ediniyor. Adeta günümüzü öngörmüş distopya romanlarıyla adı sıkça anılan Orwell’in 1984 ve Animal Farm romanlarını, yazarın siyasi düşünceleri ve günümüzde gittikçe yükselen faşizm üzerinden ele alan belgeseli, Homeland ve Billions dizileriyle tanınan oyuncu Damian Lewis seslendiriyor.
Festivalin Zamanın İzleri bölümünde yer alan Orwell 2+2=5‘ı 27 Kasım Perşembe saat 21.30’da CKM, 28 Kasım Cuma saat 21.30’da Beyoğlu Sineması’nda izleyebilirsiniz.

Emre Eminoğlu







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!