91. Akademi Ödülleri, 24 Şubat Pazar gecesi sahiplerini bulacak. Peki sezonun gidişatına göre ödülle buluşacak isimler ve filmler hangileri? Bu yazıda, 24 kategorideki Oscar tahminleri ve kişisel favorilerimi bulacaksınız.

Sonbahar aylarında başlayan ödül sezonu heyecanı, 24 Şubat Pazar gecesi 91. Akademi Ödülleri‘nin sahiplerini bulmasıyla yerini kısa bir sakinliğe bırakacak. 22 Ocak’ta açıklanan Oscar adayları arasında 10’ar adaylıkla The Favourite ve Roma öne çıksa da bu, Oscar adayı filmler arasında şansı en çok olanların bunlar olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle bazı kategorilerde tahmin yapmak oldukça güç, 8 filmin yarıştığı En İyi Film kategorisi de bunların başında geliyor. Törene sayılı gün kala, 25 Şubat sabahına nasıl uyanacağımız konusunda yorumlarımı ve tahminlerimi paylaşmak istedim.

 

Geçen sene ne olmuştu?

Geçtiğimiz yıl son dakikaya kadar Three Billboards Outside Ebbing, Missouri ve The Shape of Water arasındaki yarıştan, En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil 4 dalda Oscar’a uzanan The Shape of Water‘ın galibiyetiyle sonuçlanmıştı. Oyuncu kategorileri ise sezon boyunca tüm büyük ödülleri kazanan dörtlünün, Gary Oldman (Darkest Hour), Frances McDormand (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri), Sam Rockwell (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri) ve Allison Janney (I, Tonya) ödüllendirilmesiyle, tahmin edilebilir bir şekilde sonuçlanmıştı. 90. Akademi Ödülleri yazımdan, geçtiğimiz seneki törenle ilgili tüm detaylara ulaşabilirsiniz.

Peki bu sene ne olacak? İşte, sezonun göstergelerini de hesaba katarak yaptığım 24 daldaki Oscar tahminleri ve kişisel favorilerim:

2019 Oscar Tahminleri

En İyi Kısa Film / En İyi Kısa Belgesel / En İyi Kısa Animasyon

Geçen yıl ilk kez aday kısa filmlerin de tamamını izleme fırsatım olduğu için bu kategorilerde de tahmin yapmış ve önceki yıllarda hiçbir fikrimin olmamasına alıştığım bu kategoride doğru tahminler yapmanın sevincini yaşamıştım. Bu yıl yine, üç kategorideki on beş adayın tamamını izedim. Kısa Film ve Kısa Belgesel kategorisindeki on adaydan sekizinin “dünya korkunç bir yer ve hepimiz acı çekerek öleceğiz” mesajını verdiği bu karamsar tabloda, tahminlerimi daha optimist olanlardan yana kullanacağım. Hepsinde çocukların başına korkunç şeylerin geldiği dört adayın arasında derin bir nefes aldıran Marguerite, hayatının son günlerinde, gençliğinde bastırmak zorunda kaldığı cinsel yönelimini kabullenerek kendiyle barışan yaşlı bir kadının hikayesi. Netflix’te izleyebileceğiniz oldukça pozitif, gülümseten ve umut veren kısa belgesel Period. End of Sentence., ise Hindistan’da hakkında konuşmak büyük bir tabu olan regli toplumsal açıdan ele alıyor ve ucuz ve hızlı ped üretmeyi sağlayan bir buluşun bir köydeki kadınların yaşamını nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Yarattıkları gündem ve tartışmalar nedeniyle, İrlanda’da iki küçük çocuğun daha küçük bir çocuğu vahşice katlettiği bir cinayetin sorgu kayıtlarında yola çıkan Detainment ve 1930’larda New York’un Madison Square Garden’ında 30 binden fazla ABD vatandaşının katılımıyla gerçekleşen Nazi kongresinin arşiv görüntülerini kurgulayan A Night at the Garden‘ın ödüle uzanması da şaşırtıcı olmaz. Son olarak, biri hariç hepsi gözyaşı döktürmeye ant içmiş Kısa Animasyon adayları… Pixar’ın imzasını taşıyan ve Incredibles 2‘yi sinemada izlediyseniz filmin başında gördüğünüz duygusal anne-oğul öyküsü Bao favori kabul edilse de, büyük stüdyolar yerine bağımsızları desteklemenin genel eğilim olduğu düşünülünce Weekends ya da Late Afternoon‘un da şansı olduğunu söylemek mümkün.

Tahminlerim: Marguerite / Period. End of Sentence. / Bao
Alternatiflerim: Detainment / A Night at the Garden / Weekends
Favorilerim: Madre / Period. End of Sentence. / Bao

 

En İyi Belgesel Film

En İyi Belgesel Film kategorisi, sezonun favorilerinden, neredeyse tüm ödülleri silip süpürmüş olan Won’t You Be My Neighbor? ve bu yılki en iyi belgeseller arasındaki Three Identical Strangers adaylar arasına giremeyince tahmin etmesi görece zor bir kategori haline geldi. Yönetmen Bing Liu’nun ortak kaykay tutkularıyla bir araya geldiği üç arkadaşını ve kendisini yıllar boyunca kameraya aldığı Minding the Gap, favorim olsa da muhtemelen aday olmakla yetinecek. İddialı iki belgesel, National Geographic’in Free Solo ve CNN Films’in RBG filmleri. İlki, hiçbir ekipman kullanmadan çıplak elle yapılan kaya tırmanışı anlamına gelen free solo tekniğinin ustalarından Alex Honnold‘un 900 metrelik nefes kesen tırmanışını belgeliyor. İkincisi ise demokrat Amerikalılar için bir süper-kahraman haline gelen 85 yaşındaki yüksek yargıç Ruth Bader Ginsburg‘ün biyografisi. Teknik imkansızlıkları zorlayarak belgelenen imkansız bir fiziksel başarıyı takdirin mi yoksa muhalifliğin mi kazanacağını göreceğiz.

Tahminim: Free Solo
Alternatifim: RBG
Favorim: Minding the Gap
Aday Olsun İsterdim: Three Identical Strangers

 

En İyi Animasyon

Kabul edelim, animasyon dünyası bu yıl kimseyi pek memnun etmedi; Dreamworks animasyonları arasına bir yenisi eklenmezken Disney (Ralph Breaks the Internet) ve Pixar animasyonları (Incredibles 2) açısından vasat devam filmlerinden ibaret, sıkıcı bir yıldı – 2001 yılından beri 17 kez dağıtılan ödülün 14 kez bu üç stüdyonun filmlerine gittiği düşünülürse, durum gerçekten üzücü. Ama sezonun başında ve sonunda izlediğimiz iki animasyon her şeyi unutturacak kadar iyiydi. Wes Anderson’ın Fantastic Mr. Fox‘tan 9 yıl sonra çektiği ikinci stop-motion animasyonu Isle of Dogs yılın son aylarına kadar benim de favorim olsa da, Spider-Man: Into the Spider-Verse‘ün çıkagelmesiyle tüm dengeler değişti. Sezondaki tüm animyason ödüllerini silip süpüren Sony Pictures Animation filmi, yıllardır Spider-Man filmleriyle hayalkırıklığı yaşatan stüdyoyu bir animasyonla affettirmiş oldu. Siyahi Spider-Man Miles Morales’le tanıştığımız animasyon, kendini kabullenmek ve yalnız olmadığını bilmek üzerine güçlü mesajları ve kullandığı farklı tekniklerdeki ve onları bir araya getirmedeki başarısıyla takdiri tüm diğer adaylardan daha fazla hak ediyor.

Tahminim: Spider-Man: Into the Spider-Verse
Alternatifim: Isle of Dogs
Favorim: Spider-Man Into the Spider-Verse
Aday Olsun İsterdim: Early Man

 

En İyi Yabancı Dilde Film

Fazla söze gerek yok; bu kategorinin kazananı, Meksika ülkesini temsilen Alfonso Cuarón‘un Netflix filmi Roma‘yı seçtiği an kesinleşti. Yönetmenin başyapıtı olan Roma filmi, sadece bu kategoride değil, aday olduğu 10 kategorinin birkaçında daha ödüle uzanacak gibi gözüküyor. Meksika Roma yerine başka bir filmi seçmiş olsaydı En İyi Yönetmen ve En İyi Görüntü Yönetimi dallarında da yer bulmayı başaran, Avrupa Film Ödülleri’ni silip süpürmüş Polonya filmi Zimna wojna / Cold War‘un ödüle yakın olduğunu ve Pawel Pawlikowski‘nin dört yıl sonra ülkesine bir kez daha ödülü kazandıracağını konuşuyor olabilirdik.

Tahminim: Roma (Meksika)
Alternatifim: Zimna wojna / Cold War (Polonya)
Favorim: Zimna wojna / Cold War (Polonya)
Aday Olsun İsterdim: Beoning / Burning (Güney Kore)

 

En İyi Ses Kurgusu / En İyi Ses Miksajı

Bu iki kategorinin farkını anlamak, en azından benim için öyleydi, bir hayli çaba gerektiriyor. Ben bu yıl ses kategorilerinin her ikisinin de galibinin First Man olacağını düşünüyorum. Bunun ilk nedeni filmin En İyi Film, Müzik, Görüntü Yönetimi ve Kurgu gibi kategorilerdeki haksız yokluğu nedeniyle, sevenlerinin oylarının buraya yönelecek olması. İkinci nedeni ise genelde teknik anlamda gösterişli, görsel ve ses tasarımıyla akılda kalan işlerin tercih ediliyor ve iki kategoriyi birden garantiliyor olması (bkz. Dunkirk, Mad Max: Fury Road, Gravity, Hugo, Inception...). Neil Armstrong ve ekibinin Ay’a ayak basışını konu alan First Man, tam da bu tanıma uyuyor. Ses miksajı kategorisinde müzikallerin de sıklıkla takdir ediliyor olması, Bohemian Rhapsody ya da A Star Is Born‘un o taraftaki elini güçlendiriyor; daha fazlasını hak ederken sadece ses kurgusu dalında aday edilen A Quiet Place ise filmin en büyük oyuncağı olan ses tasarımının faydasını görebilir.

Tahminlerim: First Man / First Man
Alternatiflerim: A Quiet Place / Bohemian Rhapsody
Favorilerim: A Quiet Place / First Man
Aday Olsunlar İsterdim: Mission: Impossible – Fallout / A Quiet Place

 

En İyi Görsel Efektler

Görsel efekt kategorisindeki tahminimi genellikle aralarındaki En İyi Film adayını seçerek yapsam da, son birkaç yıldır bu mümkün olmuyor, çünkü iki kategoriye birden aday olan film olmuyor. Bu sene en iddialı yapım kuşkusuz MARVEL’ın tüm süperkahramanlarını iki buçuk saate sıkıştırıp havasızlıktan yarısını öldürdüğü, hayranlarını koltuklarında zıplatan Avengers: Infinity War. Ama bu ödülü bir MARVEL filmi almayacak da kim alacak derseniz çok büyük bir yanılgıya düşüyor olursunuz. Çünkü MARVEL filmlerinin Oscar karnesi çok kötü. Bugüne kadar görsel efektleriyle aday gösterilmiş sekiz MARVEL filminden hiçbiri ödüle uzanamamış durumda. Avengers: Infinity War‘un yılın en iyi görsel efekt işlerinden biri olduğunu kabul etsem de, bu yıl da durumun değişeceğini sanmıyorum. (Şayet aday olan Black Panther olsaydı, durum farklı olabilirdi.) Tıpkı ses dallarında olduğu gibi, aynı sebeplerle, tahminimi First Manden yana kullanıyorum.

Tahminim: First Man
Alternatifim: Avengers: Infinity War
Favorim: First Man
Aday Olsun İsterdim: Black Panther

 

En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı

Makyaj ve saç tasarımı kategorisi için En İyi Film adaylarının ya da En İyi Kadın / Erkek Oyuncu dalında ödüle uzanabilecek kadar iddialı bir ismin yer aldığı filmin en doğru tahmin olduğunu söylemek mümkün. Bu yıl her iki koşulu birden karşılayan bir film var adaylar arasında: Christian Bale‘in Dick Cheney‘e dönüştüğü Vice filmi. Christian Bale’in değil ama makyaj ekibinin Oscar’ı cepte.

Tahminim: Vice
Alternatifim: Mary Queen of Scots
Favorim: Gräns / Border
Aday Olsun İsterdim: Black Panther

 

En İyi Kostüm Tasarımı

En İyi Kostüm Tasarımı, genelde tahmin etmesi kolay kategorilerden olsa da bu yıl zorluyor. Dönem kostümlerine aşık olan Akademi’nin tercihinin The Favourite yönünde olmaması için hiçbir sebep yok, 2018’in en iyi filmi olduğunu düşündüğüm The Favourite, her şeyiyle olduğu gibi kostümleriyle de takdiri hak ediyor, üstelik Sandy Powell, günümüzün en başarılı iki kostüm tasarımcısından biri – sırf bu yıl bile iki ayrı filmle adaylığı var. Fakat hem Afrika geleneklerini MARVEL evreniyle harmanlayışı hem de detaylarındaki göz kamaştırıcılığıyla Black Panther‘ın kostümleri benim için bir adım öne çıkıyor. Kostüm tasarımcısı Ruth E. Carter, 1990’lardaki iki adaylığıyla (Malcolm X ve Amistad) bu kategoride aday gösterilen ilk siyahi ünvanını kazanmış bir tasarımcı, Black Panther‘ın toplumsal önemi ve En İyi Film kategorisindeki ilk süper kahraman filmi olmasını sağlayan gücü de göz önünde bulundurulduğunda ödülü kazanan ilk siyahi olması için de doğru film, doğru zaman.

Tahminim: Black Panther
Alternatifim: The Favourite
Favorim: Black Panther
Aday Olsun İsterdim: BlacKkKlansman

 

En İyi Prodüksiyon Tasarımı

Kostüm tasarımında olduğu gibi prodüksiyon tasarımında da aynı iki film arasında kaldım. Üstelik benim favorilerim Hereditary ve Isle of Dogs adaylar arasında dahi yer almadığından fazla da umursamıyorum açıkçası. Kostüm tasarımında olduğu gibi burada da Black Panther sayesinde tarih yazılması olası; Hannah Beachler ödüle uzanması halinde, bu kategoride aday gösterilen ilk siyahi olmasının yanına bir de zafer ekleyecek.

Tahminim: Black Panther
Alternatifim: The Favourite
Favorim: First Man
Aday Olsun İsterdim: Hereditary

 

En İyi Orijinal Müzik / En İyi Orijinal Şarkı

Objektif olmakta gerçekten zorlandığım bir kategori, En İyi Orijinal Müzik. Barry Jenkins’in filmini pek sevmesem de, Nicholas Britell‘ın If Beale Street Could Talk için bestelediği müzikler sadece bu yılın değil, tüm zamanların en iyilerinden benim için. (Justin Hurwitz‘in First Man için besteledikleri de öyle ama ne yazık ki tüm iddiasına ve topladığı ödüllere rağmen aday dahi gösterilmedi.) Hurwitz’in en büyük rakibi olarak görüldüğü için Britell onun yokluğunda ödüle kolayca uzanacaktır diye düşünmemek elde değil. Fakat filmin beklenenden az (3) adaylık alması oy verenler tarafından izlenmediği / izlenmeyeceği  anlamına geliyor olabilir maalesef. Bu durumda henüz geçen yıl ikinci Oscar’ına kavuşan Alexandre Desplat (Isle of Dogs) dışında tüm adaylar olasılıklar dahilinde oluyor. Bugüne kadar 7 adaylığının hiçbirini ödüle çeviremeyen Marc Shaiman Mary Poppins Returns ile kazanabilir ya da Ludwig Göransson Black Panther furyasından payına düşeni alabilir – ama iki film de akılda kalıcı bir melodiye sahip değil bana kalırsa. Alternatif için geriye tek seçenek kalıyor: Caz trompetçisi Terence Blanchard‘ın BlacKkKlansman için bestelediği müzikler.

Şarkılara gelince… Film izlenmese dahi her yerde duyulan, akıllarda kalan bir şarkıyla Oscar’a ulaşmak mümkün olduğu için, bu kategoride dengeler biraz daha farklı. Ama bu yıl hiç laf kalabalığına gerek yok: Shallow” kazanacak. En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde şansı kalmayan Lady Gaga ve birkaç ay önce sezonu silip süpüreceğini düşünsek de yanıldığımız A Star Is Born‘un gecedeki tek ödülü bu olacak. Bu yıl Jennifer Hudson’ın seslendirdiği “I’ll Fight” şarkısıyla yarışan şarkı yazarı Diane Warren, 10. kez eli boş dönerek hiç kazanmadan en çok adaylığı bulunan kişiler listesindeki yerini korumaya devam edecek.

Tahminim: Nicholas Britell (If Beale Street Could Talk) / “Shallow” (A Star Is Born)
Alternatifim: Terence Blanchard (BlacKkKlansman) / “I’ll Fight” (RBG)
Favorim: Nicholas Britell (If Beale Street Could Talk) / “Shallow” (A Star Is Born)
Aday Olsun İsterdim: Justin Hurwitz (First Man) / “Girl at the Movies” (Dumplin’)

 

En İyi Görüntü Yönetimi

Roma‘nın kolayca uzanacağı ödüllerden bir diğeri görüntü yönetimi dalında olacak. Alfonso Cuarón‘un ilk görüntü yönetmenliği deneyimiyle, dört deneyimli görüntü yönetmeniyle aynı kategoride yarışsa da, ortaya çıkardığı iş gerçekten en az onlar kadar ve kendi yönetmenliği kadar iyi. Belki bu kategoriyi adayların belirlendiği süreçte olduğu gibi sadece görüntü yönetmenleri oyluyor olsaydı ibre Lukasz Zal‘ı (Zimna wojna / Cold War) gösterebilirdi ama herkesin oy kullandığı bir oylamada Cuarón’un alternatifi yok gibi.

Tahminim: Alfonso Cuarón (Roma)
Alternatifim: Robbie Ryan (The Favourite)
Favorim: Alfonso Cuarón (Roma)
Aday Olsun İsterdim: Linus Sandgren (First Man)

 

En İyi Kurgu

Kimsenin hiçbir şey bilmediği kategoriye geldi sıra. En İyi Film kategorisinde yer almayı ya da teknik başarılarıyla öne çıkmalarına rağmen, kurgusuyla dikkat çeken A Star Is Born, Black Panther, First Man ve Roma gibi yapımlar aday bile gösterilmedi. Bu durumda Vice, Adam McKay’in bir önceki filmi The Big Short‘un izinden giden kurgu tekniğiyle öne çıkıyor. Ama tahminimde yanıldığıma çok eminim. En İyi Film Oscar’ının muhtemel sahipleri Green Book ya da Bohemian Rhapsody rahatsız edici derecede kötü kurgularıyla burada da ödüle uzanabilir. BlacKkKlansman ya da The Favourite kaostan yararlanabilir.

Tahminim: Vice
Alternatifim: Green Book
Favorim: Vice
Aday Olsun İsterdim: First Man

 

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Sezon boyunca kaçırdığı tek bir önemli ödül bile olmayan Mahershala Ali, iki yıl önce Moonlight ile kazandığı Oscar ödülünün yanına bir yenisini ekleyecek. Sormak istiyorum, Mahershala Ali gerçekten yetenekli, iyi bir oyuncu ama üç sene içinde iki Oscar kazanacak kadar iyi mi? Üstelik başrol oyuncusu olduğu Green Book‘ta, En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde filmin diğer başrol oyuncusu Viggo Mortensen pazarlandığı için buraya itilerek haksız bir rekabet yaratılmış durumda. Can You Ever Forgive Me?‘nin hem performansıyla hem de sosyal medyadaki tavırlarıyla herkesi büyüleyen tiyatro kökenli oyuncusu Richard E. Grant’in hakkı fena yeniyor ama biliyoruz ki söz konusu Oscar olduğunda kimin hak ettiğinin pek de önemi yok.

Tahminim: Mahershala Ali (Green Book)
Alternatifim: Richard E. Grant (Can You Ever Forgive Me?)
Favorim: Richard E. Grant (Can You Ever Forgive Me?)
Aday Olsun İsterdim: Timothée Chalamet (Beautiful Boy)

 

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Sezonun başında televizyondaki başarısıyla Emmy ödülüne kavuşan Regina King, sinema cephesinde de bu kategoride eleştirmen birliklerinin favorisiydi, belli başlı ödüllerde de aday gösterilmesi halinde ödüle kolayca ulaştı. Tahminimden emin olamayışım da işte bu “aday gösterilmesi halinde” kısmından kaynaklanıyor. If Beale Street Could Talk‘un geç vizyon tarihi ve düşük bütçeli kampanyası, çoğu ödül jürisinin filmi izlemesinin önünde bir engel olmuşa benziyor. Filmin sadece 3 Oscar adaylığı olması da bunu destekliyor – ya da daha kötüsü, filmin sevilmediğini gösteriyor. Endişeli ve güçlü anne rolünde etkileyici bir performans sergileyen Regina King‘in karşısındaki en güçlü rakip altıncı adaylığına rağmen hiç ödülü bulunmayan Amy Adams diye düşünüyorduk ama kendisi, Regina King‘in aday olmadığı ödülleri bile kazanmayı başaramadı. Bu nedenle henüz geçtiğimiz hafta bir BAFTA Ödülü kazanan, ilk Oscar’ının üzerinden 13 yıl geçmiş Rachel Weisz‘in güçlü bir rakip olduğunu söylemek mümkün.

Tahminim: Regina King (If Beale Street Could Talk)
Alternatifim: Rachel Weisz (The Favourite)
Favorim: Rachel Weisz (The Favourite)
Aday Olsun İsterdim: Margot Robbie (Mary Queen of Scots)

 

En İyi Erkek Oyuncu

Her anlamda kötü bir film olan Bohemian Rhapsody‘nin önlenemez yükselişi, Freddie Mercury‘i canlandıran Rami Malek‘in Oscar ödülünü garantiledi gibi. Christian Bale‘in ikinci Oscar’ına ya da bu yıl adaylık sayısını 7’ye çıkarmasına rağmen eli boş olan Bradley Cooper’ın ilk ödülüne ulaşması, zor olsa da ihtimaller dahilinde. Rami Malek‘in ödülünü kabullendim ben; gönül ister ki filmin tek zaferi bu olsun.

Tahminim: Rami Malek (Bohemian Rhapsody)
Alternatifim: Christian Bale (Vice)
Favorim: Bradley Cooper (A Star Is Born)
Aday Olsun İsterdim: Ethan Hawke (First Reformed)

 

En İyi Kadın Oyuncu

İçten içe Glenn Close’un The Wifetaki güçlü performansı ve kariyerindeki yedinci adaylığıyla ilk Oscar’ını kazanacağını biliyorum. Yine de The Favourite‘ın kraliçesi Olivia Colman‘ın kazandığı her ödülle sempatisini daha da arttırışı, yılın en iyi performanslarından birini vererek gerçek bir oyunculuk filmi olan The Favourite‘ta harikalar yaratması ve sezon boyunca favorisiz geçen ve ödüllerin Olivia Colman, Glenn Close ve Lady Gaga arasında dağılmasını da düşünerek, favori filmimin geceyi Oscar’sız kapatacağına inanmadığım için riskli bir tahminde bulundum. (Pek tabii ki The Favourite üçlüsü arasında ödüllendirilen Olivia Colman değil, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisinde yarışan Rachel Weisz da olabilir.)

Tahminim: Olivia Colman (The Favourite)
Alternatifim: Glenn Close (The Wife)
Favorim: Olivia Colman (The Favourite)
Aday Olsun İsterdim: Toni Collette (Hereditary)

 

En İyi Uyarlama Senaryo

Senaryo dallarında mantıklı bir tahmin yapmak öncelikle için En İyi Film dalındaki adaylara bakmak gerekiyor. Çünkü En İyi Film adayı olmayan bir filmin senaryosunun Oscar kazandığını görmek için orijinal senaryoda 2004, uyarlama senaryoda 1998 yılına kadar geri gitmek gerekiyor. Bu yıl uyarlama senaryo kategorisindeki adayların yalnızca ikisi bu koşulu karşılıyor: A Star Is Born, hem dördüncü kez izleyici karşısına çıkan hikayesiyle hem de filmin genel gözden düşüşü nedeniyle pek mantıklı bir seçim değil. Geriye BlacKkKlansman kalıyor. BlacKkKlansman‘ın kazanmasıyla hem 2018’in Black Panther ve BlacKkKlansman‘la güçlenen siyahi anlatısı geride bir iz bırakacak hem de Spike Lee‘nin kariyeri, En İyi Yönetmen ödülünü kaçırması halinde bile senarist kimliğiyle kutlanmış olacak.

Tahminim: BlacKkKlansman
Alternatifim: If Beale Street Could Talk
Favorim: BlacKkKlansman
Aday Olsun İsterdim: Leave No Trace

 

En İyi Orijinal Senaryo

En İyi Orijinal Senaryo kategorisinde ise adaylardan dördü En İyi Fim adayı: The Favourite, Green Book, Roma ve Vice. Ödülü hak eden The Favourite olsa da,  tahmin yaparken En İyi Film ödülünü kazanma ihtimali en yüksek filme yönelmek en mantıklısı: Green Book.

Tahminim: Green Book
Alternatifim: The Favourite
Favorim: The Favourite
Aday Olsun İsterdim: Eighth Grade

 

En İyi Yönetmen

Tahminlerimdeki en büyük riski burada almak ve Spike Lee‘nin BlacKkKlansman ile kazanacağını söylemek istiyorum aslında. Ama Roma‘nın Altın Küre, Critics’ Choice, BAFTA ve DGA ödüllü yönetmeni Alfonso Cuarón‘un kazanmayacağını düşünmek gerçekten çılgınlık ve buna cesaret edemiyorum. Son 5 yılın 4’ünde Meksikalı yönetmenlerin kazandığı En İyi Yönetmen kategorisinde (Alfonso Cuarón – Gravity, Alejandro González Iñárritu – Birdman, The Revenant, Guillermo del Toro – The Shape of Water) muhtemelen bu sene de adres aynı olacak ve Alfonso Cuáron ikinci yönetmen Oscar’ının yanında En İyi Yabancı Film ve En İyi Görüntü Yönetimi ödüllerini almak için de sahneye çıkacak. İçimden bir ses hâlâ zaten Oscar’ı bulunan ve hatta bu yıl bir Oscar’ı garantilemiş Alfonso Cuarón yerine ödülsüz usta Spike Lee’nin kazanabileceğinde ısrar ediyor ama maceraya lüzum yok.

Tahminim: Alfonso Cuarón (Roma)
Alternatifim: Spike Lee (BlacKkKlansman)
Favorim: Yorgos Lanthimos (The Favourite)
Aday Olsun İsterdim: Debra Granik (Leave No Trace)

 

En İyi Film

Kötünün iyisine razı olmak diye bir şey varmış gerçekten. Yılın en utanç verici ve en kötü filmlerinden olmasına rağmen en prestijli ödül törenlerinde dahi taçlandırılan, tacizci yönetmeni, homofobik senaryosu, beceriksiz işçiliği ve taklit performansıyla Queen ve Freddie Mercury’nin mirasına hiç yakışmayan Bohemian Rhapsody‘nin kazanmasını o kadar istemiyorum ki, senaryosu ve motivasyonuyla birçok derdim olmasına rağmen Green Book‘un kazanmasını ister hale geldim. Oysaki sezonun başında A Star Is Born ve Roma‘nın çekişmeli yarışına şahit olacağımızı düşünüyordum, düşünüyorduk. Sonuç olarak Toronto’da kazandığı izleyici ödülüyle başlayan iddialı ödül sezonu yolculuğunu En İyi Film Oscar’ı ile tamamlayacak gibi duruyor Green Book, yanına hak etmediği bir senaryo ve bir kategori hilesiyle kazandığı oyuncu adaylığını ekleyerek…

Tahminim: Green Book
Alternatifim: Roma
Favorim: The Favourite
Aday Olsun İsterdim: Zimna wojna / Cold War

 

Özetle, tahminlerime göre Green Book, Roma ve First Man 3’er, If Beale Street Could Talk, Vice ve Black Panther 2’şer, BlacKkKlansmanThe Favourite, Bohemian Rhapsody ve A Star Is Born ise 1’er Oscar ile ödüllendirilecek.

Emre Eminoğlu

Sinema, Kültür ve Sanat Yazarı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN