Ali ve Nino: Doğu ve Batı Arasında Uzak Bir İhtimal
Bir roman, bir film ve bir heykel… Ali ve Nino, doğu ile batı arasında kalan iki gencin aşkını anlatırken, kimlik, inanç ve fedakârlık gibi evrensel konuları da ele alıyor. Bu yazıda, hem romanın edebi gücüne hem sinemasal yansımasına hem de Batum sahilinde bir sanat eserine dönüşen etkisine birlikte bakacağız.
Ali ve Nino, ilk kez Avusturya merkezli E.P. Tal yayın evi tarafından Almanca olarak 1937 yılında Viyana’da yayımlandı. Kitabın yazarı olarak “Kurban Said” adı geçse de bu takma adın ardında kimin olduğu hâlâ gizemini koruyor. Roman, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, 20. yüzyılın başlarında geçiyor. Müslüman Azeri soylusu Ali Han Şirvanşir ile Hristiyan Gürcü prensesi Nino Kipiani arasındaki aşk, bir yandan Doğu ile Batı arasındaki kültürel uçurumu, diğer yandan savaşın ve siyasetin bireylerin hayatını nasıl değiştirdiğini anlatıyor.
Kurban Said, yalnızca iki gencin aşkını değil; Kafkasya coğrafyasının karmaşık etnik ve dini yapısını, petrol zengini Bakü’nün bağımsızlık mücadelesini ve modernleşme sürecini, Osmanlı-Rus-İngiliz etkilerinin yarattığı siyasi gerilimi de ustalıkla işler. Romanın merkezinde elbette bu imkansız gibi görülen aşk hikayesi vardır, ancak bu aşkın çevresinde bir varoluş mücadelesi, gelenek, özgürlük ve fedakârlık gibi temalar güçlü bir şekilde hissedilir.
Beyaz Perdede Ali ve Nino (2016)
2016 yılına gelindiğinde bir döneme ve içinde bulunduğu coğrafyaya damgasını vurmuş bu hikayenin film uyarlaması seyircilerle buluştu. Oscar ödüllü belgesel yönetmeni Asif Kapadia tarafından beyaz perdeye uyarlanan Ali ve Nino, görsel zenginliği ve tarihi atmosferiyle bir döneme damgasını vuran bu aşk hikâyesini büyük bir ustalıkla beyaz perdeye yansıtmayı başardı. Senaryosunu Christopher Hampton’un kaleme aldığı filmde Ali’yi Adam Bakri, Nino’yu ise María Valverde canlandırdı.
Filmin önemli rollerinden birinde ise usta oyuncu Halit Ergenç yer aldı. Ergenç, Nino’nun ailesiyle yakın bağları olan ve savaş döneminde kritik bir konumda bulunan Mehmed karakterine hayat verdi.

Film, geniş prodüksiyon tasarımı, dönem kostümleri ve Azerbaycan’dan Gürcistan’a uzanan çekim mekânlarıyla dikkat çekti. Ali & Nino filmi, her ne kadar romanın derinlikli anlatımına birebir sadık kalmasa da, görsel gücüyle ve tarihi atmosferiyle hikâyeyi daha geniş kitlelere ulaştırmayı başardı. Film, özellikle iki gencin farklı dünyalara ait olsalar da aynı duygularda buluşabileceklerini vurgularken, zamanın ruhunu, coğrafyanın çatışmalarını ve aşkın kırılganlığını da gözler önüne serdi.
Kavuşmak Özgürlükse, Özgürdük İkimiz De: Batum’daki Ali ve Nino Heykeli
Ali ve Nino’nun destansı hikayesi yalnızca kitap ve filmlerle sınırlı kalmadı. Bu imkansız aşk, görsel sanatlarda da ölümsüzleştirilmeye çalışıldı. Bu eserler arasında öne çıkan güncel örneklerden biri, Gürcistan’ın Karadeniz kıyısındaki Batum şehrinde yer alıyor. Gürcü heykeltıraş Tamar Kvesitadze tarafından 2010 yılında yapılan “Ali ve Nino” heykeli, bu unutulmaz aşk hikâyesine adanmış en çarpıcı sanat eserlerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Yaklaşık 8 metre yüksekliğindeki iki metal figür, her gün belirli bir saatte yavaşça birbirine yaklaşıyor, kısacık bir süre birleşiyor ve ardından uzaklaşıyor. Bu döngü, Ali ile Nino’nun kavuşma arzusunu ve kaçınılmaz ayrılığını simgeliyor.
Ali ve Nino, aşkın farklı inançlar ve kültürler arasında nasıl şekillendiğini anlatan zamansız bir hikâye. Romanın edebi gücü, sinema uyarlamasının görsel dili ve Batum’daki heykelin sessiz hareketiyle birleştiğinde, bu aşk hikâyesi sınırları aşan evrensel bir anlatıya dönüşüyor.
Kapak Fotoğrafı: mybestplace.com
İlginizi çekebilir: Ezgi Cenk’ten Sinemanın Sessiz Oyuncusu: Mimarlık

Recep Emre 








Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!