Gözlerimi kısıp gün batımına yaklaşan güneşin yumuşak ışığını izliyorum. Ilık bir rüzgar esiyor; tıpkı bir Akdeniz şehrinde, denize biraz uzak ama ruhuna yakın bir yerde gibi hissediyorum. Çevremdeki yeşillikler, gökyüzünün pastel tonlarına karışıyor; parlayan ışık, masamdaki zarif tabaklara yansıyor. Her lokma, her yudum sanki gündüzün sıcaklığından, o anda hissettiğim huzurdan bir parça taşıyor. İçim hafifliyor, gülümsüyorum ve o an anlıyorum… Etiler’in yeni ama bir o kadar da tanıdık hissettiren adresindeyim: Amaya. Gündüz saatlerinde bile akşam üstü bir tatilin eşiğindeymiş gibi hissettiren bu yeni konseptteyiz. 

whatsapp-image-2025-06-29-at-13-07-18
Volkan Özkur | Fotoğraf Kaynağı: Amaya

Amaya İstanbul

Amaya yeni versiyonu ile aramızda! Şefliğini Le Cordon Bleu mezunu Volkan Özkur’un üstlendiği bu zarif mekân, hem lezzetleri hem de yaklaşımıyla dikkat çekici bir bütünlük sunuyor. Genç bir şefin ellerinden çıkan ve her detayında mesleğine duyduğu tutkuyu hissettiren tabaklarla karşılaşmak, benim için her zaman heyecan verici olmuştur. Amaya’da bu heyecan fazlasıyla karşılığını buluyor.

Türk mutfağının köklerinden beslenen Amaya, geleneksel tarifleri modern tekniklerle yeniden yorumlarken alışılmış kalıpların dışına cesurca çıkıyor. Menü, yalnızca damaklara değil, aynı zamanda doğaya ve topluma da hitap ediyor. Sıfır atık felsefesi, yerel üretici işbirlikleri ve Kafessiz Türkiye gibi sürdürülebilirlik odaklı projelerle desteklenen mutfak anlayışı, Amaya’yı etik değerlerle donanmış bir gastronomi deneyimi haline getiriyor.

Her tabak, mevsimsel malzemelerle hazırlanıyor; doğaya saygılı bir bakış açısı ve çağdaş pişirme teknikleriyle birleşerek unutulmaz bir sunuma dönüşüyor. Menüye geçmeden önce ise bu eşsiz lezzetlerin servis edildiği atmosferi anlatmak isterim; çünkü Amaya, yalnızca bir restoran değil, aynı zamanda iyi tasarlanmış bir deneyim alanı. 

whatsapp-image-2025-06-29-at-13-07-16
Amaya’dan Lezzetler | Fotoğraf Kaynağı: Amaya

Ambiyans

Amaya’nın en çarpıcı yönlerinden biri yeşillikler içinde oluşturulmuş huzurlu ambiyansı. İçeri girer girmez sizi karşılayan büyük yapraklı bitkiler ve kurutulmuş çiçek detayları, doğayla bağ kuran bir Akdeniz hissi yaratıyor. Mekanı çevreleyen cam detaylar sayesinde dış mekânla iç içe, aydınlık ve nefes alabilen bir alan hissi veriyor. Gün ışığını cömertçe içeri alması, mekâna gündüz saatlerinde ayrı bir enerji katıyor. Mekânda kullanılan masa örtüleri ve tabaklar oldukça zarif. Beyaz örtüler ve doğal tonlardaki tabaklar sadeliği temsil ederken, farklı formlardaki seramik tabaklar karakter katıyor. Bu sadelik, yemeklerin şıklığını ve renklerini öne çıkarmak için bilinçli bir tercih gibi duruyor.

Farklı tarzlarda sandalyelerin bir arada kullanıldığı bu dekorasyon anlayışı hem modern hem de sıcak bir ev havası yaratıyor. Rattan detaylı sandalyeler, yuvarlak formlu koltuklar ve ahşap tonlar Akdeniz’e özgü bir yumuşaklıkla mekâna dağılmış durumda. Alt tonlarda kullanılan bej, krem, kahverengi ve zeytin yeşili gibi renkler; doğallığı, sadeliği ve sofistike bir zarafeti birleştiriyor. Masalarda yer alan zarif vazolar ve kurutulmuş çiçekler her detayın özenle düşünüldüğünü hissettiriyor.

img_8177-2
Başlangıçlardan| Fotoğraf Kaynağı: Tuba Nil Dengiz

Menüden Lezzetler

Amaya’nın menüsü, yalın ama güçlü bir çizgide ilerliyor. Soğuk ve sıcak başlangıçlar, salatalar, ana yemekler ve tatlılar şeklinde sınıflandırılmış menü, netliğiyle sizi asla yormuyor. Bu sade yapı, tercihte bulunmayı kolaylaştırırken her kategoride etkileyici seçenekler sunuyor.

Sıcak başlangıçlar arasında öne çıkanlar: İsli Ahtapot, Kuzu İncik & İçli Köfte, Edirne Ciğer ve Mantar Burger. Soğuk başlangıçlar kısmında ise Kürlenmiş Levrek ve Piyaz, Çanak Enginar & Kaju Glaze, Bonfile Tataki & Çiğ Köfte gibi yaratıcı dokunuşlar yer alıyor. Salatalar ise ferah ve renkli: Burrata, Çilekli Semizotu Salatası, Domates Salatası ve The Original Caesar. Ana yemeklerde ise Somon Tavadan Hünkar Beğendi’ye, Izgara Köy Tavuğu’ndan Kuşkonmaz Risotto’ya uzanan zengin bir lezzet yelpazesi sizi bekliyor. Tatlılar bölümünde ise Poşe Armut, Portakallı Baklava ve benim favorim olan Manda Yoğurt Mousse menüyü taçlandırıyor.

img_8189-2
Kürlenmiş Levrek ve Piyaz | Fotoğraf Kaynağı: Tuba Nil Dengiz

Gelelim benim bu yolculukta tattığım tabaklara… Başlangıçlarda; pastırmalı patates köpüğü, tatlı-ekşi soğan kıtırı ve semizotu ile sunulan İsli Ahtapot, damakta yumuşak ama karakterli bir iz bırakıyor. Ahtapot doğru teknikle pişirilmiş; pastırma ve soğan dokunuşlarıyla tabağa katman kazandırılmış. Edirne Ciğer, hoisin sos, sarımsak cipsi ve kuru biberle tatlandırılmış; klasik bir tarifin nasıl çağdaş bir dokunuşla sofistike bir forma bürünebileceğine örnek. Ciğeri sevmeyen biri için bile iştah açıcı olacak kadar dengeli ve zarifti. Kürlenmiş Levrek ve Piyaz, piyaz sosu, acı biber turşusu ve maydanoz yağıyla tamamlanmış. Geleneksel piyaz, bu tabakta modern mutfakla yeniden tanımlanıyor; ferah, asiditesi yerinde, oldukça dengeli.

Salata tercihim, mevsimin taptaze semizotlarıyla hazırlanan Çilekli Semizotu Salatası oldu. Erzincan tulumu, kırmızı soğan, fındık ve çilek bir araya geldiğinde; hem görsel olarak hem de tat açısından zengin bir tabak ortaya çıkmıştı.

img_8201
Somon Tava | Fotoğraf Kaynağı: Tuba Nil Dengiz

Ana yemekte tercihim, muhteşem bir beurre blanc sos eşliğinde sunulan somon tabağıydı. Somon balığı, somon havyarı, confit patates, rezene ve halhali zeytinle tamamlanmış bu tabak; zarif sunumu ve oturmuş lezzetiyle akıllarda kalan bir deneyim sundu. Tatlıda ise beni en çok etkileyen, vişne sorbe, çikolatalı tart hamuru ve fesleğen yağıyla hazırlanan Manda Yoğurt Mousse oldu. Ekşi, tatlı ve taze notaların dengesi bu tatlıyı benim için unutulmaz kıldı.

Kısacası, Amaya’da her tabak titizlikle düşünülmüş, malzeme seçimi ve sunumla birleşerek rafine bir mutfak anlayışını ortaya koymuş. Lezzetler, şıklık ve özenle birlikte servis ediliyor. Yolunuz Etiler’e düşerse, bu zarif ve duyarlı mutfakla mutlaka tanışmanızı öneririm. Afiyet olsun!

Kapak Fotoğrafı: Amaya İstanbul

İlginizi çekebilir: Tuba Nil Dengiz’den Slow Bebek