Daha önce yazdığım Schengen vizesi içerikli yazıya gösterilen çılgın ilgi sonucu, anladım ki bizim ülkece bu vize konusunda kafamız karışık. Zaten benim böyle bir yazı yazmaya karar verme sebebim de, ilk vize alma girişimim öncesinde kafamda oluşan onlarca soruya hiçbir net cevap bulamamış olmamdı. O yüzden, daha önce de söz verdiğim gibi, Amerika vizesi konusuna parmak basmaya karar verdim.

Amerika vizesi, çoğu insana göre, tüm vizeler içinde en göz korkutanıdır. “Ay mülakata gireceğim ne giysem?” ya da mülakata gireceğinizi söylemeniz sonucu verilen “Sakın annenin kuzeninin küçük oğlunun orada olduğunu söyleme, yoksa seni orada kalacak zannederler” tavsiyeleri gibi türlü türlü saçmalıklar havada uçuşur genelde. Siz boşverin tüm o söylenenleri. Ben geçen sene, yaklaşık 3 dakika içinde 10 senelik vizeme kavuşmuş biri olarak, sizi mümkün olduğunca bu konuda aydınlatacağım.

1. Fotoğraf

Öncelikle fotoğraf işini halletmenizde fayda var. Çünkü birazdan söz edeceğim elektronik başvuru formunu doldururken fotoğrafınıza ihtiyaç olacak. Eğer fotoğrafınız mevcut değilse ya da yanlış ebatlardaysa, doğru fotoğrafı mülakata gittiğiniz zaman yanınızda götürmeniz gerekiyor. Fotoğrafın nasıl olması gerektiğini, fotoğrafçılara gidip “Amerika vizesi için fotoğraf çektireceğim” şeklinde belirterek öğrenebilirsiniz. Öyle kafanıza göre gidip arkası mavili vesikalık falan çektirmeye kalkışmayın. Arka fon beyaz olacak, fotoğraf “son 6 ay içinde” çekilmiş olacak gibi kriterler mevcut.

2. DS-160 Formu

Gerçekleştireceğiniz en önemli adımlardan biri bu formu doldurmak. Başvurunuzun büyük bir kısmını bu adımda tamamlamış oluyorsunuz zaten. Bu formla ilgili en önemli nokta, formun randevu tarihinizden en az 3 iş günü önce tamamlanmış olması gerekmesi. O kadar önemsiyorlar ki, o şekilde yapılmadığı takdirde bir kez daha randevu almanız gerekiyor. Forma ulaşmak için: https://ceac.state.gov/genniv/

Başvuru forumdan bir bölüm:

3. Başvuru Ücreti

Başvuru için Nisan 2012 itibariyle 160$ gibi bir ücret ödemeniz gerekiyor. Bu ücret, turistik vize harici vize türleri için daha da artabiliyor. Ödemeyi randevu alırken web sayfası üzerinden kredi kartı ile, ya da  herhangi bir Akbank şubesine giderek yapabiliyorsunuz.(reklam almadım, hakkaten sadece oraya ödenebiliyor) Eğer bankadan hallederseniz, karşılığında size verilen dekontu başvuru belgelerinizin içine eklemeniz gerekiyor. Ücreti ödemeden randevu alamıyorsunuz ve vize ücretini elçilikte ödemek gibi bir imkanınız yok. “Orada hallederiz” diye gaza gelmiyoruz.

4. Randevu

Randevu almadan önce yukarıda söz ettiğim formu dolduruyorsunuz. Ardından https://usvisa-info.com/ ‘a girerek, Türkiye seçeneğini seçtikten sonra, kendinize bir hesap oluşturuyor ve gereken bilgileri giriyorsunuz. Sonucunda size uygun olan randevu tarihlerinden birini seçiyorsunuz.(istiyorsanız telefon ederek de randevu alabilirsiniz, ama bence internet daha kolay) Bu noktada dikkat etmeniz gereken 2 önemli konu var. Birincisi yukarıda da söylediğim gibi başvuru formunu en az 3 iş günü önceden doldurmuş olmak. İkincisi bu işlemleri Amerika’ya gidiş tarihinizden mümkün olduğunca uzun bir süre önce başlatmak. Neden derseniz, yoğunluk durumuna göre, randevu tarihini 2 -3 hafta sonraya da verebiliyorlar. Dolayısıyla olaylar beklediğiniz kadar hızlı ilerlemeyebiliyor.

5. Mülakat

Geldik herkesin gerim gerim gerildiği, memura şirin gözükeceğim diye ağzını ayırdığı en heyecanlı kısma. Ne soruyorlar, nasıl bir ortam oluyor, baklava götürseniz vizeyi almanız garanti mi gibi soruları cevaplandırmadan önce size söyleyeceklerim var. Gerilecek bir şey yok. Öyle sandığınız gibi filtre kahve içen takım elbiseli bir adamla, boş bir odada masa başında 28 soru cevaplamayacaksınız. Bildiğiniz vezne gibi yan yana bölmelerin olduğu bir alanda, kalabalığın içinde 2-3 soru cevaplayacaksınız alt tarafı. Ortalıkla gözlüklü ajanlar, çatıda sniperlar falan da yok. Bekleme alanında ayağını poposunun altına almış oturan teyze de var, sakız çiğneyen taçlı gurbetçi de var. O yüzden sakin olun, panik yok. Bu arada, muhtemelen mülakata elinizde tapu, araba ruhsatı, hesap dökümü, artık Allah ne verdiyse gideceksiniz. Bunları sizden hiç istemeyebilirler. Bana sormadılar bile. Ama yine de yanınızda bulundurmanızda fayda var. Sonuçta amaç, Türkiye’ye döneceğinizi, orada kalmanız için bir nedeniniz olmadığını kanıtlamak.

Nasıl oluyor bu iş derseniz, öncelikle numara alıyorsunuz. Sıra size geldiğinde parmak izi taraması yapılıyor. Ardından bir kez aynı numara ile mülakat için beklemeye koyuluyorsunuz. Siz oraya gittiğinizde, sizinle konuşacak olan görevli, onlara önceden göndermiş bulunduğunuz forma çoktan ulaşmış olacağı için, size formu baz alarak bir takım sorular soruyor. Örneğin;

-Ziyaret amacınız nedir?

-Ne kadar kalacaksınız?

-Şu anda ne işle meşgulsünüz?

-Masraflarınızı nasıl karşılayacaksınız?

-Hangi şehre gideceksiniz?

Bu tip soruları, ister Türkçe, ister İngilizce cevaplandıracaksınız. İngilizce konuşabilirseniz güzel olur, ama bu sizi panik yapacaksa Türkçe de konuşabiliyorlar, hiç sorun değil, tamamen sizin yönlendirmenize bağlı. Sorulara vereceğiniz cevaplar “Hiçbir işle meşgul değilim, Amerika’da belki iş bulurum ve çaktırmadan yaşamaya başlarım, zaten halam da orada yaşıyor kalacak yerim de var” şeklinde değilse, ve elinizde Türkiye’ye döneceğinizi garantileyecek belgeler varsa, bir sorun yaşamayacaksınız.

Amerika Vizesi’nin en güzel yanı, öyle Schengen gibi 3-5 ay verip süründürmemesi. Veriyorlar 10 yıllık vizeyi, kafanız rahat ayrılıyorsunuz konsolosluktan. Zaten vizenizin onaylanıp onaylanmadığını size oracıkta söyleyiveriyorlar, yumurcak gibi sırıtıveriyorsunuz ya da çemçük gibi çıkıp gidiyorsunuz. İnanın Schengen ile uğraşmak daha sinir bozucu. Beklentilerine karşılık verdiğiniz takdirde, her şey yolunda ilerliyor ve alıveriyorsunuz vizeyi.

Birkaç ipucu daha vermek gerekirse:

-Öğrenciyseniz yanınızda öğrenci olduğunuzu kanıtlayacak bir belge ve transkript götürmeyi unutmayın.

-Giderken biraz düzgün giyinmeniz size bir şey kaybettirmez. En azından ciddiye alıyor izlenimi verebilirsiniz. Öyle Oscar’a katılıyor gibi de gitmeyin tabii.

-Konsolosluğa girerken içeri elektronik alet sokmamakta ısrarcı davranabiliyorlar. Buna telefon da dahil. Bu konuda bir çözüm üretmenizde fayda var. Ben tam konsolosluğun karşısındaki bir kafeye, 5 tl karşılığında bırakmak gibi bir çılgınlık yaptım. Döndüğümde hala oradaydı.

-Eğer tatil amaçlı gidiyorsanız, tatilinizin planlanmış olması önemli bir artı. Kesin olarak ne kadar süre kalacağınız, hangi otellerde konaklayacağınız gibi bilgileri net olarak verirseniz, daha güvenilir bir ortam oluyor.

-Pasaportum benim elime 1 hafta civarı bir sürede ulaştı ancak bunun 2 haftaya kadar uzadığına da şahit oldum, bu işin net bir süresi yok.

Öykü Doğan’ın Schengen vizesi alma ipuçları için “Schengen Vizesi Alma Sanatı” yazısını okuyabilirsiniz.

www.oitheblog.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?