Anastasia Kobekina: Bir Hikâye Anlatıcısı
Tutkuyla bağlı olduğu enstrümanını bazen kural tanımayan asi bir karaktere, bazen de yüzyılların bilgeliğini taşıyan bir anlatıcıya dönüştüren Rus çellist Anastasia Kobekina; klasik müzik sahnesine yeni bir estetik vizyon taşıyan, yetenekli ve ilham veren bir isim. Müziğin merkezine doğan sanatçı için çello, yalnızca bir enstrüman değil; dört yaşında tanıştığı ve çocukluğundaki tek oyuncağı olan bir yaşam ortağı. Antik Yunan’dan izler taşıyan ilk albümünü besteci babası Vladimir Kobekin ile kaydeden Kobekina, geçmişin disiplinini bugünün özgür ruhuyla buluşturarak dinleyiciyi duyusal bir yolculuğa davet ediyor.

Bach, Radiohead, Kökler
Kobekina’nın dünyasında türler arası sınırlar, yerini çok sesli bir arayışa bırakıyor. Radiohead’in ‘Like Spinning Plates‘ şarkısını çellonun melankolik ve katmanlı yorumuyla yeniden var eden sanatçı için Bach, Radiohead ve babasının müzikal mirası vazgeçilmez bir kutsal üçlü.
Bu eklektik yapı videolarındaki teatrallik ile birleştiğinde, klasik müziğin standartları, yerini farklı notalara ve dinamik bir estetiğe devrediyor.
Suyun Hafızasından Barok Derinliğe
Sanatçının diskografisi yüzyıllara yayılan bir çello antolojisi niteliğinde. Ellipses albümünde çello için yazılmış ilk eserlerden çağdaş bestecilere uzanan bir köprü kurarken Venice ile suyun ve ışığın zarafetini sese dönüştürüyor. Kendi otoportresi olarak nitelediği son çalışması Bach: Cello Suites‘te ise barok dönemin derinliğini tarihsel referanslarla yeniden yorumluyor.

Sınırları Aşan Bir Empati
Sanatçının kariyerindeki zirve anlardan biri de Fazıl Say ile gerçekleştirdiği etkileyici iş birliği. Kobekina, Say’ın ‘Immigrants’ adlı bestesinde, göçmenliğin dramatik dünyasını derin bir empatiyle yansıtarak, eserin duygusal yükünü performanstan öte bir tanıklığa dönüştürüyor.
Now or Never
2024 Leonard Bernstein Ödülü’nün sahibi olan ve adına özel konçertolar yazılan Kobekina’nın hikâyesi, Alman televizyon kanalı ARD’nin ‘Now or Never’ isimli dört bölümlük belgeseline konu olurken; Stradivari Vakfı, 1717 yapımı Antonio Stradivari imzalı çelloyu kendisine emanet ederek sanatçıyı onurlandırdı.
Klasik müziğin otoritesi Gramophone, sanatçı için ‘Kobekina’nın enstrümanından çıkan sesler o kadar doğal, esnek ve insani geliyor ki, bazen çello dinlediğinizi unutuyorsunuz’ derken; yaylı çalgılar dünyasının köklü referans kaynağı The Strad ise onun şamanik ifade gücünü överek, kendisini ‘benzersiz bir yeteneğe sahip bir vizyoner’ olarak tanımlıyor.
Son albümüyle birlikte yoğun bir konser takvimi içinde olan Anastasia Kobekina; içten tavırları, çarpıcı müzikalitesi ve karizmatik sahne varlığıyla çellonun kadim mirasını onurlandırmaya devam ediyor.
Kapak Fotoğrafı: Academy of St Martin in the Fields
İlginizi çekebilir: Elif Nur Uyanık’tan Janoska Ensemble: Klasik Müziğe Bakış Açınızı Değiştirecek Deneyim

Çağlar Kaya





Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!