Uzak İhtimal (2009) ve Yozgat Blues (2013) filmleriyle hüzün dolu karakterler yaratan, hayatın detaylarındaki mizahı başarılı bir şekilde beyazperdeye yansıtan Mahmut Fazıl Coşkun, yeni filmi Anons ile Venedik Film Festivali’nin Yeni Ufuklar bölümünde Jüri Özel Ödülü’nün sahibi olmuştu. Başka Sinema gösterimleri kapsamında izleyebileceğiniz film, 1960’ların Türkiye’sindeki bir darbe girişimini konu alıyor.

Mahmut Fazıl Coşkun‘un geçtiğimiz haftalarda vizyona giren üçüncü filmi Anons, politik bir dönem filmi olarak değerlendirildiğinde yaratabileceği hayalkırıklıkları bir yana, yönetmenin sinemasına oldukça yakışan ve bize temasının, konusunun ve hatta karakterlerinin bile önüne geçen bir his aktarmayı başaran bir film. Bu his sadece bir karakterin değil, bir toplumun hüznü. 1960’larda gerçekleştirilmesi planlanan (ve gerçek olaylara dayanan) bir darbenin neden başarısız olduğunu açıklamamızı kolaylaştıran o hüzün, film boyunca karşımıza çıkan ana ya da yan karakterler sayesinde bir çığ gibi büyüyor. Üstelik bu hüznün izlerini politik atmosferi kabullenmişlik, alaturka-alafranga ayrımının yön verdiği hayatlar, konuyla hiçbir alakası olmayan bir buzdolabının ya da bir askerlik anısının saatlerce heyecanla konuşulabildiği muhabbetlerle görüyor, bunların günümüz düzeni ve toplumuyla olan benzerliklerini düşünerek gülümsüyor ve/veya endişeleniyoruz.

Ali Seçkiner Alıcı, Murat Kılıç, Tarhan Karagöz ve Şencan Güleryüz, haklarında çok bir şey öğrenmediğimiz, öğrenmek zorunda da olmadığımız, ordudan ayrılmış dört subayı canlandırıyor. Filmin merkezindeki bu dört kişi, tek bir amaca odaklanmış durumda ve amaçlarını gerçekleştireceklerine olan inançları tam. Bir gece boyunca, tıkır tıkır işleyeceğini düşündükleri planlarını gerçekleştirmek için bir noktadan diğerine yolculuk ederken, önlerine türlü engeller çıkıyor. Tesadüfler onları farklı yollara saptırıyor, hiçbiri onlarla doğrudan ilgili olmasa bile amaçlarına giden yolun kaderini değiştiriyorlar. Basit, ufak, sıradan detaylarda gizli, hayatın ta kendisi anları, havadan sudan konuşmalar… Her şeyin düşünüldüğü ve planlandığı gibi olamamasının nedeni onlarda saklı; çünkü planı yapan kurumun ve düzenin mekanikliği, kendini olduğundan büyük, güçlü ve yüce görmesi, o ufacık detayları, gündelik yaşamın sıradanlığını hesaba katmıyor.

Dört karakterin yolculuğunda karşımıza çıkan karakterlerin hepsi o dördünün önüne geçiyor sanki. Tıpkı biraz önce söylediğim gibi, amacının büyüklüğünün ve gücünün olduğundan fazla olduğuna inanan dört karakterimiz, o amaca ulaşılamamasının nedeni olan detayların, yani yan karakterlerimizin gölgesinde kalıyor. Bir taksici, sahnesi bittikten sonra bile varlığını hissettirmeye devam ediyor. Bir teknisyen, varlığına şahit oluşumuzun dakikalar öncesinden başlayarak filmi farklı dönemeçlere sürüklüyor. Bir polis memurunun verdiği ipucu, filmin başlamadan bitmesine engel oluyor.

Uzak İhtimal (2009)

Mahmut Fazıl Coşkun‘un karakterlerlerinin hüznünün her şeyin önüne geçmesi, Anons‘a özel ya da ilk değil. Yönetmenin ilk iki filmi Uzak İhtimal ve Yozgat Blues da, özenle yazılmış, dertlerini ve hayattaki kaybolmuşluklarını çok iyi anladığımız karakterler üzerine kuruluydu. Tıpkı Anons için tamamen politik bir konunun üzerine kurulu ama neredeyse apolitik bir film diyebildiğimiz gibi, Uzak İhtimal‘de bir imam ve bir rahibenin arasındaki duygu alışverişini dini bir altyapıyla, toplumsal bir analizle okumak zorunda değildik. Sadece tuhaf ve hüzünlü, çokça platonik bir Romeo-Jülyet hikayesiydi belki, karakterlerin mesleklerinin o hüznü yaratacak, o imkansızlığı mümkün kılacak ve onları mahçup bir uzaklıkta tutacak olması yeterliydi. Yozgat Blues‘da da filmin adında geçen şehrin ya da karakterlerin müzikle olan ilişkisini geri planda tutmak, yalnızca onların kaybolmuşluklarını, ayrıldıkları ve geldikleri noktalarda kendilerini farklı konumlarda bulmalarını, aralarındaki tuhaf dinamikleri okumak yeterliydi.

Yozgat Blues (2013)

Kısacası Anons için bir darbe filmi, politik bir eleştiri ya da bir dönem filmi demeyi tercih etmemek filmden zevk almak için yeterli. Anons1960’ların Türkiye’sindeki politik atmosferi kabullenmiş halktan insanların figüran rolünde olduğu, kendini sadece bir dönem üzerlerine giydikleri üniforma nedeniyle her şeyi başarabilecek ve yaptıkları her şeyin aynı sebeple çok önemli olduğunu düşünen dört kaybolmuş karakterin hüzünlü hikayesi. Hatta belki bu bile değil; Anonstek işi geceleri ekmek dağıtmak olan bir adamın Almanya’ya göçme hayallerinin neden suya düştüğünün hikâyesi. Her ne olursa olsun, tıpkı diğer Mahmut Fazıl Coşkun filmleri gibi zevkle izlenecek, hüznü kadar mizahi yönü de güçlü ve -her ne kadar başlıca arzusu ve amacı bu olmasa bile- dönemi harikulade yansıtan bir film .

Venedik Film Festivali‘nin Yeni Ufuklar bölümünün Jüri Özel Ödülü‘nü kazandıktan sonra Malatya Film Festivali‘nde En İyi Film seçilen Anonsayrıca Adana ve Boğaziçi Film Festivalleri‘nden de ödüllerle ayrıldı. Filmi, bu hafta da Beyoğlu Pera Sineması ve Kadıköy Sineması‘nda izleyebilirsiniz.

Başka Sinema | IMDb Puanı: 6.9/10

İlginizi çekebilir: Türkiye’den, Her Filmini Merakla Beklediğimiz Yönetmenler

Emre Eminoğlu

theMagger Editörü, Kültür ve Sanat Yazarı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN