Ayurveda, ayurvedik detoks, ayurvedik beslenme gibi kelimeleri son zamanlarda etrafımda sıkça duyuyorum. Bu zamana kadar Ayurveda’nın aşağı yukarı ne olduğuyla ilgili kulaktan dolma bilgiler edinmiş olsam da, tabii ki bu bana yeterli gelmedi ve başladım araştırmaya. Ayurveda ve felsefesi nedir, tarihi ne zamana dayanır, ayurvedik beslenme nedir ve nasıl uygulanır, tüm merak ettiklerimi öğrendim. Şimdi ise sıra en güzel bölümde, sizlerle paylaşmakta!

Ayurveda Nedir?

Öncelikle Ayurveda, Sanskritçe’de yaşam bilgisi anlamına gelen ve kökeni 5000 yıl öncesinin Hindistan’ına dayanan, dünyanın en eski tıp yöntemlerinden biri. Bu yöntemin Himalayalar’da yaşayan kavimlerden çıktığı biliniyor ve eski Mısır, İnka ve Aztek kültürlerinde izlerine rastlandığı söyleniyor. Bilinene göre Ayurveda aynı zamanda, Tibet ve geleneksel Çin tıbbının temelini oluşturuyor.

Peki, Ayurvedik sistemin hedefi nedir? Öncelikle yaptığım okumalardan ve dinlediğim konuşmalardan yola çıkarak söyleyebilirim ki, Ayurveda deyince aklınıza gelmesi gereken ilk ve tek kelime, denge. Öyle bir sistemden bahsediyoruz ki, insanın fiziksel, zihinsel ve ruhsal beden olmak üzere, dışarıdan ayrı gibi görünen ancak aslında iç içe geçmiş halde, sürekli bir enerji alışverişi içinde olan 3 bedenden oluştuğu fikri üzerine kurulu. Ve Ayurveda’ya göre, insanın yaşam kalitesini bu üç bedenin ne kadar dengede olduğu belirliyor.

Yani Ayurvedik sisteme göre, tüm bedenimizin uyum içinde çalışması için bir yandan düzenli spor yapıp iyi beslenirken, yani fiziksel bedenimize özen gösterirken, bir yandan ruhumuza iyi gelecek aktiviteler yapmalı, örneğin doğayla iç içe zaman geçirmeliyiz. Bir yandan da, üçüncü bedenimiz olarak adlandırılan zihinsel bedenimize önem vererek; bizi zihinsel kargaşa veya psikolojik problemlerden uzak tutacak, yoga ve meditasyon gibi aktivitelere zaman ayırmalıyız. Ayurveda, ancak bu üç sistemin birlikte uyum içinde ve dengede çalışmasıyla iyi bir yaşamın mümkün olabileceğini söylüyor.

Ayurveda Nasıl Uygulanır?

Ayurveda, insanların doğuştan bir “bünye tipi” olduğunu kabul eden bir yöntem. Dolayısıyla kaliteli bir yaşama giden yolda atılması gereken ilk adım, kişinin hangi bünye tipine sahip olduğunu keşfetmesi. Bundan sonrası, bünye tipine bağlı olarak belirlenecek gıda seçimleri, egzersizler, masajlar, nefes ve meditasyon teknikleri, baharat kullanımları ve daha fazlası. Hepsine yavaş yavaş değineceğim. :) Yalnız özellikle altını çizmek istiyorum, Ayurveda baştan sona doğal bir tedavi yöntemi, Ayurvedik sistem herhangi bir kimyasala bağlı kalarak işlemiyor.

Ayurveda ve Dosha’lar

Ayurveda, hepimizin çeşitli bünye tiplerinden oluştuğunu söylüyor demiştik. İşte bu tiplere, dosha deniyor. Dosha’lar; bedensel, ruhsal ve zihinsel özelliklerimizi simgeleyen enerjiler aslında. Ayurveda’da 3 farklı dosha bulunuyor:

Vata Dosha

Vata tipi kişiler, genellikle mesafeli, soğuk, sert ve değişken olarak tanımlanıyorlar. Evrendeki her şeyin Boşluk, Hava, Ateş, Su ve Toprak olmak üzere beş elementten oluştuğunu söyleyen Ayurveda, Vata tipi kişilerin elementlerini de hava ve boşluk olarak anlatıyor. Bu kişiler aynı zamanda, diğer dosha’lara liderlik eden bir enerjiye sahip olmalarıyla öne çıkıyorlar.

Pitta Dosha

Pitta enerjisi, ateş ve su elementlerini temsil eden, dönüşümün enerjisi olarak biliniyor. Neşeyi, keyfi, sıcaklığı uyandıran Pitta enerjisi, dengesiz olduğu zamanlarda bunu aşırı sıcaklık hissi, görme problemleri ve susuzluk gibi belirtilerle öne çıkarıyor.

Kapha Dosha

Kapha enerjisi, direnme gücünü simgeliyor. Cesaret, bağışlama, şefkat gibi kelimeleri içinde barındıran Kkapha enerjisine sahip kişiler, toplumda sevgi dolu oluşlarıyla ön plana çıkıyorlar. Su ve toprak elementlerinden oluşan Kapha enerjisine sahip bu kişilerin dengesi bozulduğunda ise, güvensizlik ve kıskançlık duyguları, aşırı kilo alımı ve depresyonla birlikte kendini gösteriyor.

Bu 3 bünye tipini de öğrendikten sonra, sıra geldi Ayurveda’nın nasıl uygulandığına. Öncelikle bir Ayurveda uzmanı, hangi dosha’nın sizde daha aktif olduğunu belirlemek amacıyla size bir test uyguluyor. Dolayısıyla ilk ve en önemli aşama, hangi dosha’ya sahip olduğunuzu anlamak. Sonrasında ise, bununla bağlantılı olarak sizin için uygun olan yaşam şekli belirleniyor. Vücudunuzda eksik olan elementler tespit edilip belirli gıdalarla dengeleniyor, fazla olanlar da masaj gibi yöntemlerle dengeleniyor.

Ayurvedik Beslenme

Bir de yine sıkça duyduğumuz, Ayurvedik beslenme konusu var tabii. Ayurveda, her ne kadar kişinin bünye tipine göre belirlenen, özgün prensiplere dayansa da, temelde herkes için geçerli olan genel sistemlerden oluşuyor. Sindirimin optimum düzeyde gerçekleşmesini sağlamak ve bütünsel olarak iyi hissetme halini ortaya çıkarmak bu beslenme şeklinin ana hedefi.

Ayurvedik beslenme, iltihap önleyici bir beslenme şekli ve aslında Batı mutfağında yer almasına alışık olduğumuz birçok olguyu kırıp geçiyor. Klasik diyet programlarında neyi görmeye alıştık? Besinlerin protein, karbonhidrat, yağ gibi sınıflara ayrılarak özellikle ne kadar kalori içerdiklerinin hesaplanmasına. Öyle değil mi? İşte Ayurvedik beslenme, besinlerin doğasını, tadını, kalitesini ön planda tutuyor ve gıdaları 6 tat grubuna göre sınıflandırıyor: tuzlu, tatlı, acı, ekşi, buruk, yakıcı. Neden mi? Çünkü her gıda farklı elementlerden oluşuyor ve dilde farklı bir tat bıraksa da, sindirim sürecinde ve sonrasında farklı etkiler gösterebiliyor. Yani Ayurveda’da aslında önemli olan, besinlerin tadı.

Gelelim bazı Ayurvedik beslenme tavsiyelerine! Ayurvedik beslenmede kilit unsurlardan biri baharatlar. Örneğin, Vata tipi kişilerin karında şişkinlik problemine; defne yaprağı, zencefil, rezene ve kimyon çok iyi geliyor. Kapha enerjisindeki kişilerin iştahsızlık hissetmesi durumunda; zerdeçal, pul biber, karanfil, kakule ve karabiber gibi baharatları tüketmesi öneriliyor.

Ayurvedik beslenme; yemeklerle birlikte çok miktarda su veya herhangi bir sıvı alınmaması, toksinlerin atılmasına yardımcı olmak için gün boyunca sıcak su ya da zencefil çayı içilmesi, en ağır öğünün öğle yemeği ve en hafif öğünün akşam yemeği olması gibi çeşitli genel prensiplere dayanıyor. Tüm bunlar; fiziksel, zihinsel ve ruhsal bedenin dengede kalması, böylece de uyku kalitesinin artarak stresin azalması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, kan basıncının düzenlenmesi ve daha pek çok olumlu etkinin ortaya çıkmasını sağlıyor. Ayurveda’yı iyi ki tanıdım!

İlginizi çekebilir: Alternatif Tıp Tedavileri

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN