Filmekimi’yle birlikte Ekim ayı İstanbullular için daha farklı bir anlam kazanmıştı, öyle ki artık bir gelenek haline geldi. Ama Ekim ayı denince akla tek gelen de Filmekimi değil, en azından son birkaç yıldır Ekim ayı artık daha renkli, daha lezzetli. Evet, Restoran Haftası’ndan söz ediyorum. Adından yeni haberdar olduğum, bu yıl 15-31 Ekim tarihleri arasında dokuzuncusu düzenlenen “lezzet festivali”. Restoran haftasının olayı ise insanlara uygun fiyatlı, lezzetli ve alıştıkları tatlardan “farklı” yemekler sunmak. Birçok mekanın katıldığı etkinlik kapsamında ben de Basta! ’da yeme şansı buldum.

Nisan 2016 yılında kapılarını açan Basta! Kadıköy’de, Caferağa Spor Salonu’nun hemen yanında yer alıyor. Ömrümün geçti Yengeç’in (bugünkü adıyla Bira Fabrikası) hemen karşı çaprazında yer alan Basta!’nın işletmeciliğini aşçılık eğitimlerini Fransa’da tamamlamış olan Derin Arıbaş ve Kaan Sakarya üstleniyor. Michelin yıldızlı mekanlarda çalışmış olan, etkileyici CV’ye sahip iki dost sokakların vazgeçilmez lezzeti dürümü alıp onu restoran konseptiyle harmanlamış. Kendilerinin street food bar olarak tanımladıkları Basta!’nın menüsü de dekorasyonu da street food konseptini yansıtıyor haliyle.

Adını yeterli ya da kâfi olarak çevirebileceğimiz basta kelimesinden alan mekanın öne çıkan ürünü dürümleri. Ana yemek olarak kuzu, dana, sucuk, tavuk ve vejetaryen dürüm bulunduran Basta!’da menüsünde tercih edebileceğiniz bir diğer lezzet ise kuzu burger. Yalnızca bu altı çeşitten oluşan menü alakasız mutfakların bir arada bulunduğu menülere alışmış bizlerin gözüne ilk bakışta yetersiz gelebilir. Fakat sıra seçim yapmaya geldiğinde insan neden menüdeki çeşitliliğin aslında yeterli olduğunu anlıyor. İlk olarak Basta!’da seçim yapmak (özellikle de kararsızlar için) çok kolay. Ayrıca ürün sayısı ile kalite arasında ters orantı olduğunu da unutmamak gerek. Söz konusu mutfak olduğunda gerekli bilgi ve tecrübeye sahip ikilinin kaliteden taviz vermemek üzere dürüme ve dürümün ana malzemesine odaklandığını görebilmek pek zor değil. Ne demek istediğimi gidip tadınca
anlayacaksınız zaten.

Başlangıç olarak portakallı mercimek çorbası, humus ve günün salatası seçenekleri sunan mekanda tatlı olarak ise karamel soslu Basta sütlaç ve Paris brest servis ediliyor. Turşu ve lavaş hariç her şeyin el yapımı olduğu Basta!’da içecek olarak ise yine el yapımı olan ve kavanozumsu şişelerde servis edilen ice tea, açık ayran ve organik limonata bulunuyor. Ali Göde şalgamının yanı sıra Bodrum mandalina gazozu da yer alan içeceklerden.

Restoran haftasına gelecek olursak, Basta!’nın restoran haftası kapsamındaki menüsünde karamelize soğanı, marulu, maydanozu ve sosuyla servis edilen leziz mi leziz, tam kıvamında 160 gramlık kuzu döş, humus veya günlük salata seçeneklerinden biri ve seçtiğiniz bir içecek oluşturuyor. İki kişi gittiğimiz için biz menülerden birinde humus bir diğerinde ise salata seçerek hepsinden tatma fırsatı bulduk, içecek olarak ise ayran ve limonata denedik. Menünün yıldızıyla başlayacak olursak, ben böyle et en son ne zaman yedim hiç hatırlamıyorum. Aradan geçen günlere rağmen etin tadı hala damağımda. Yanında verilen küçük lavaş parçaları ise size lokmalık dürümler yapma imkanı sunuyor; belki küçük bir detay fakat farkı yaratan da bu küçük detaylar değil mi zaten? Soğan pek sevmeyen biri olarak karamelize soğanları tabir-i caizse “hüplettiğimi” itiraf etmek isterim, tabağı doldurmak için etin lezzetine lezzet katmak için duruyorlar etin yanında.

Tahini hiçbir zaman sevemedim, dolayısıyla humusla da pek aram yok. Yoğunluğundan şikayetçi olduğumun humusun aksine Basta!’nın humusu gayet hafifti. Tahin yüzünden benim damak tadıma uymasa da arkadaşım gayet başarılı buldu.

Günün gizli yıldızı ise ikimiz için de salata oldu. Söz konusu günün salatası olduğunda insanın aklına şanslı gününde olabileceği ihtimali geliyor esasen, ancak aldığım izlenim salataların her daim harika olduğu yönünde, hem de öğün olarak tercih edilebilecek kadar harika.

İçecek olarak ayran ve limonata denedik. Basta!’nın ayranı güzeldi, yoğun kıvamlı ayran seven biri olduğum için bana hafif geldi. Ancak herkesin tarzı farklı. Ama mekanın limonatası… Sırf limonata içmeye gidilebilir!

Basta’da bir de vejetaryen dürüm denedik. Sarımsak sevmeyen, gerçekten dayanamayan biri için fazla sarımsaklı gelebilir, onun dışında ise malzemesi bol, gerçekten bol, öyle ki lavaşın patlamamasına, içinin kenarlardan taşmamasına şaşırdım diyebilirim; sebzeler ağızda resmen dağılıyor.

Uzun lafın kısası, Basta! Street Food’a bir kere gittikten sonra kolay kolay vazgeçebileceğinizi sanmıyorum. Şimdiden afiyet olsun!

 

Basta! Street Food Bar: InstagramKonum

Basta! Street Food Bar Adres: Caferağa Mahallesi, Sakız Sk. No:1, 34710 Kadıköy/İstanbul

İlginizi çekebilir: Özlem Karagöz’den Minval: Akatlar, Yaren Sokak’ın Yeni Sakini

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN