Batık Maliyet: Geçmişin Bugüne Ağırlığı
Bazı anlar o kadar gündeliktir ki insan ancak durduğunda neyi taşıdıklarını fark eder. Bu durma hallerinden birini ofiste öğle yemeğinde yaşadım. Ne kadar yiyeceğimi tam hesaplayamıyorum tabii ki. Biraz alışkanlık, biraz göz kararı… Yemek sonunda doyma hissi geldiğinde tabakta kalanlara baktığımda içimde bir suçluluk duygusu beliriyor. Bıraksam çöpe gidecek, yemeye devam etsem bedenime yazık. Sonra üzerine düşününce fark ettim ki konu sadece yemekle ilgili değilmiş, geçmişte ödediğim bir bedelin bugünkü davranışımı sessizce belirlediği bu halin, ekonomide bir adı vardı: Batık maliyet.

Ekonomik Bir İz, Geri Dönmeyen Bir Bedel
Batık maliyet, geçmişte yapılmış ve artık geri alınması mümkün olmayan harcamaları anlatır. Bu harcamalar para, zaman veya emek olabilir. Asıl mesele, bu bedellerin rasyonel olarak bugünkü kararları etkilememesi gerekirken çoğu zaman tam tersini yapmasıdır.
Bir işe, projeye veya karara ne kadar çok yatırım yaptıysak ondan vazgeçmek o kadar zorlaşır. Çünkü vazgeçmek yalnızca bugünü değil geçmişi de sorgulamayı gerektirir. Harcananların boşa gittiğini kabul etmek, çoğu zaman devam etmenin maliyetinden daha ağır gelir.
İlişkilerde Kalanlar
Bu insan ilişkilerinde de görünür. Artık iyi gelmeyen bir ilişkide kalmak, uzun süredir tatmin etmeyen bir dostluğu sürdürmek ya da yıllarını verdiği bir bağdan kopamamak… Çoğu zaman sebep bugünkü hal değildir. Asıl ağırlık, geçmişte yaşananlarda, verilen emekte, paylaşılan anılardadır. İnsan zihni vazgeçmeyi kayıp olarak kodlar. Devam etmeyi ise bir tür telafi gibi görür. Sanki biraz daha dayanılırsa, biraz daha sabredilirse, geçmişte verilenler anlam kazanacaktır. Oysa çoğu zaman olan şudur: geçmişin bedeli, bugünün özgürlüğünü ipotek altına alır.

Yatırım Psikolojisi ve Umudun İnadı
Batık maliyet yanılgısı, yatırım kararlarında daha da belirginleşir. Değeri düşen bir varlıktan çıkmamak, zarar büyüdükçe beklemeye devam etmek ya da artık anlamını yitirmiş bir hedefe tutunmak… Mantık geri çekilmeyi işaret ederken, duygular geçmişteki kararı savunur. Burada devreye umut girer. Ama bu umut geleceğe değil, geçmişe yöneliktir. Yapılan hatanın hatırlanmasını istemeyen bir umut. O yüzden bazen en pahalı yatırım, parayla yapılan değil, vazgeçemediğimiz kararlardır.

Kitlesel Eğilimler
Bireysel eğilimler, kalabalıklar içinde daha da görünür hale gelir. Toplumlar, kurumlar ve kültürler geçmişte alınmış kararları sürdürme eğilimindedir. Geri adım atmak yalnızca ekonomik değil, simgesel bir kayıp da yaratır. Yanılmış olma ihtimaliyle yüzleşmek, çoğu zaman değişmenin önünde görünmez bir duvar örer. Bu eğilim, sadece büyük toplumsal yapılarla sınırlı kalmaz, günlük hayatın küçük alışkanlıklarına da yansır.
Örneğin e-ticaret siteleri, abonelik modelleriyle kullanıcıda “bu üyeliği değerlendirmeliyim” baskısı oluşturarak bu durumu kendi lehlerine kullanır. İnsanlar normalde yapmayacağı harcamaları mantıklı görmeye başlayabilir ve kısa vadeli tasarruf amacıyla başlayan ödemeler zamanla toplamda daha yüksek bir harcamaya yol açabilir. Kargo ücreti gibi ekstra maliyetlerden muaf olduğumuz aboneliklerde çoğu zaman alışverişi, “boşa gitmesin” düşüncesiyle yaparız.
Kurumsal Kararlar ve Devam Etme Israrı
Şirketler ve büyük organizasyonlar için batık maliyet, stratejik kararların gölgesinde dolaşır. Büyük yatırımlar, uzun soluklu projeler ve yıllara yayılan planlar, başarısızlık sinyalleri verse bile sürdürülür. Geri çekilmek, yalnızca finansal değil, itibar, prestij ve geçmiş kararların sorgulanması anlamına gelir. Oysa bazen en sağlıklı karar, durmakla başlar. Ama bu duruş, geçmişi inkâr etmeyi değil onun bugünü yönetmesine izin vermemeyi gerektirir.
Rasyonel Bir Unutkanlık: Hafızasızlık Özelliği
Bazen geçmişin ağırlığı, bugünkü kararlarımızı sessizce belirler. Ama olasılık teorisine göre bazı süreçler buna aldırmaz. Hafızasızlık özelliği, daha önce başarısız olan denemelerin sayısının veya geçen sürenin, gelecekteki denemeler veya hazırlık süresi üzerinde hiçbir etkisi olmadığını söyler. Yani geçmiş ne olursa olsun gelecek kendi kurallarına göre akar. Bunu kabullenmekte zorlanırız; ödenmiş bedelleri, kayıpları ve harcanmış zamanı ön plana çıkarırız. İşte batık maliyetin, günlük yaşam ve ekonomik kararlarımızdaki görünmez ağırlığı ile bu bilimsel gerçek arasındaki sessiz ama çarpıcı fark burada yatar.

Belki de en cesur adım, geçmişin gölgesinden çıkıp, geleceğe kendi koşullarımızda izin vermektir. Öğle yemeğinde tabakta kalanlar gibi, yemeği tabağımıza aldığımız anda tüm sorumluluk bize aittir; sonrası ise artık kontrolümüzün dışındadır. Biz yesek de yemesek de o kaynak bize ayrılmıştır ve başkasının faydalanma hakkını yemeği aldığımız anda ortadan kaldırmış oluruz. O noktadan sonra en doğru karar, doyduğumuz noktada bırakabilmektir.
Kapak Fotoğrafı: The Berliner
İlginizi çekebilir: Dilara Melisa Yaman’dan FOMO – JOMO İkilemi

Senanur Eydemir






Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!